Dünyaya Çokça Meyyal Halsizliklerimiz


Dünyaya çokça meyyal halsizliklerimi-zi şikayet makamında, huzura;

 

Ah efendim biz yolda kaldık yine..

 

Benzeyemedik sana.

 

Hep konuştuk asırlarca, hep yazdık, hep ağladık seni andık..

 

Ama seni anlayamadık.

 

“Kuru et yiyen bir kadının oğluyum” demendeki inceliği, mütevazılığı bilemedik hiç,makam mevki, şan şöhret düşledik hep..

 

Niceleri titredi önümüzde, ceketlerini iliklediler,

Makamımızda başımız göğe erdi, burnumuz kaf dağında..

 

Ashabına hizmet ederdin sen,

“Bir milletin efendisi ona hizmet edendir” derdin,

 

Biz yanımızda çalışanları hep görmezden geldik,

Değil onlarla aynı sofraya oturmak, her fırsatta aşağıladık..

 

Kızın gelince ayağa kalkardın ya hani,

Dillerimizde sana övgüler salavatlarla, biz tek tek hiçledik onları.

 

Vefalıydın, en yakınından en uzağına,

Biz en yakınlarımızı sattık, hançerledik sinsice.

 

Duasız adım atmazdın sen,

Biz duanın ibadet olduğunu unuttuk ve sıkıntılı vakitlere bıraktık onu.

 

İntikam almaz, affederdin sen, en kötüsünü bile,

Biz en iyimizi bile affetmiyoruz, ceplerimizde darağaçları..

 

Kötü söz söylemezdin efendim, bizim iyilerimiz-iyiliklerimiz sayılı.

 

Cömerttin, en olmazına dahi dünyaları bahşederdin..

Maddeten de, manen de cimriyiz biz!

En yakınlarımızdan bile sakınıyoruz kendimizi.

 

Sıradan değildin ama sıradan biri gibi yaşardın,

Bizse, sıradan olduğumuz halde krallar gibi yaşamak hayalindeyiz.

 

En sıkıntılı halinde bile zariftin sen,

Bizim en iyi günümüzde yüzümüzden düşen bin parça, neşesisiz..

 

Seven sevdiğine benzer değil mi?Yoksa tüm davası kuru bir iddiadır! 

 

Hangi halini sayayım ki efendim?

Ya bizim hangi halsizliklerimizi?..

 

Şükürsüz, kibirli, dünyaya çokca meyyal, şikayetçi, sabırsız, merhametsiz, ağzı bozuk, neşesiz, maddeperest, duasız, secdesiz, acımasız, hep yargılayıcı, muhabbetsiz..

 

Sensiziz biz!

Sen neysen, neredeysen, biz orada yokuz bak!

 

Doğum gününü kutluyorlar-kutluyoruz heyhat!

Sen tek tek bizde doğmadıkça ne günü, ne doğumu?

 

Yolda kaldık biz efendim, hep ağladık seni andık, ama anlayamadık!

 

Seninle hallenmedikçe yittik..

Tek tek yitiyoruz işte..

Yiteceğiz.

 

Ayşe Reşad

 

 

 

Diriliş için uygulama-uyanma klavuzu:

01- Kötü söz söylemezdi

02- Kimseyle çekişmezdi.
03- Her zaman ağırbaşlıydı
04- Dünya işleri için kızmazdı.
05- Umanı ümitsizliğe düşürmezdi.
06- Kimsenin kusurunu aramazdı.
07- Affedici idi intikam almazdı.
08- Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
09- Yemek seçmezdi önüne ne konulsa yerdi.
10- Susması konuşmasindan uzun sürerdi.
11- Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.
12- Sade kıyafet giyer gösterişten hoşlanmazdı.
13- Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz ve bağırmazdı.
14- Konuşurken adeta çevresindekileri kuşatırdı.
15- Kimseye hakkında hayırlı olmayan bir söz söylemezdi.
16- Kendi şahsı için asla öfkelenmezdi öç almazdı.
17- Kendisinden birşey istendiğinde asla hayır demezdi.
18- Kelimeleri tane tane ve inci gibi idi.
19- Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dinlerdi.
20- Halkın kullandığı hiçbir kötü sözü kullanmamıştı.
21- Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir halde dururdu.
22- Fakirlerle beraber yerdi öyleki onlardan ayırt edilmezdi.
23- Sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
24- Hiç kimseyi ne yüzüne nede arkasından kınardı.
25- Düşmanlarını affetmekle kalmaz onlara değer verirdi.
26- Gereksiz yere konuşmaz konuştuğunda da ne eksik nede fazla söz kullanırdı.
27- Bir topluluk içersinde oradakiler bir şeye gülerse O’ da güler bir şeye hayret ederlerse O’ da hayret ederdi.
28- Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez bulunduğu yerde ayrı bir yere oturmazdı.
29- Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti; “Dünyada garib bir yolcu gibi ol”
30- Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü. İki yalına salınmaz adımlarını geniş atardı. Yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilerek vakar ve sukunetle yürürdü.
31- Sabahları evden çıkarken şöyle derdi; “İlahi yolda sapmaktan ve saptırılmaktan kanmaktan ve kandırılmaktan haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”
32- Çok konuşmazdı öz ve hikmetli konuşurdu
33- Düşünceliydi boş şeylerden yüz çevirirdi. –alıntı-