Dikkat! Dinleniyor Olabilirsiniz


Ülke gündemi, basında çıkan yedi bin kişinin dinlendiği iddiası ile çalkalanmaktadır. Telefonlarının dinlendiği iddia edilen bu yedi bin kişinin içinde siyasetçiden tutun gazeteciye kadar, sivil toplum örgütlerinden ve siyasi parti genel merkezlerinden tutun iş adamlarına kadar herkes var. Liste çok uzun ve dinlenmesine ihtimal dahi verilmeyen birçok kişinin isimleri bu listelerde geçiyor. Tabi bu arada MİT Müsteşarının da dinlendiği iddia ediliyor. İddiaların doğruluğu elbette araştırılacaktır. Doğrusunu isterseniz bu ülkede zaten dinlemeler sürekli yapılmakta gerek mahkeme kararıyla gerekse mahkeme kararı olmaksızın. Fakat her nedense bu seferki dinlemelerin hemen hemen herkesi kapması gündeme bomba gibi düştü.

 

Dinlenenler arasında Başbakan da var tabi. Bir ülkede başbakan ve MİT Müsteşarı dinlenebiliyor olması bana göre zafiyettir. Ve eğer bu iddialar doğru ise sistemin baştan aşağı değişmesi lazım.

 

Galiba herkes herkesi dinleyebiliyor artık. Zira teknoloji çok gelişti. Belki de hepimiz birileri tarafından dinleniyoruzdur ama farkında değilizdir. Herkesin artık çok dikkat etmesi gerekir.

 

Geçenlerde MİT de bir açıklama yaptı. Resmi olarak iki binin üstünde kişinin kendileri tarafından dinlendiğini söyledi. Ha bir de jandarma istihbarat da muhtemelen birçok kişiyi dinliyordur. Yani anlayacağınız MİT, Emniyet İstihbarat ve Jandarma İstihbarat tarafından dinlenen kişilerin sayısını tahmin etmek bile zor. Hatta bunlar birbirlerini bile dinliyor olabilirler.

 

Fakat işin ilginç tarafı bu dinlemeler neden şimdi önemli oldu? Daha önce de vardı. Birileri medyada basında bas bas bağırmalarına rağmen, dinlendiklerini söylemelerine rağmen kimse onları kaale almıyordu. Doğrusunu isterseniz bu devletin kuruluşundan beri bu dinlemeler, hep olmuştur. Özellikle kendilerine muhalif gördükleri her kesim, dinlenmiştir. Kim kimi sevmemişse ya da aralarında anlaşmazlık varsa hemen birbirlerini dinlemeye geçmişler. Konuşulanları birbirlerine karşı koz olarak kullanmak için.

 

Zaten 17 Aralık operasyonundan sonra birçok kirli işler meydana çıktı. Teknik takipler, dinlemeler, belgeler, kasetler havada uçuşuyor. Her gün gözlerimizi yeni bir bilgi, belge ve  kasetlerle açıyoruz. Artık ülke basın ve medya üzerinden kamuoyuna sunulan belge ve kaset savaşları alanına dönmüş durumda. Girdiğimiz şu seçim sürecinde herkes seçimlerden ziyade bu savaşı konuşuyor. Tv kanallarındaki tartışma programları bile bu konudan başka konu işlemiyorlar.

 

Dinleme iddiaları eğer doğru ise dinleyenlerin şunu unutmaması gerekir ki yarın başkası da gelir onları dinler. Yani dinleyen bir gün mutlaka dinlenir.

 

Artık vatandaş olarak öyle bir hale gelmişiz ki telefonda konuşmaktan korkar hale geldik. Çünkü her an dinleme ağına takılabilirsin. Bu ülke, adeta Korku Cumhuriyetine dönmüş durumda. Çünkü bundan sonra internetten de takipler başlayacak.  

 

Bir zamanlar Suriye’nin Muhaberatı için daha doğrusu Orta Doğu’daki ülkelerin hepsi için –ki hala öyleler- bu tür şeyler söylenirdi. Şimdilerde bizim ülkemizin de onlardan bir farkı kalmamış gözüküyor.

 

Dinlemelerle ilgili çok katı yasaların yapılması gerekir. İnsanların artık özeline kadar iniliyor bu dinlemelerle. Bunun suç haline getirilip en ağır cezalarla cezalandırılması sağlanmalı. Dinleme yetkisi verilen kurumlar belli ölçüler dâhilinde ve ortada suç şüphesi varsa dinleme yapmalıdır. Onlara geniş yetkiler vererek her şeyi yapmalarının önüne geçilmelidir.