Her doğum, bilmem nelere gebe?


Ters gelmesin bu mantık size. Doğum nihayettir, ardı sıra nasıl bir döngü olabilir ki? Diye de sorulmasın.

        Öyle doğumlar vardır ki, arkasından koskoca bir tarih değişebilir, bir ülkenin gidişatındaki temel taşlar yerinden oynayabilir, bir milletin kaderi yeniden şekillenebilir.

         Bir doğumun yol açtığı bir yoldan binler doğmaya başlar ve o binler yeni binleri doğurur.

        Belki zamanında küçücük bir harekettir. Zamana göre kayda değer bile addedilmez, hafife alınır, “ne ki minicik bir adım işte, eti ne budu ne” de denilmiştir belki. “Dev bir çarkın içinde bu ne cüret, erir gider, tutunamaz bu dişliler arasında” denilerek, çarka kafa tutmak için atılan bu minicik adım, önemsenmemiş bile olabilir.  

        Fakat bu, yani o adımın veyahut da doğumun nelere gebe olduğu, o adımın ne kadar içten, ne kadar samimi, ne kadar gönülden ve ne kadar Hak’tan yana olduğuyla yakından alakalıdır.

       Çarkın hesaplayamadığı ya da hesaplayamayacağı şey de budur.   

        Bu yüzden bu şekilde atılan hiçbir adım küçük değildir ve tarih, tarihin bu küçük adımlarla nasıl değişikliğe uğradığını yazar durur. Tabi bazıları fark edilmez, sebeplere değil de sonuçlara bakılır. Haklar teslim edilmez, o ilk adımdaki hareketin nihayetidir tüm bunlar denilmez. Hatta bu lehten sonuna kadar faydalananlar nankörlük içine girip, çarkın kendi lehlerine dönmesinden duydukları güveni de buna bağlamaz.

        Fakat olsun. Bilen bilir.

        Ve bu hareket ne kadar Hak’tan yanaysa zaman o hareketin sahiplerini haklı çıkarır ve kimse olmasa bile Hak her daim yanında olur.

         İla-nihaye balık bilmese bile Halik bilecektir.

        Onun için balık hafızalardan şikâyet etmeye gerek yoktur.

        Balzac tüm hayatını adayarak bir irade hareketi başlatırken şöyle diyor; “ne üstünlüktür unutulmayı yenmek.”

         Balzac’ın bu iradesi sadece kendisine yönelik, tüm çabası adının yaşamasına dair. Başarıyor da Balzac. Onun şunu anladığını not düşer Zweig, artık silah gücüyle dünyayı fethedemezsiniz, bunu sanatla yapabilirsiniz. Kendisine zıt bir karakteri örnek alır yine de. Fakat anladığı şekilde. Napoleon’un bir resminin altına şunları yazar: “ Onun kılıçla sona erdiremediği şeyleri ben kalemle tamamlayacağım.”

         Fakat dediğimiz gibi Balzac’ın tüm çabası bir yönüyle unutulmamaya, kendi adının yaşamasına yönelik. Bunun için sarf ediyor yukarıdaki sözü de. Unutulmayı yenmeyi üstünlük olarak değerlendiriyor.

          Bir de bir kutsal doğuma iştirak edip, canla başla çalışıp, Hak için Hakkı tutup kaldıran, sırasında bunun için hayatını ortaya koyanlar var. Unutulmak onlar için çok küçük bir ayrıntı. Adlarının bilinmesinin hiçbir önemi yok. İnsanlar tarafından takdir görmenin, onlardan bir beklenti içine girmenin çok çok gerisinde bu insanlar. Varsa yoksa Hakkın rızası için çırpınma söz konusu. Hareketlerinin, ortaya koydukları güzelliklerin merkezinde asla kendileri yok ki unutulmak gibi bir dertleri olsun. Tüm çabaları insan için, insanlık için. Hak için, adalet için, iyilik için.

        Sevdaları da büyüktür onların bu yüzden. Dünyaya kaparlar gözlerini. Zerre kadar karşılık beklemekten imtina ederler ki, doğumlarının ve ardı sıra gelen binlerce doğumun ödülü Allah katından olsun.

        Şüphesiz Allah kim ne için çaba sarf edip çalışıyorsa mutlaka karşılığını verecektir. Bu dünyada da. Balzac, o sabahlara kadar çalışmanın, bu yolda gösterdiği irade ve çabanın karşılığını almış ve adı arzuladığı üzere unutulmamıştır.

          Bizim inanç ve itikadımıza göre onun ödülü bu kadardır lakin. Bu dünyayla sınırlı.

          İşte bu yüzden bir hareketin içine Hakkın rızasını katmak anlamlı…

          Unutulmak ya da gelinen noktadaki sonuçların senden bilinmemesi çok sonraki mesele…

         Bilelim bilmeyelim, takdir edelim etmeyelim, fark edelim etmeyelim, bugün her kerameti kendinden bilen ve bunu adeta çaldıkları davullarla yaygara halinde insanların gözüne sokanların değil; sessiz, mahcup, mütevekkil, bakışları yerde, idealleri zirvede Hak rızasıyla yanıp tutuşan insanların çalışmalarının sayesinde iyi şeyler oluyor bu ülkede.

         Ne mutlu o vakit, her doğum, bilmem nelere gebe deyip, kolları sıvayıp, Hakka teslim olarak; inanarak, şuurla, azimle bugünlere gelenlere.

          Selam olsun o kutlu doğumun sahiplerine. Ne binleri? Milyonlarla devam etsin bu döngü, hoş bir seda daimi yankılansın bu gök kubbede.