Umudu olmayan, kartondan medet umar mı?


Bir ülke düşünün, gece-gündüz ölümle burun buruna bir yaşam

Bir hayat düşünün, her an ölüm korkusuyla dilinde ‘Kelime-i Şahadet’i eksik bırakmayan,

Bir Ana düşünün, evlatları için gözyaşı akıtan,

Çocukları düşünün, gelecek adına hayal dahi kuramayan,

Gülüp oynayamayan…

Barut kokusu ve gözyaşı…

Düşünmesi ürkütüyorsa sizi, peki bu yaşamla baş başa kalanlar ne yapmalı?

Rüya yerine kâbus görüyorsa çocuklar, kimden neyin hesabını sormalı?

Yanı başımızda, nefesi içimizde yaşayan Suriye’de ki çocukların, gasp edilen haklarını korku filmi gibi izlemeyi yakıştırabiliyorsak kendimize,

Biz okuldan kaçmak için bin bir çeşit mazeretlere sığınırken, az ötemizde yazacak defter bulamadığı için kartondan medet uman çocukları, kara tahta yerine duvara yazan gönüllü öğretmenleri görüyor ve susuyorsak eğer, “Muhammed Taşçılar&Adnan Çelik siz bu haberi bir hiç uğruna yaptınız” demek olmuyor mu bu?

Biz, ‘orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüz’ sözüyle büyüyen Milletiz.

Biz komşusu açken, utanan…

İnsanoğlu dalar uzaklara, fani dünya ne kadar çok yorarsa yorsun tüketmez umudunu, geleceğin hayalini kurar ardı sıra.

Siz hiç kurulan bir hayalin kötü bir sonla biteceğini işittiniz mi?

Peki ya siz, hiç hayal kurmayı bir lüks sayan toplumla karşılaştınız mı?

Umudu olmayan, kartondan medet umar mı?

Ben artık insan haklarını sorgulamayalı çok oldu,

‘Ama kardeş bağlarını’ sorguluyorum.

 Evet, hakikaten ‘nerde kardeş bağları?’

Suriye’de Esed rejimi ile muhalif gruplar arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle birçok bölgede okullar kapalı,

Tüm bunlara rağmen eğitime ara vermeyen bazı okullar ise jetler tarafından bombalanınca kullanılamayacak halde,

Lakin yaklaşık iki yıldır kapalı olan okullar şükür olsun ki gönüllüler tarafından tekrar açıldı.

Bazıları kendi evlerini okul olarak kullanırken, bazıları ise savaşta hasar gören yerleri onararak okul haline getirdi. Derme çatma kerpiç yapılarda eğitim verilmeye çalışılıyor.

Rakka bölgesinde  muhalifler tarafından açılan bir okul Şanlıurfa’da ki STK’ların yardımı ile sayısını 100’e kadar çıkardı.

Ancak sayıları 15 bini bulan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu kırtasiye yardıma muhtaç.

Defter bulamayanlar kartonları defter yerine kullanıyor,

Gönüllü öğretmenler kara tahta yerine duvara tebeşirle yazarak eğitim vermeye çalışıyor.

Önümüz kara kış, çocuklar çıplak. Ayakkabı ve monta ihtiyaç duyuyor.

Hakkaniyetinden bir an bile şüphe duymadığım ‘Can yoldaşım’ saydığım, her daim saygıyla andığım, Ağabeyim bildiğim, ‘kardeşim’ diye adımı anan Muhammed Taşçılar bir gerçeği daha haykırıyor yaptığı haberle.

Ses veriyor, imkân sunuyor elinden geldiğince, ‘sessiz çığlıklar gökleri inletiyor’ dercesine. 

Ben artık kendimi sorguluyorsam eğer, attığım kahkahadan utanıyor, yediğim bir lokma boğazımda düğümleniyorsa, sıcacık evimde yastığa başımı koyup rahatça uykuya dalamıyorsam ve kendimden utanıyorsam… Varın gerisini siz düşünün.

Mesafeler uzak değil artık, dünya bir karış toprak.

*** Bir naçizane çağrı da ben yapıyorum, Ahmet Kutsi Tecer’in ‘Orda Bir Köy Var Uzakta’ şiiriyle büyüyen bu Milletin bir ferdi olarak;

“Orda bir ses var, uzakta
O ses bizim sesimizdir…”