SOMA İÇİN SABIR YAKARIŞI


Başa gelen bir musibetin ve felaketin ilk anında sabredebilmek çok önemlidir. Maruz kaldığımız sıkıntılı durumu öğrendiğimiz ilk anda göstereceğimiz tepki asla isyana dönüşmemelidir.

 

Kur’an’ın Enam Suresi 59.Ayeti şöyle buyurur;

“Yaratılmış varlıkların idrakini aşan şeylerin anahtarları Onun katındadır. Onları Allah’tan başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir. O’nun haberi olmadan bir yaprak dahi düşmez. Yeraltı tabakalarının karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru hiç bir şey yoktur ki O’nun apaçık fermanında bulunmasın.”

 

Ustadların ustadı, hakiki rehber, tek önder Hz.Muhammed(sav),bir kabrin başında feryad u figan şeklinde ağlayan bir kadın gördü. “Allah’tan kork ve sabret” deyince Hz.peygamber’i tanımayan kadın; Git şuradan benim başıma gelen senin başına gelmediki dedi. Kadına bu kişinin Peygamberimiz olduğu söylenince Peygamberimiz’in kapısına gelip; seni tanıyamadım diyerek özür beyanında bulundu, Bunun üzerine Rasûlullah(sav):

“Sabır başa gelen musibetin ilk anlarındadır” buyurdu.

 

İnsanlar için hidayet kılavuzu olan peygamberler kendi maişetlerini başkalarına yüklemeyerek geçimlerini kendi el emekleri, göz nuru ve alın teriyle kazanmış zirve insanlardır. Hz.Adem'in ziraatçi, değirmenci ve ekmekçi, Hz. Nuh'un gemici marangoz, Hz. Zekeriya'nın marangoz, Hz. Süleyman'ın zenbil-küfeci, Hz. Davud'un demirci, Hz. İbrahim'in elbiseci olduğunu nakleden kitabi kaynaklardan anlıyoruz ki tüm peygamberler, kendilerini davalarına vakfederken maişet yüklerini kendileri taşımıştır.

 

Hiç çalışmadan, “hizmet sevabı kendisine-maişet yükü başkasına ait” nursuz ve hakikatsiz bir anlayış, peygamberane bir yaşam tarzıyla bağdaşmamaktadır.

 

Bi’setinden yani Peygamberliğinden önce de sonra da çalışan aktif bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu unutmamalıyız. Diğer peygamberler gibi elinin emeği ile geçinen, insanların eline bakmayan ve bunu yasaklayan, işini en iyi yapan ve ölüm döşeğinde dahi işini terk etmeyen bir peygamberin ümmeti olduğumuzun bilincine varmalıyız.

 

Çalışmaya teşvik eden pek çok hadis içerisinden bir kaçını aktarıyoruz:

“Göçük altında kalarak ölen şehittir.”

"Rızkınızı yerin derinliklerinde arayınız."

"Rızık talebinde bulunmak, her Müslüman’a bir görevdir."

"En onurlu kazanç, kişinin kendi eliyle kazandığıdır."

 

Soma’da yüzlerce insanımızın hayatını kaybetmesiyle meydana gelen ve yürekleri dağlayan hadise dolayısıyla nebevi bir teselliye hepimiz muhtacız. İslam inancımıza göre “Göçük altında kalarak ölen şehittir” hadisinin müjdesiyle ”Hükmi şehid” olan bu kardeşlerimize Allah’tan rahmet diler kederli ailelerine Sabr-ı Cemil ve metanet dileriz.

 

Rızıklarını temin maksadıyla hayatlarını kaybettiklerinden dolayı Ahiret itibariyle şehit olan bu kardeşlerimiz İslam inancına göre hükmen şehittirler.

 

Namaz kılarak ve haramlardan sakınarak adetlerin yani çalışma gibi günlük aktivitelerin ibadete dönüşmesini istiyorsak maddi hayatımız gibi manevi hayatımızın da göçük altında kalmamasına dikkat etmemeliyiz.

 

Ölümün sebepleri ve keşif kolları farklıda olsa bile sonuç itibariyle insan bu olaylardan çok etkilenmektedir. Ülkemizde meydana gelen ve hepimizi yürekten üzen bu olay vesilesiyle ümmet şuuru gereği yakın komşumuzda farklı bir sebepten meydana gelen olaylara da ilgisiz kalmak mümkün değildir.

 
Halep'te rejim güçlerinin düzenlediği ''varil bombalı'' saldırılarda hayatını kaybederek enkaz altında kalan mazlumların maruz kaldığı zor şartlar ise ayrıca hepimizi derinden üzmektedir.

 

Soma'da meydana gelen bu müessif olayın vukuundan itibaren kurtarma adına canla başla çalışan tüm yetkililerin, kurumların, şahısların fedakâr emeğini kamuoyu takdirle izlemektedir.

 

Bu tür olayların bir daha vuku bulmaması adına sorumluluk mevkiinde olanlara ve bizzat çalışan insanlara yol göstermesi açısından hayat müfredatımız Kur’an’dan bazı ayetleri hatırlatmayı faydalı buluyoruz;

 

Nisa suresi 71. ayet: Ey iman edenler! Tedbirinizi alın,bölük bölük savaşa çıkın yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.

Nisa Suresindeki bu ayet bize her konuda tedbirli olmamızı emretmektedir.

 

Bakara suresi 195. ayet: Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın.

Bakara Suresindeki bu ayet ise ihmale karşı tedbir alarak tehlikeler karşısında hazırlıklı ve uyanık olmamızı dile getirmektedir.

"Essebebu kel fail"sırrınca iyi yada kötü birşeye sebep olan yapan gibidir kaidesine göre yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu faciada ihmal varsa ve ihmali olan  her kimse hesabını verebilmesi mümkün değildir.

 

Maide suresine göre bir insanı öldürmenin bütün insanları öldürmekle özdeş olduğunu hesaba kattığımızda yüzlerce insanın ölümüne sebebiyet vermek affedilebilir bir durum asla olamaz. Kusuru ve ihmali olanların tespitini adil yargıya bırakırken,Yüce Allahın "Adl"sıfatının tezahürüyle hiç bir suçun ve suçlunun gizli kalamayacağını "sırr-ı iman"la yakinen bilmekte ve sabırla intizar etmekteyiz.

 

Bakara Suresi 250.ayette imanlı Talût’a bağlı bulunan müminlerin zalim Calût ve onun askerlerine karşı çarpışmak üzere çıktıkları savaşta yaptıkları dua ile yazımızı noktalıyoruz:

 

 “-Ey Rabbimiz, üzerimize bol bol sabır dök, ayaklarımıza kuvvet ve sebat ver ve bizi kâfirler kavmi üzerine muzaffer kıl.”