Neden Vali?


Ak Parti Şanlıurfa Büyük Şehir Belediye Başkan adaylığı için hummalı bir çalışma neticesinde yerelden merkeze doğru yapılan sıkı analizlerin raporu Başbakan’a sunuldu. Aslında daha önce Bakan Sayın Faruk Çelik, Fakıbaba’nın Parti’ye alınmaması neticesinde, yerel seçimlerde tekrar bağımsız aday olması durumunda Fakıbaba’ya ve BDP’ye karşı Ak Parti’nin seçimi kazanması riske girer tehlikesini gördüğünden, Fakıbaba’nın Parti’ye alınmasını sağlayarak, Fakıbaba engelini ortadan kaldırmıştı. Analizlere göre Ak Parti, sayısal olarak Fakıbaba’sız yine kazanacağından, Sayın Başbakan, Vali Celalettin Güvenç’ten yana tercihini koydu.

 

 

Elbette Sayın Başbakan, 2009 yerel seçimlerinde, Türkiye gündemine de yansıyan, kendi kalesi olan Urfa’daki hezimeti unutmamıştı. Ancak yine Sayın Başbakan, Fakıbaba’nın trenden indirilmesine ve hezimetin yaşanmasına müsebbip siyasetçilerle yolları ayırdı, Urfa’yla özel ilgilendi, Urfa siyasa’sına yeni bir yön verdi, Bakan Bey’i gönderdi. Urfa adayını açıklarken de, Urfa’nın ihtiyacı olan değişim ve dönüşümü gerçekleştirdiklerini ve bunu devam ettireceklerini itinayla belirti.

 

Sayın Fakıbaba’ya gelecek olursak, seçildiği birinci dönemden itibaren, belediye ayrı kurum, parti ayrı kurumdur diyerek, kurumlar ayrılığını savundu. Siyasilere ve Teşkilata boyun eğmedi. Bazı Sivil Toplum Örgütlerine eyvallah demedi. Kısacası, ütopik bir şekilde, sokaklara güvenerek kendisini; sosyal demokrasinin en iyi işlediği İskandinav ülkelerinin Baltık Denizi'nde yüzdüğünü zannederek, fırtınasız bir şekilde güvenle limana varacağını hayal etti. Oysaki Fakıbaba; özellikle 2011’den önce, STK’larda, siyasilerde, Belediye Meclisinde ve yerel Teşkilatta, toplum adına işgal ettiği mevkisini, toplum menfaati yerine, kendi hesapları doğrultusunda kullanma peşinde olan bir kısım kişilerin hışmına uğramakla, siyasal kültürden yoksun olan Urfa'da siyaset yaptığını unuttu. İkinci dönemde Ak Partili Belediye Meclisi üyelerinin kısmen engeline takıldı, karar çıkartamada zorlandı. İkinci dönem, Belediye Meclisinde Ak Partili üyelerle çekişmesinden ve engellemelerden dolayı, Fakıbaba için zindan, Urfa için de kayıp ve talihsizlik olmuştur. Yaptığı başarılı hizmetlerden ve 2011 yılı öncesinde, diklenmesinin bir kısmı doğru olmayabilir ama genel olarak yozlaşmış olan Urfa siyasetine karşı dik durmasının etkisiyle, Sayın Başbakan’ın müdahale edip, kısmen Urfa'da siyasal demokrasinin gerçekleşmesine etken olduğundan, ben ve benim gibi düşünenler adına Fakıbaba'ya şükran ve minnetlerimi sunarım.

 

 

