GAFLET,ÖLÜM UYKUSU MU?


Âlemlerin haritası olan Kur’ân, Şeytan’a ve şeytanlaşmış odaklara karşı uyanık olmayı, sürekli Allah’ı anmayı ve gafillerden olmamayı öğütleyerek A’râf Suresi 20.Ayette şu ilahi mesajı vermektedir:
“ve lâ tekun minel gâfilîn”

 

Yani “Rabbini, içinden, yalvararak ve O’ndan korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah ve akşam an, Gâfillerden olma!”

Hak Dostları gafleti şöyle anlatır:
“Kulun, Yüce Yaratıcı’nın rızasını bırakıp nefsinin derdiyle meşgul olmasıdır.”

 

Gafletten kurtulabilmek için, Allah’ı gönülden anmak lazım. Bu şekilde kalp, gafletten kurtulur ve îmân ile dolmaya başlar.

 

Zuhruf Suresi 36 ve37.Ayetler Allah’ı anmaktan gâfil olanlara Şeytan’ın musallat olacağını şöyle anlatır:

“Kim Rahmân olan Allah’ı zikretmekten gâfil olursa, yanından hiç ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler.”

Maneviyat zirvelerinde gezen gönül erbâbı, manevi hayatlarını korumak için gâfillerden uzak dururlardı, sâlih, mütedeyyin kimselerle hem hal eder ve onların zikir halkalarından ayrılmazlardı.

 

Demiri bal mumu gibi elinde eriten Hazret-i Dâvûd, gaflete duçar olmamak için Yüce Allah’a şöyle dua ederdi:

“Allahım, beni gâfillerin meclîsine yüz çevirmiş görürsen, oraya ulaşmadan bedenimdeki takati al ki onlara gitmemiş olayım. Böyle yaparsan bu durum benim için büyük bir ikram ve ihsan olur.”


Gafletin en tehlikelisi; kulun Rabb’inden ve O’nun emirlerinden gaflet etmesidir.
 

Gaflet hâlinin istenmeyen yüzünü gösteren ve gafletin eşyaya da sirayet ettiğine delil sayılan şu olay ne kadar ibret vericidir.
Ehl-i kemal ve fazıl bir zat, içinde bulunulan huzursuzluk hâlinin sona ermesi için yanındakilere:

“-Hele gidip bir bakın, aranızda yabancı biri var mı?” dedi

Araştırmalara rağmen, kimse bulunmayınca o zat ısrar etti:
“-iyi araştırın! Eşyaların konulduğu yere de bakın!” dedi.
Tekrar yapılan araştırmalar neticesinde gâfil birinin gaflet esnasında kullandığı eşyalarını buldular ve onu dışarı çıkardılar. Bu olaydan sonra her kesin gönül huzûru yerine gelmiş oldu.

 
Gâfiller arasında bulunup onlarla olmaktansa uyumanın daha hayırlı olduğunu Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin şu mesajından anlamaktayız:

 “Rabbimiz Ashâb-ı Kehf’i, fâsıkların arasından uzaklaştırarak onların kalplerini mağarada gafletten muhafaza etmiştir.”

Kalplerin ilahi huzura açılması için Hüccetül İslam İmam-ı Gazali “Kalplerin Keşfi” adlı nurlu eserinde ibretli bir vakıadan bahseder: Bir zat rüyâsında ona ders veren hocasını görür ve ona:

“-En çok neden pişman oldunuz?” diye sorunca şu cevabı alır:

“-En büyük pişmanlığım, gafletimdendir.”


İlahi sevginin zirvesiyle sermest olmuş Mahmûd Hüdâyî Hazretlerinin gafletten uyanmaya vesile olacak güzel ifâdelerini istifadenize arz ediyoruz:

Aç gözün gafletten uyan,
Nâdim olur nefse uyan,
Bâtılı kor Hakk’ı duyan,
Nic’olur hâlin ey gâfil!”

 

 

Yazımızı tüm zaman ve zeminlerin vahiy zirvesi Kur’an’ın Tevbe Suresi 119.ayetiyle noktalıyoruz;

 

“Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve doğru (sadık)larla birlikte olun.”