Kriz Ertelendi


Son günlerin en tartışmalı konusu şüphesiz dershaneler konusuydu. Hükümetin dershaneleri kapatacağını ve önümüzdeki eğitim-öğretim yılı için kayıtların alınmaması yönünde açıklamalar yapması Türkiye’de bir anda tansiyonun yükselmesine sebep oldu. Dershaneciler tepki gösterdilerse de hükümet geri adım atmayarak bu konuda kararlı olduğunu ve geri adımın da atılmayacağını söyledi. Ya kapanacak ya da özel okula dönüşecek dedi.

 

Hükümetin kendine göre gerekçeleri vardı. Birçok insanın çocuğunu dershaneye gönderemediğini, gidemeyen çocukların intihar bile ettiğini söyledi. Ayrıca dershane var diye okula iyi motive olamayan, özellikle son sınıfta okula dahi gitmeyen ve rapor alarak okul yerine dershaneye giden öğrencilerin olduğunu ifade ettiler. Öte yandan bunun uzun yıllardır hükümetin programında var olduğunu ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bir gazeteye verdiği röportajda 14 ay önce kapatılacağı yönünde Eskişehir’de dershanecilerle yapılan bir toplantıda dile getirildiğini fakat kimsenin buna inanmadığını hatta blöf yaptığımızı düşündüler, dedi.

 

Tabi Türkiye’de gündem yoğun ve yoğun olduğu kadar da değişkendir. Taktik şu; önce bir konu ortaya atılır ve kamuoyunda birazcık dahi olumsuz tepki var ise bu sefer başka bir konu ortaya atılır ki diğer konu unutulsun ve sessiz sedasız o konunun gereği yapılsın. Zira çabuk unutan bir toplumuz. Dershane konusundan önce öğrenci evleri tartışması hararetli bir şekilde yapılırken aniden gündem dershaneler oldu. Ee bu arada öğrenci evleri unutuldu. Tarihe gömüldü. Fakat İçişleri Bakanlığınca bu konu ile ilgili genelge yayınlandı ve gereğinin yapılması için tüm valiliklere gönderildi.

 

Dershane konusuna dönelim. Hükümetin dershaneler kapanacak demesiyle karşı ataklar da başlamış oldu. Çeşitli iddialar ortaya atıldı. Dershanelerin kapatılmasının siyasi olduğunu yani hükümetin amacının hizmet hareketini –Fethullah Hoca Hareketi- bitirmek için bunu yaptığını ya da onları kendisi için bir tehlike olarak gördüğünü söyleyenler oldu. Ak Partiye yakın kesimler ile hizmete yakın olduğu söylenen kesimler arasında medyada, basında ve sosyal medyada birbirine karşı acımasız saldırılar başladı. Gizli belgeler açıklandı ve fişlemelerin yapıldığı söylendi. Yani anlayacağınız birbirini suçlama konusunda adeta yarış başladı. Tabi bu arada cemaatin oy oranı bile tartışılmaya başlandı. Tüm bunların gölgesinde Milli Eğitim Bakanlığı da 81 ilde çeşitli toplantılar yaparak görüş aldı. Bazı yerlerde protesto edildiler, yuhalandılar.

 

Tüm bunlar bir tarafa; şu soru kanımca önemlidir. Dershaneler kapanınca, eğitimde kalite gerçekten düşer mi? Eğer hükümet veya iktidar, eğitim sisteminde devrim niteliğinde değişiklikler yapacaksa veya bir başka deyişle dershanelere ihtiyaç bırakmayacak bir sistem geliştirebilirse, okullarda materyal anlamında hiçbir eksik bırakmayacaksa ve öğretmen maaşları iyileştirilirse yani öğretmenin maddi kaygısı kalmayacaksa, kalite düşmez ve hatta yükselir. Yok, sistem aynen böyle devam edecekse o zaman da dershanelerin kapanmasından dolayı hem kalite düşer hem de dershane ihtiyacı ortadan kalkmamış olacak.

 

Görünen o ki bu kavga devam edecek ve şu an sadece birazcık tansiyon düşürüldü. Tansiyonu düşüren ise önümüzdeki eğitim-öğretim yılında da kayıtların alınıyor olabilmesidir. Kapatma ve dönüşme, bir yıl ertelenmiş oldu. Ama medya üzerinde savaşlar devam edecek. Gizli belgeler açıklanmaya devam edilecek. Belki yüksek perdeden veya direkt olmayacak ama dolaylı olarak devam edecek. Yalnız şuna da dikkat etmek gerekir ki, her iki tarafın adını kullanarak piyasaya birçok kaset ve belge sızdırılabilir. Zira tam böyle zamanlar için, birileri fırsat bekliyor olabilir.

 

Şu sorular da aklıma gelmiyor değil. Belgeleri sızdıranlara soruyorum; madem bu belgeler elinizde vardı ve fişlemelerin yapıldığını biliyordunuz da niye zamanında açıklamadınız? Sizler bunları böyle günler için mi saklıyordunuz? Yoksa bir gün böyle bir durumun olacağını bilip, bilgi ve belge mi topladınız? Yıllarca başka kesimler de fişlendi, bu fişlemelere karşı neden tepki gösterilmedi, kamuoyu oluşturulmadı?   

 

İktidarın her konuda yaptığı dediğim dedik tavrı ve yine dershaneler konusunda da aynı tavrı sergilemesi ve fişlemelerin yapılması -eğer yapılmışsa, yapılmışsa diyorum zira yetkililerin yaptığı açıklamalarda fişlemelerin kesinlikle yapılmadığı yönünde- ne kadar yanlış ise; belge toplayıp zamanı gelince piyasaya sürmek de o kadar yanlıştır. Hatta bu da bir nevi fişlemeye giriyor. Yani herkes birbirini fişleme yarışına girmiş. Zaten bu devletin kuruluşundan beri fişlemeler hep olmuştur ve fişlemeler adeta bir gelenek haline gelmiştir. Kimin imkânları varsa ve kim güçlüyse hep başkasını fişlemiştir. En yakın 28 Şubatı hatırlayalım, ne kadar inançlı insan fişlenmişti…

 

Sözün özü şudur ki bütün yanlışlara, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı durmak ve kime yapılırsa yapılsın bütün fişlemelere karşı çıkmak lazım. Daima hakkın, hukukun, adaletin yanında olmak hepimizin görevidir. Unutmayalım ki hak, hukuk ve adalet hepimize lazımdır.