Muhtarlıklar Kaldırılsın


 

2014 yerel seçimlerini geride bıraktık. Çok çekişmeli ve çekişmeli olduğu kadar da gergin bir seçim süreci geçirdik. Miting meydanlarındaki konuşmalar ve üsluplar çoğu zaman hoş değildi. Bu yerel seçimler adeta genel seçim havasında geçti. Bunun sebebi ise hepinizin bildiği gibi hükümet ve cemaat kavgasıydı. Fakat bu seçimleri diğer seçimlerden ayıran bir özelliği daha vardı ki; hiçbir seçim sürecinde partiler bu kadar keskinleşmemişti. Özellikle adaylar, kazanma uğruna neredeyse her şeyi mubah görüyor ve var güçleriyle seçime asılıyorlardı. Bu aşırı hırs ise zaman zaman gerginliklere sebep oluyor ve nahoş durumlar ortaya çıkıyordu. Bu hırslardan dolayı örneğin batıda HDP’ye yönelik çok ırkçı saldırılar da oldu. Hatta bir ilçede HDP tabelası bile indirilmişti. Yine katılım açısından en çok katılımın olduğu bir yerel seçim oldu ki katılım oranı yüzde doksan iki (% 92) civarında oldu.

 

Seçimlerde her zaman kazanan ve kaybeden vardır. Bu seçimlerin galibi de bence Ak Parti ve BDP oldu. Zira Ak Parti yerel seçimler bazında yine oylarını artırmış ve neredeyse Türkiye’de her iki kişiden birinin oyunu almayı başarmıştır. BDP ise hem oylarını artırmış hem de daha çok belediye başkanlıklarını kazanarak yerelde diğer iki muhalefet partilerini geçmiştir. Burada da şu sonuç çıkıyor ki çözüm sürecinin çok etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat BDP’nin, bazı yerlerde belediye başkanlıklarını almasına rağmen birazcık da olsa oy oranlarında düşüş vardı. Bunun sebeplerini de masaya yatıracaklarını zaten Eş Başkanlar açıklamıştı. Aynı şekilde diğer partiler de kendileri açısından bir durum değerlendirmesi yapacaklarını söylemişlerdi.

 

Asıl gelmek istediğim konu ise muhtarlık seçimleridir. Artık yeter diyorum. Êdî Bese… Bu muhtarlıklar yüzünden toprağa verdiğimiz insanların haddi hesabı yok. Her muhtarlık seçimlerinde bunca insan ölüyor. Kavgalar, yaralanmalar, sakat kalanlar, cezaevine girenler. Nereye kadar gidecek bu durum. Buna acilen bir çözüm bulunmalı. Ya muhtarlıklar kaldırılsın ve muhtar vazifesini görebilecek biri atansın ya da başka bir formül düşünülsün. Her seçim döneminde bu kadar insanımız ölüyor ama maalesef buna nasıl bir çözüm getirelim de bu ölümlerin önüne geçelim diyen yok.

 

Bazı yerlerde muhtarlık seçimleri sanki cumhurbaşkanlığı seçimi gibi oluyor. Mübarekler muhtar olabilmek için her şeylerini ortaya koyuyorlar. Hatta o kadar ortam geriliyor ki ölümlere mal oluyor. Örneğin bu seneki muhtarlık seçiminde belki yirmi tane insanımız öldü ve onlarcası yaralandı. Ayrıca kan davalarına da sebep oluyor. Devamında belki de bir o kadar insan daha da ölecek.

 

Nasıl ki birçok konuda değişime gidildi bu ülkede, idari yönetim sisteminde de değişime gidilerek özellikle köy ve mahalle yönetimlerine çözüm getirilmelidir.

 

Seçimden Seçime

 

Biz daha yerel seçimlerin havasından çıkmamışken siyasetçilerimiz Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlendiler. Herkes Cumhurbaşkanlığı seçimini konuşmaya başladı. Hepinizin bildiği gibi Ağustos ayında cumhurbaşkanlığı seçimi var ve halk tarafından seçilecek. Şimdiye kadar TBMM tarafından seçiliyordu.

 

Muhalefet partileri daha ortada bir şey yokken hemen şu açıklamayı yaptılar. Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz. Peki neden? Anayasamıza göre cumhurbaşkanı olma şartını taşıyan her Türkiye vatandaşı aday olup kazanırsa cumhurbaşkanı olabilir. Buna göre Başbakanın da hakkı var ve aday olmak isterse de olabilir. Belki niyeti de yoktur olmaya ama olmak isterse hiç kimse olmaz diyemez. Hatırlarsınız bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde de herkes Erdoğan olacak diyorlardı fakat O, herkesi şaşırtmıştı ve Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmuştu.

 

Yine bazı medya ve basın kuruluşları hemen bazı senaryolar da üretmeye başladılar. İşte neymiş efendim; Erdoğan Köşke çıkacak da Abdullah Gül Başbakan olacak ve milletvekili seçilebilmek için bilmem Bayburt milletvekili istifa edecekmiş de sonra Sayın Gül oradan seçime girip milletvekili seçilecek ve ardından Başbakan olacak. Yok, daha neler… Zaten hayali komplolar üretmede üstümüze yoktur.

 

Bırakalım kim aday olacaksa olsun en nihayetinde halk tarafından seçilecek ve halk kimi seçerse seçer. Muhalefet tabi ki kendi adayını da çıkarabilir ki çıkaracaktır da fakat şu olmasın bu olsun demek doğru bir söylem değildir. Zira dediğimiz gibi halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilecektir.