Gün 13 Mayıs...


 

 

Yazmak benim nefes alışım, yaşamak için vazgeçemediğim. Bugün de dünden yansıyan kömür karası bir haberdeyim. Perişan olmuş bu ailelerin acılarının katmerleşip ağıtlara döküldüğü bir gün, mevsim önemini yitirmiş durumda. Gün boyu birçok insanın da aynı düşüşte olduğuna eminim.

Yapacak bir şey yok, dua edip, kalanlara sabır dilemek dışında diyenlere,  tam manasıyla katılıyorum diyemeyeceğim.

Ülkem acıların katmerlilerine alışık olsa bile, ben yine de şunu ilave etmek istiyorum, tedbir adına neler yapılabilir, yeni acılara tanık olup da yeniden dağlanmamak için…

Bu şimdi gündeme gelmeli, suç ve suçlu aramak ilk etapta acının taze ve tüm yakıcılığı ile varolduğu şu günlerde bizlere hiçbir fayda sağlamıyor, sağlamayacaktır da.  İnsan olarak daha bir hassas daha bir özenli tavırlar sergilemek durumundayız.

Uzun soluklu yazmak yerine kısacık hatırlatmalar,   insanlığımızın fiiliyatta etkin olmasını anımsatır olmalı.

Yazılıp da okunmayan onca şeyin arasında listelenmek istemiyorum.

Düşüncem odur ki, önce içimizdeki öfkeden ziyade iyi olan ne varsa,  duygudan yana onu çekip yeryüzüne getirelim. Sonuçta insanlık,  bizden çok daha fazla dünya üzerinde,  yaşamını sürdürmek durumunda…

Ben bir parça duygularımı ifade etmeye çalıştım. Acılar paylaşılınca azalırmış ya, güzellikler de paylaşılınca çoğalır diyorum.

Hadi insanlığın güzel erdemleriyle gelecek günlere damgasını vurduğu zamanın öncüleri olalım. Hiçbir ayrıma sınıflandırmaya gitmeden, sadece yaratanın yarattığı insanoğlu olmanın güzelliğini hiç unutmadan…

Sağlığın ve huzurun baş tacı olduğu günler misali. Hoşçakalın…14 Mayıs 2014            Nuray AÇAR