GAZELHANLARIN PİRİ; KAZANCI BEDİH


      Uzun bir süredir kaleme, yazmaya vefasızlık eden bendeniz, şimdi büyük bir ustaya duyduğum vefa, sonsuz saygı ve sevgiden dolayı gönlümün kaleminden dökülenler ile onu anmak üzere, o kıymetli üstadın vesilesi ile sanliurfa.com’daki ilk yazımı paylaşıyorum.

Kimden mi söz ediyorum? Tam 11 yıl önce ebediyete göç eden, bedenen aramızdan ayrılan ama ruhuyla, hayata kattıklarıyla hep aramızda olan bir gazelhan üstadı Bedih Yoluk; yani Kazancı Bedih...Belirtmek isterim ki, bu yazı, onun nerede, ne zaman doğduğundan başlayıp kaç albüme imza attığı şeklinde rakamların soğukluğunun eseceği, bir biyografi niteliğinde olmayacak. Bunları Google Bey'e sorduğunuzda, sizlere eksiksiz cevaplarını veriyor zaten. Herkes heybesinde olanları sergiler, kolundaki altın bileziği ne ise onunla bir şeyler üretmeye, hazırlayıp ortaya koymaya çalışır. Benim heybemde de sözcükler var, kalem ve kağıdım var...Temennim şudur ki heybemdeki malzemelerimi kullanarak oluşturacağım bu yazı seneler sonra Kazancı Bedih kimdir, diye merak edip araştıran birine kaynaklık etsin, onun yüreğine dokunsun...Puşkin’in ilk kitabı çıktığında 7 kişi almış. Puşkin ünlü bir yazar olunca hatırlatmışlar, "İlk kitabınızı 7 kişi aldı" diye. Puşkin de "Ben o kitabı 7 kişi için yazdım" demiş. Eğer bundan on yıl, yirmi yıl sonra dünya dönmeye devam edecek olursa şayet ve bu yazı bir kişiye, beş kişiye, yedi kişiye ulaşmış olacaksa işte ben de bugün o yedi kişi için yazıyorum bu yazıyı...

   O vefat ettiğinde ben sekiz yaşındaydım ve ne yazık ki dünya gözüyle görme şansım olmadı üstadı ama çok şükür ki gönül gözümle görüp söylediği gazeller dışında insanlığı, mertliği, adamlığı ve koca yüreğiyle tanıma, büyüklerimden dinleme şansım oldu. Öyle bir insanı tanıyıp da sevmemek, hayranlık duymamak pek mümkün değil diye düşünüyorum. Kendimi naçizane, onun hiç görmediği, tanımadığı bir torunu, evladı gibi görüyorum.

Öğrendim ki, Kazancı Bedih ile benim rahmetli Büyükbabam çok yakın dostlarmış ve Şanlıurfa'da sekiz kardeşin en küçüğü olan babamın da doğduğu büyüdüğü ve benim de çok iyi hatırladığım, hatırladıkça duygulandığım nice anıların yaşandığı o hayatlı evin olduğu Yenimahalle'de otururmuş Bedih Usta da...Babam der ki: Bedih emmi ile komşuyduk. Sabahları işe giderken karşılaşırdık, halini hatrını sorardım. Kısa bir muhabbet ederdik ve 'Uğurlar ola evladım' derdi, ayrılırdık.

      Kazancı Bedih, yaşadığı o kirlenmemiş zamanların temiz, şeffaf, özü sözü bir,dünya malına, paraya tamah etmeyen, gönlü zengin, tam anlamıyla mert, adam gibi adamlarındandı.Velhasıl benim büyükbabam da öyleydi. Zannediyorum, bu 1900'lerde yani dünyanın daha temiz zamanlarında dünyaya gelmiş eski topraklara has bir şey. Yıllar geçtikçe biz çok kirlendik, masumiyetimizi, şeffaflığımızı yitirdik.

