Mısır İdam Cumhuriyeti


Askeri darbe, katliamlar, tutuklanmalar yetmiyormuş gibi şimdi de idamlar… Belli ki Mısır tarihi köklerine çok bağlı bir ülkedir. Zira tarihine baktığımızda geçmişten bu güne adeta insan kıyımını gerçekleştirmiştir. Kendileri için yaptıkları piramitlerde çalıştırılan kölelerin, binlercesi o ağır işler altında ölmüşlerdi. Kitapların bahsettiğine göre getirilen taşlar, insanların sırtında taşınarak üstelik bin km’den fazla mesafeden getirtilmişti. Yani insan ölümleri onlar için sıradan bir olaydan başka bir şey değil. Ve bu gün onların halefleri aslında aynı senaryoyu oynamaktadırlar.

 

Daha önce 528 kişi hakkında verilen idam kararı galiba Mısır’ın yeni firavunlarını kesmedi ki 683 kişi hakkında daha idam kararı verildi. Karar bugün Minya Ceza Mahkemesi tarafından açıklandı. Önceki idam kararları formalite icabı müftülüğe gönderilmişti. Hâlbuki müftülüğün vereceği kararın hiçbir hukuki bağlayıcılığı da yok. Minya Ceza Mahkemesi hem 683 kişinin daha idamına, daha önceki 528 kişiden 37’sinin ise idam kararını onaylayarak geriye kalan 491 kişinin de cezasını müebbet hapse çevirdi. Ve herkes biliyor ki bu idam kararları hukuki değil, siyasidir. Verilen bu idam kararlarından sonra bence Mısır Arap Cumhuriyeti olan adını değiştirerek Mısır İdam Cumhuriyeti yapmalı.  

 

Tarih tekerrür ediyor. İhvan’ın kuruluşundan bu yana tutuklanan gerek liderleri ve gerekse üyeleri olsun ya idam edilmişler ya da müebbet hapis cezaları ile cezalandırılmışlar. Kurulduğu 1928’den bu yana istisnasız bugüne kadar hep öyle olagelmiştir. Fakat hiçbir zaman silahlı eyleme bulaşmamışlar. Ama hiçbir zaman haklı davalarından da vazgeçmemişler. Hatta en son yaptıkları devrimde bile yanlış bir işe bulaşmadan ama sadece meydanlarda demokratik gösterilerle taleplerini dile getirmişlerdi. Kan akıtmadan, terörize olmadan devrimi gerçekleştirmişlerdi. Yapılan demokratik seçimle de zaten destekledikleri aday kazanmış fakat çağdaş firavunlar Müslüman birine tahammül edemeyip karşı devrim yapmaya çalışmış bunu başaramayınca da firavun Sisi’yi meydana sürerek askeri darbeyle Muhammed Mürsi’yi indirmişlerdi. Daha sonraki süreci hepimiz hatırlıyoruz; Rabia meydanında katliam yapılmış ve yüzlerce İhvan üyesi suçsuz bir şekilde ve iftiralar atılmak suretiyle tutuklanmışlardı.

 

Tarih tekerrür ediyor. Yusuf peygambere de iftira atılmıştı evet hem de Mısır’da ve hapsedilmişti. Ama Allah’ın yardımıyla Yusuf peygamber güçlenerek çıkmıştı o hapisten üstelik suçsuz olduğu da kanıtlanmıştı. Zira Yusuf peygambere o iftirayı atanlar o olayı kurgulamıştı ama daha sonra iftira olduğu anlaşılmıştı. Bu gün de durum aynıdır aslında. Dikkat edin hem askeri darbe yaptılar, hem binlerce masum insanı meydanlarda öldürdüler hem de şimdi İhvan üyelerine, ölümlere sebebiyet vermekten, gizli bilgileri başka ülkelere vermekten idam cezası veriyorlar. Oysa gayri yasal bir şekilde başka ülkelerin talimatıyla askeri darbe ve ardından katliam yapan kendileridir. Hem olayı kurgulayarak iftira attılar hem de iftiraya uğrayanlar hapsedilerek şimdi de haklarında idam kararı veriyorlar. Yine hepimiz biliyoruz ki Yusuf peygamber haklı davasından vazgeçmediği gibi bugün de bu Müslümanlar bu haklı davalarından vazgeçmeyecekler. Daha bugün İhvan’ın lideri Muhammed Bedii –ki onun hakkında da idam kararı verilmiş yani 683’ün içinde o da var- avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada; Bin defa idam etseler doğru yoldan ayrılmayacağım dedi.

 

Peki, bu idam kararları ile İhvan’ın bitirilebileceğini mi sanıyorlar? Eğer sanıyorlarsa yanılıyorlar. Eğer bu tip kararlarla bitseydi daha önce zaten biterdi. Zira daha önce de yukarıda değindiğimiz gibi birçok lideri, üyesi idam edilmişti, ama her seferinde güçlenerek yoluna devam etmişti.  

 

Ve artık tüm Müslümanlar, zulme karşı olan tüm insanlar, tüm insan hakları savunucuları, askeri darbelere karşı olan herkes, Mısır’daki bu zulmü görmelidir. Tüm dünya, Bileşmiş Milletler, Avrupa Birliği bu zulme dur demelidir. Zira bu sadece bir kesimi, bir devleti, bir inancı ilgilendiren bir durum değildir. Aksine herkesi, her inancı ve tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Bu gün bu zulme dur demeyenler yarın aynı durum kendi başlarına da gelebilir. Kaldı ki gelmezse bile insan olarak bu haksızlıklara karşı durmak insani bir görev değil midir?

 

Aslında haksız bir şekilde askeri darbe yapılırken tüm dünyanın sesi çıkmış olsaydı bugün bu idam kararları da verilemezdi. Özellikle Amerika ve Avrupa’nın hiç sesi çıkmamıştı. Avrupa’dan sadece Almanya askeri darbeye tepki göstermişti. O gün susanlar acaba şimdi ne düşünüyorlardır?

 

‘’ İnkâr edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.’’ Enfal Suresi,30