Cam kırıkları...


    Hiç cam kırıklarının üzerinde yaşadınız mı? Ya da kırıklar üzerinde uzun ama upuzun bir yolda yürüdünüz mü? Hiç kıpırdamaz, hiç sağa sola bakmaz, hiç rüzgar esmez ya da biri sizi rahatsız etmez ise idare edebilirmisiniz? Hiç denediniz mi ?    Küçükken annemin değerli kristal bardakları, şekerlikleri, vazoları, çay tabakları vardı. Bir gün kazara elimden kristal şekerlik düştü. Bilmem siz hiç onun yere düşüş anını, yerde patlayışını ve sağa sola sivri bıçaklar şeklinde dağılışını izlediniz mi? Büyülemişti beni. Öyle bir dağılır ve değişik şekilde kristalize kırılır ki. Harikadır... Gerçekten. Muhteşemdir.    Sizin için değerlidir. Çok kıymetlidir. Mutlaka çok değer ödeyerek sahip olmuşsunuzdur. Kıymetli ya, yere göğe koyamazsınız. Kıymetli ya, ortalarda bulunmaz kendinize saklarsınız. Onu sadece sizin için gerçekten değerli insanlarla paylaşırsınız.    Ama elinizden düşmeye kırılmaya görsün. Hızla yere düşer. Düştüğü noktada da muhteşem bir şekilde patlar. Bir anda sağa sola sivri keskin bıçaklar fırlatır. Öylesine ince ve keskindir ki bu kırıklar derinize ilk dokunduğunda hissetmezsiniz bile.  Girmiştir derinize, ilk hareketinizde o hissettirir zaten orada olduğunu...    Geçmişte yaşadığım acıları, kalp kırıklarını, üzüntüleri hele hele kırılmış bir sevgiyi işte böyle patlayarak dağılmış sivri, keskin, kristal cam kırıklarına benzetirim.    Şimdi böyle değerli, sivri ve keskin kristal kırıkları üzerinde yaşadığınızı bir düşünün bakalım.    Her adımınız işkence her kıpırdayışınız eziyet.    İlk anınız çok acıdır. Çok canınız yanar. Her bir kırık kanatır yüreğinizi, beyninizi, ruhunuzu. Her bir kırık batar battıkça da acıtır yaranızı. İnce ince kanar yaralarınız. Tedavi etmek imkansızdır. Belki arada bir düzelir yaralar ama kuşatma altındasınız her kıpırdayış yeni yaralar açılır ve bu da yeni acılar demek. Önce hiç kıpırdamak istemezsiniz. Kıpırdamazsanız canınız yanmaz sanki.    Ama hayat devam ediyor ya yürümelisiniz bu yolda. Durursanız yok olursunuz. Ya acıya katlanacak yürüyeceksiniz ya da...    Sonraları yara yerleri acıya duyarlılığını az da olsa kaybeder. Azıcıkta olsa acıya alışmışsınızdır. Ancak bu durum tek bir şart için geçerlidir. Aynı koşullarda aynı kabullerle ve aynı şekilde yürümelisiniz. Mümkünse tabii ...    Ama hayat bu değil ki... Yeni adımlar atmalı, yeni yollarda yürümelisiniz.    Mümkün mü kıpırdamadan yaşamak. Mümkün mü rüzgarın esmemesi.    Hele ki yeni bir yaşam kurdu iseniz kırıklar üzerine... Mümkün değil.