 

Hiç şüphesiz, koca bir çınardır Kazancı Bedih; gölgesinde nicesine babalık eden. Okula gitmedi, okuryazarlığı yoktu fakat o, çatısı olmayan, dört duvarla sınırlandırılmayan, birçok öğrenci yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam eden bir okul niteliğinde…

2000 yılında yapmış olduğu bir röportajda "Gazel size para kazandırdı mı?" sorusu üzerine verdiği cevap ise okullarda kazanılamayacak bir ders niteliğinde:

 

- Yok. Sıra gecelerinde gazel söylemekten keyif aldığım için giderdim. Sabahlara kadar sürerdi. Kazana çekiç vurmaktan daha güzel gelirdi. Dertleşme, müzik, mırra, çiğköfte. Sıra gecesi bizim bir nevi konservatuvarımız.

Sizin türkülerinizle bir hatta iki milyon satan albümler oldu?

-Bu işlerden çok telif alınmıyor. Biz yaptığımızda biraz para alıyoruz. Adam sonra çoğaltıp satıyor. Para peşine düşmedik. Bu yaştan sonra para kazanıp da rafa sahan mı dizeceğim?

 

İfadedeki güzelliğe, masumiyete bakar mısınız… Keyif aldığım için giderdim, diyor usta. Günümüz sanatçılarından kaçı parayı ikinci plana atarak, zamana ayak uydurma kaygısı taşımadan, popülerlik telaşına düşmeden sanatını icra etme, şarkılarını, türkülerini söyleme keyfini yaşıyor?  Bu bozuk düzende karşılığında bir şey olmadan günahlarını vermiyor insanlar birbirlerine. Her şeyin menfaat üzerine kurulu olduğu bir düzen ve hala masum, şeffaf, nazik yanları kalmış, hayatın inceliklerini görebilen, vefa sahibi bir avuç insan bu düzenin kurbanı. Cemal Süreya’nın dediği gibi : "Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu, biliyorsun ."

 

   Tarih 20 Ocak 2015, saat sabahın 4’ü. Hiç tanımadığın torunun günün şu saatinde kulağında sen "Nice bu hasreti dildar ile giryan olayım.Yanayım aşkın ile büryan olayım." derken sermest olmuş bir vaziyette sana sesleniyor Bedih Dede…İşte burada menfaat yok, karşılık yok. Çok büyük bir etkiye ve güce sahip sevgi, gönül bağı var,vefa var…Ben Şanlıurfa’da doğmuş ama orada büyümese de o kültürle yetiştirilmiş, memleketine, toprağına hiç yabancılaşmamış aksine sağlam bağlarla oraya bağlı bir genç olarak Kazancı Bedih Üstadı bugün dinliyor olduğum için, onunla ilgili kalemim yettiğince, dilim döndüğünce böyle bir yazı yazma şansına sahip olduğum için, vefa duygusu gönlüme bahşedildiği için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü biliyorum ki hala bu ülke gençleri içinde Kazancı Bedih adını duyunca şöyle bir duraksayan yahut adını bilse dahi onun okuduğu gazellerden mahrum kalmış, onu dinleme zevkine sahip olamamış niceleri var.Bizler çok değerli, kıymeti genelde öldükten sonra daha iyi anlaşılan üstadlara sahibiz. Onları tanıyanlar, dinleyenler ve çocuklarına da dinletenlere ne mutlu. Peki ya bizim çocuklarımız? Dilerim Kazancı Bedih’i, Neşet Ertaş’ı, Kıvırcık Ali’yi ve nicelerini tanımayan, bilmeyen bir nesil olmaz…

   2009 yılında kaybettiğimiz Şanlıurfalı ses sanatçısı, Kazancı Bedih’i yakından tanıyan, sıragecelerinde birlikte meşk etmiş olan değerli Üstad Abdullah Uyanık’a ait olan şu dizelerle yazımı sonlandırmak istiyorum:

 

Urfa, Diyarbakir, Adana, Maraş hep sana ağladı, gözlerinde yaş. Bol olsun toprağın, şâd olsun kardaş. Seni unutmadik Gazelhan Baba. Anlatsam sözler yetmiyor,sana olan hasret, özlem bitmiyor. Sıra geceleri sensiz gitmiyor. Seni unutmadik Gazelhan Baba.

 

   Kazancı Bedih’i, Pir’i, Gazelhan Baba’mızı yaşatmak, unutmayıp unutturmamak, çocuklarımıza da tanıtmak, anlatmak, dinletmek boynumuzun borcu olsun… Ruhun şad olsun koca çınar Gazelhan Baba; selam olsun…