Demokratik İslam Kongresi


Demokratik İslam Kongresi Öcalan’ın önerisi ile 10-11 Mayıs tarihleri arasında Diyarbekir’de yapılacağı önceki gün kongre hazırlık komitesi tarafından açıklandı. Hazırlık komitesinde yazar, sivil toplum örgütleri temsilcileri, aktivist, öğretim üyesi, din âlimleri ve kanaat önderleri bulunmaktadır. Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller ve Lehçeler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, yazar İhsan Eliaçık, araştırmacı yazar Ayhan Bilgen, din âlimi Mehmet Demirtaş, yazar Hüda Kaya, yazar Yavuz Delal gibi isimlerin yanı sıra Irak Kürdistan’ından ve Rojava’dan din âlimleri, birçok aydın ve kanaat önderi, Diyarbekir Sümer Park resepsiyonu salonunda bir araya geldi. Her kesimden katılımın olması için kongreye çağrı metni okundu. Çağrı metni Kürtçe, Türkçe ve Arapça olmak üzere üç dilde okundu.

 

Daha önceki günlerde Avrupa’da bu konu ile ilgili birkaç konferans yapılmıştı. Buradaki amacın ne olduğu önemlidir. Zira Türkiye’de başlayan çözüm sürecinin başarıya ulaşabilmesi için böyle bir kongreye ihtiyaç duyulduğu kesindir. Ve bu çözüm sürecinde İslam dininin olmaması düşünülemez.

 

Belli ki Öcalan bu durumu iyi fark etmiş –zaten fark edememesi düşünülemezdi belki de zamanın gelmesi ve şartların olgunlaşmasını beklemiş olabilir- ve bu çözüm sürecinde İslam dininin en önemli faktör olacağını böyle bir kongreyi önermesiyle aslında teyit etmiştir. Gerçek kardeşliğin, adaletin ve eşitliğin tesisi için gerçek İslam’a ihtiyaç olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir.    

 

Böyle bir kongrenin yapılması ve her kesimden katılımların sağlanması konusunda herkesin üstüne düşeni yapması önemlidir. Özellikle şimdiye kadar Kürt Sorunu konusunda sessiz kalan Müslümanların bu kongreye büyük önem vermesi ve her grubun, cemaatin, tarikatın katılması, görüşlerini, olumlu olumsuz eleştirilerini yapmaları ve çözüm metotlarını ortaya koymaları ve bu fırsatı kaçırmamaları gerekir.

 

Tarihe baktığımızda özellikle Ortadoğu halklarını bir arada tutan unsurun İslam dini olduğunu hepimiz biliyoruz. Hele hele Kürtlerin ve Türklerin bin yıllık beraberlikleri Müslüman olmalarından kaynaklanmaktadır. Kaldı ki İslam dini olmasaydı bu beraberlik bu kadar yıl sürmezdi. Fakat ne yazık ki son 100-150 yıllık süreçte Kürtlere hiçbir hak tanınmamış. Oysa her şeye rağmen Müslüman Kürt halkı hiçbir zaman diğer kardeşlerini yalnız bırakmamış ve hatta birçok kere onları kendine tercih etmiştir. Ama onlar Kürtlere aynı hakları tanımamışlar. Tanımadıkları gibi kabul de etmemişler. Hâlbuki en büyük hakkaniyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik İslam dininde vardır. Madem Müslüman isek; hakka, hukuka, adalete, eşitliğe en çok riayet etmesi gerekenler yine biz Müslümanların olması gerekmiyor mu?

 

Bu kongre yapılabilirse –ki yapılacak- ve geniş bir katılım sağlanırsa son 100-150 yıllık süreç içerisinde yapılan yanlışların telafisi için bir milat olacaktır. Barış sürecine büyük katkıları olacaktır. Ve eğer İslami kesimler bu kongreye teveccüh ederlerse ve bu çözüm sürecine katkıda bulunmaya çalışırlarsa bu sürecin başarıya daha çok yaklaşacağı kesindir.       

 

Bana göre bu kongrenin işareti 2013 yılında Amed’de okunan Öcalan’ın mektubunda vardı. Çünkü peygamberlerin getirdiği mesajların özünde kardeşliğin ve eşitliğin olduğunu mektubunda açıklamıştı. Bu mesajların herkes tarafında doğru anlaşılması gerektiğini söylüyordu.

 

Bu kongrenin yapılabilecek olması aslında bir anlamda özellikle Kürt siyasal hareketlerinin İslam dininden uzak oldukları suçlamalarına da bir cevap olacaktır. Zira birçok İslami kesim bu konuda eleştiriler yapmaktaydı. Aslında bu konuda Kürt siyasi hareketi de kendini belli ki iyi anlatamamıştı. Oysa din karşıtı olmamasına rağmen böyle algılanıyorlardı. Zamanla bu konunun kısmen aşıldığı fakat tamamen aşılmadığı ortadadır. Belki de hareketin içindeki sol gelenekten gelenlerden kaynaklanıyordu. Çünkü hareketi başlatanların çoğu sol gelenekten geliyordu. Fakat son yıllardaki değişim bu önyargıları kırdı. Yine hareketin içinde öne çıkan bazı simalar ve sivil Cuma namazı eylemleri bu önyargıların kırılmasında etkili oldu.

 

Demokratik İslam kongresini eleştirenler de olacaktır. Zaten eleştirinin olmadığı yerde ilerleme de olmaz. Ben inanıyorum ki bu kongre şimdiye kadar çözüm süreci adına yapılanları taçlandıracaktır.

 

Bu kongre barışa, kardeşliğe, eşitliğe, adalete ve hayırlara vesile olur inşallah…