DİNE KARŞI DİN


Gerçeklerin daimi  olarak gizlenebildiğine ve hakikatin tümden yok edildiğine tarih şahitlik etmemiştir.

 

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdemden bu yana iyi ile kötünün, hak ile batılın kavgası amansız bir kulvarda devam etmektedir. Gerçek dine karşı hilekar yöntemlerle uydurulan sahte dinlerin,nötr etme görevi üstlendiğini aklı başında olan herkes anlayabilir.

 

Ne yazık ki bu yüzleşmede mertçe mücadele etmek yerine kamuflaj bir yöntemle “sahte-taklit” versiyonunu kullanarak varlık bulan oluşumları çok iyi tanımak gerekmektedir.

 

Allah’ın evi Kâbe’yi yıkmak için yola çıkan Ebrehe ve ordusu, ilahi filonun F-16 şahinleri sayılan Ebabil kuşları tarafından Muhassir Vadisinde hüsrana uğratılmıştır.

 

Bu sırrı çok iyi bilen baş münafık Übey bin Selül adlı kişi “sahte din” versiyonuyla nifak cephesinde yerini almıştır. Medinedeki Mescid-i Nebevi için alternatif olsun diye sözde mescid olarak kurulan Mescid-i Dirar adlı fitne merkezi, Tevbe Suresinin uyarısından sonra tevhid erleri tarafından yıkılmıştır. Bu fitne karargâhına mescid süsü verilerek davet edilen Hz.Muhammed SAV’ i Kur’an Tevbe Suresinde uyararak “oraya ebediyyen girme!” demiştir.

 

Bu örnekleri çoğaltmamız mümkün. Asıl üzerinde durmak istediğimiz nokta ise günümüz dünyasını ve özellikle İslam Ümmetini yakından ilgilendiren dehşet ve vahşet garabetiyle vizyona çıkan sahte İslam belgeselinin kimler tarafından sahnelendiğidir.

 

Enbiya Suresine göre âlemlere rahmet olarak gönderilen ve hayatında hiçbir cana ve canlıya zulmetmeyen Hz. Muhammed SAV’in şefkat ve rahmet hayatının doğruluğunu ona diş bileyen düşmanları dahi tasdik ederken, sözde onun yolunda gittiğini iddia eden zalimane garip tezahürlerin bıraktığı kirli ve acımasız imajın giderilmesi kolay gözükmemektedir.

 

En kutsal dava olan İslam’ın korunmasında görev alan adanmış erleri muharebe öncesi uyaran Hz.Muhammed SAV, silahsız olana, hiçbir çocuğa, hiçbir kadına ve yaşlıya, hiçbir bitkiye ve canlıya asla zarar verilmemesini emretmiştir.

 

Yıllar boyu Hz.Muhammed SAV’i yurdundan çıkaran, en kötü muamaleyi ona reva görenleri, Amcası Hz.Hamza’yı vahşice öldüren vahşileri bile Hz.Yusuf’un kardeşlerini affetmesi gibi o da cezalandırmayarak affetme erdemliliği göstermiştir.

 

İşte örneğimiz, rahmet peygamberi Hz.Muhammed  SAV dir. Ali İmran Suresine göre o peygamber kaba ve kırıcı olsaydı etrafında kimse toplanmaz dağılır giderlerdi.

 

Vahşet ve dehşet izlenimi veren sözde İslam adına çıkmış tüm garip tezahürleri İslam ile bağdaştırmak doğru değildir. Şeklen müslüman gibi gözüküp ruhen kontrolsuz bir canavar izlenimi veren dış kaynaklı sahte din algısını rahmet dini İslam ile irtibatlandırmak şefkatli bir anneye cani ve katil demekle eşdeğer bir yaklaşımdır.

 

Hak ile batılın yeterince birbirine karıştığı şu dünyada hakiki Müslümanların, meydana gelen olayları hakkıyla analiz etme adına yüce Allah tarafından onlara verilen en büyük yeteneğin adı “Feraset”tir. Feraset ise manevi bir termal kamera gibi dost ve düşmanı ayırarak inananlara ikram edilen bir “önsezi” istidadı olarak kabul edilebilir.

 

Zulmetmeyi başta kendine sonra da tüm mahlûkata yasaklayan Yüce Rabbimizin kulları olarak zulmün hangi çeşidi olursa olsun isterse  “gerçek dine karşı uydurulan sahte bir din”adına olsun her türlü zülmü reddediyor ve şiddetle kınıyoruz.

 

Sonuç olarak, İslam dini Rabbanidir. Yani Allahın dinidir. Öyle ise İslamı temsil ve savunma metodu da Rabbani olmak zorundadır. Kimse kendi yanından şartlar adına, stratejiler uğruna zülüm, kan ve gözyaşına neden olacak insanlık dramlarını doğuran akıl dışı uygulamalarla Allah’ın dinini temsil edemez.

 

Hz.Ali’nin ifadesiyle ” insanlar ya hilkatte eş, ya da dinde kardeştir.”Yani ayni dinin mensubu olmasak bile aynı yaratıcı Allah’ın var ettiği kullarıyız. Arafatta Veda Hutbesinde Müslümanlara ve tüm insanlara tarihi uyarılarda bulunan Hz. Muhammed SAV, başkasının canına, namusuna ve malına mutlak surette saygı gösterilmesini istemiştir.

 

Hz.İbrahim’in oğlu Hz.İsmail’in adının “işit ey Allahım” anlamına geldiğini dikkate aldığımızda bu gün bu peygamberlerin soyundan gelen Ümmet-İ muhammed SAV’in içinde bulunduğu yürek burkan durumu görerek buradan yükselen feryad u figanlar adına” İŞİT EY ALLAHIM “diyerek en meşhur nebevi dua ile yazımızı bitiriyoruz;

ALLAHÜMMERHEM ÜMMETE MUHAMMED(sav)

(Allahım! Ümmeti Muhammed’e(sav)merhamet eyle!)