Sayın Celalettin Güvenç’e de hayırlı olsun diyoruz. Neticede, farklı etnik gruplardan müteşekkil ve çoğunluğu kabile yapısına dayalı sosyal bir anlayışa sahip Şanlıurfa toplumuna, geniş bir coğrafyada hizmet götürmek, Urfa tabiriyle alengirli bir iştir. Aslında Avrupa’dan örnek alınarak Türkiye’de uygulamaya konulan bu il bazındaki belediyecilik sistemi, zoraki olarak Urfa ‘da da uygulanacaktır. Gerçekten Urfa, toplum yapısı ve anlayışı itibari ile henüz bu sisteme hazır değildir. Bu zor coğrafyada belediyecilik hizmetini iyi bir şekilde götürmek için belediyelerin, kurumların ve halkın üzerinde mutlak otorite kuracak ve sinerji yaratacak isim Vali Bey olarak düşünülmüştür. Çünkü İl bazındaki Şanlıurfa sakinleri, belediyelerin ve kurumların kadroları, Sayın Celalettin Güvenç’e, geçmişteki valilik vasfından dolayı bir Urfalıdan daha fazla itaat edecekleri bir gerçektir.Gönül isterdiki  dönanımlı bir Urfalının aday gösterilmesidir; ancak bahsettiğimiz gibi Urfa'nın toplumsal yapısı, bir Urfalı başkanı ne derecede çalıştıracağı meçhuldür.

 

 

İlle de Urfalı aday olsun çamurdan olsun diyenlere de diyeceğim şudur:

Geçmişte ihale ve vurgun için makamında kurşunlanan, tehdit gören belediye başkanlarına ve kurum amirlerine sahip çıkmak için sokaklara döküldük mü?

Kendi toplumsal yapımızı sorgulamayıp, yıllarca kent soylu, köy soylu; Urfalıdır, Şanlıurfalıdır; Kürt’tür, Zaza'dır, Arap’tır, Türkmen'dir; falan aşiretten filan kabileden diye birbirimizi ötekileştirip, Ortaçağ zihniyetinde gezinmedik mi?

Her fırsatta Şanlıurfa sevdalısı olduğunu söyleyen aydınlarımız, iş adamlarımız, siyasilerimiz ve ileri gelenlerimiz, bir gün, çoğu eğitimsiz yığınlardan oluşan toplumumuzu, bakan, vali, kaymakam, iyi bir yönetici, iyi bir girişimci çıkaran bilgi toplumuna ulaştırmak için paralarıyla, fikirleriyle ve özverileriyle katkı sağlayarak, gerçek bir Urfa sevdalısı olabildiler mi?

Siyasi mevkileri, hep kendi çıkar ve gruplarımıza isteyerek, var olan donanımlı insanlarımıza: Onlarda kimdir? Yapamazlar, edemezler diyerek onların önünü keserek veya siyasi sahneye çıkmalarını manen engellemedik mi?

Hep havalardan uçarak, yabancılar gelip bizi yönetiyor diye diye, bunun asıl sebebinin kendi toplumsal yapımızdan kaynaklandığını ve bu kaynağın temelini oluşturan eğitimsizliği ve geri kalmışlığı kabul edecek mertliği gösterip, bunu giderecek adımları atabildik mi?

 

Sonuç olarak, 2011’de Bakan Bey’e de yabancıdır diye karşı çıkılmıştı. Daha önceki dönemlerde devletin hizmetleri vatandaşa götürüldüğünde, bu hizmetler devlete değil, kişilere mal ediliyordu. Bu yeni dönemde, değişim ve dönüşüm görüldüğünde, her dönemde bakan isteriz diye dillendirilmeye başlanmıştı. Amaç Urfa'ya değişim ve hizmetse, araç önemli değildir. Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek de Urfa kökenlidir. Demek ki bir Urfalı da donanımlı olursa başka yerlerde yöneticilik yapabilir.

 

Kendi toplumsal ve kültürel değişimi için tabanda henüz evrimini gerçekleştirme yetisine sahip olmayan Urfa toplumunu sosyal, siyasal, eğitimsel ve kültürel alanda değiştirerek, modern bir topluma ulaştırmak için, tavandan müdahaleli devrimle, yani Başbakan’ın dediği gibi merkezden müdahaleleli değişim ve dönüşümle mümkün olacaktır.                

 

 Evet, Sayın Celalettin güvenç’e tekrar hayırlı olsun diyoruz. Sayın Ahmet Fakıbaba’ya da sonsuz şükranlarımızı sunar ve bundan sonra, Urfa’ya hizmet için siyasette yolun açık olsun diyoruz. Ak Parti’nin ilçe adaylarına ve diğer tüm partilerin adaylarına değişim ve dönüşümü gerçekleştirme adına başarılar diliyoruz.