Sezgilerimiz


Sezgileriniz güçlü müdür? Bilmiyorum… Benim güçlüdür.. Hem de öyle böyle değil… Aslında ben her insanın önsezilerinin var olduğuna ama bunların ancak kullanıldığında gelişip büyüdüğüne inanlardanım… Mutlaka var içinizde bir yerlerde.. Keşfedilmeyi aslında akıllıca kullanılmayı bekliyorlar… Aralayın kapılarını, alıp çıkarın onları günışığına bakın neler olacak? Herşeyden önce kendinizi tanıyacaksınız… Şaşıracaksanız bu duruma çok hem de çok… Beni de çok şaşırttılar bugüne kadar… Hiç yanıltmamalarına şaşırdım en çok ama… Çok şaşırdım… 

Ne muazzamdır değil mi? Daha yeni karşılaşırsınız biri ile, yeni tanışırsınız.. Gözgöze gelirsiniz. Aman yarabbi… Sinir olursunuz… Sinir olmak ne kelime hani fırsatını bulsanız iki de kafa atmak istersiniz şöyle okkalıca… Anlayamazsınız sebebini... Hatta kendinizden bile şüphe edersiniz.. Delimiyim ben ? Ya da içiniz kaynar… Kırk yıllık dostunuz gibidir. Ama yeni tanışmış daha yeni bulmuşsunuzdur değil mi? Nerdedirler ki bunca zamandır. Neden daha önce hayatınızda değildirlerdi ki? Aşk olsun yani… 

Ne garip duygudur. İçinizden, yüreğiniz mi diyeyim beyninizin kıvrımlarımı bir yerlerden işte konuşur birileri... Güven, sev, bak işte ruh eşin der. Ya da sarsar seni, durma kaç der.. Ya da dikkatli ol. Huzursuz olursunuz. Nedir bu? İşte sezgilerinizdir, sizinle konuşan durmadan yorumlar yapan. İster sezgi deyin, ister altıncı his. Ya da üçüncü göz... Adı ne olursa olsun.. Ben güvenin derim... 

Sezgileriniz de yanılmamak için gözlerine bakmalısınız insanların… Yaydığı elektiriği almalı tüm hücreleriniz… Dinleyin içinizden gelen uyarıyı.. Boşvermeyin ona… Boşverin kimin ne söylediğine ama asla ona boşvermeyin… Başkalarının bakış açısından değil kendi üçüncü gözünüzün bakış açısından bakın olaylara, insanlara… İnanın doğruyu söylecekler... Kimin için doğru olduğu önemli değil.. Sizin için doğru olacaklar. Bir de mantık mayasını katarsanız duygularınıza sırtınız yere gelmeyecektir asla.. Yanılırsam buradayım işte.. Veririm hesabını... 

Sezgilerim sadece insanlar hakkında konuşmaz benimle… Bazen kararlarımda da onları dinlerim… Bazen alacağım halıda ya da gittiğim restorantta bile.. Evet evet yemek yiyeceğim yer için bile tutamaz çenesini yapar yorumunu… Ne alakası var demeyin şimdi bana… Sevmez ruhum bazen bulunduğum yerin havasını.. Sevmez ortamı… Beğenir tüm insanlar ama sevmez sezgilerim benim. Kalk git der burdan durma… Ne işin var canım… Bir de para vereceksin üstüne… Ruhum huzur vermez… Kalkar giderim. 

Hele insanlarla olan ilişkilerimde en iyi danışmanımdır benim. İlk tanıştığımda, sinyaller gelir bana.. Hemen kesin kararımı vermesemde yol gösterir. Işık tutar yoluma.. Yol benim yolum değil mi? Gidebilirim de sonuna kadar beğenmezsem aniden dönerim de... Yanılmadım diyorum ya yanılttmadılar beni... 

Teknoloji ile beraber ilişkilerin platformuda değişiyor. Daha farklı şekillerde de tanışıyoruz insanlarla. Bazen görmeden ki bence zor bir durum bu sadece yazışarak ilişki kurabiliyorsunuz insanlarla... Dünyanın bir ucunda ki bir insandan yardım isteyebiliyorsunuz. Arkadaşlarınız ile sadece yazışarak haberleşebiliyorsunuz. Bana en ilginç geleni teknolojinin bu nimeti ile kurulan arkadaşlıklar. Ben de tanıdım bir kaç insan bu şekilde... İlginçtir görmeden konuşmadan sadece yazılarından da insanlar hakkında fikir sahibi olunabileceğini öğrendim. Arkadaşlıklar, dostluklar kurulabileceğini... Hiç üç boyutlu görmesenizde o insanları yüreğinizde yer ayrılabileceğini... Üçüncü gözün sadece kelimeler üzerine kurulu bir ilişkide bile size mesajlar verebileceğini.... Sadece yazılarından tanıdığım insanlar ile karşılaştığımda hiç şaşırtmadılar beni... Tam düşündüğüm gibi idi hepsi... Sezgilerim yanıltmadı işte yine beni... Harika arkadaşlarım oldu bu sayede... Yanılmadım... Seviyorum hissedebilmeyi... 

Açın sizde kapılarını... Çıksınlar dışarı... Güvenin en yakın dostunuza... Koruyacaktır sizi öcülerden ve hatta böcülerden... 

Üçüncü gözünüz ile bakmaya başlayın. 

Durmayın...