2015 Seçimleri Ve HDP


Türkiye 2015 genel seçim havasına girdi artık. Aday adaylık başvuruları tüm partilerde hızlıca sürmektedir. Partilerin aday adaylık müracaat tarihlerinin son günü değişmekle beraber YSK seçim takvimini belirledi. 24 Nisan günü milletvekili adaylarının kesin listesi radyo, televizyon ve Resmi Gazetede ilan edilecek.

Tabi bu seçimin farklı bir havası var. Neden farklı olacağını şöyle sıralayabiliriz, bunlardan  

BİRİNCİSİ; 2003’ten beri parti başkanı ve başbakan olarak meydanlarda sık sık görmeye alıştığımız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bu sefer göremeyeceğiz. Yerinde Başbakan Ahmet Davutoğlu olacak. Meydanlardaki performansı şüphesiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la kıyaslanacak. Çünkü Sayın Erdoğan’ın meydanlardaki performansının çok iyi olduğu herkesçe kabul ediliyordu.

İKİNCİSİ; Halkların Demokratik Partisinin seçime parti olarak girme kararıdır. Kimisine göre risk almış kimisine göre de doğru bir karardır. Zira daha önce hepinizin bildiği gibi bağımsız adaylarla seçime giriyorlardı. Sebep de seçim barajıydı. Çünkü gerçekten yüzde onluk seçim barajı herkesin temsiliyeti açısından bir engeldir. Bu sadece HDP için değil diğer partiler için de geçerlidir.

ÜÇÜNCÜSÜ; aslında 2011 seçimlerinin de ana temasıydı fakat bir türlü, temsilcilerimiz beceremediler. Yeni Anayasadan bahsediyorum. Bu seçimin de ana temalarından biri yeni anayasa olacak. İktidar bu sefer daha kararlı görünüyor anayasa değişikliği konusunda. Mevcut anayasa bugünün şartlarında artık yeterli gelmiyor. Zira bu ülkeye daha demokratik ve herkesin kendini içinde bulacağı, işte benim anayasam diyebileceği bir anayasa şarttır. Yani tüm kesimleri, inançları kapsayacak ve kucaklayacak bir anayasa olmalıdır.

DÖRDÜNCÜSÜ; kaç zamandır konuşuluyor, tartışılıyor ve bu konuda iktidarın da kararlı göründüğü ve Cumhurbaşkanının da çok istediği Başkanlık sistemi. Ki biraz da bu sisteme evet veya hayır denilebilecek bir seçim olacaktır. Artık iktidar tarafından da aleni bir şekilde başkanlık sisteminin mutlaka bu ülkeye getirileceği dile getiriliyor.

BEŞİNCİSİ; çözüm sürecidir. 2013’te başlayan ve iki yıldan fazladır devam eden çözüm sürecinin nihayete kavuşması ve gerekli toplumsal barışın tesis edilmesinin oylanacağı bir seçim olacaktır.

Evet, yukarıda saydığımız konular bu seçim sürecinde en çok konuşulacak konular olacaktır.

Gelelim HDP kanadına. Parti olarak seçime girme kararlarının yerinde bir karar mı değil mi seçim sonunda belli olacak. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Selahattin Demirtaş’ın aldığı oy oranı belli ki partide bir umut oluşturmuş. Bu oluşan umudun yanında kendilerine olan güveni ve motivasyonu da artmış durumda.

Parti olarak seçime girme kararlarının ardından yazarlarımız ve aydınlarımız neredeyse her gün barajı aşıp aşamayacakları konusunda konuşuyorlar. Aşacak diyen de var aşamayacak diyen de… Ancak Selahattin Demirtaş’ın bir tespiti vardı ve şöyle diyordu; Önemli olan kafamızdaki barajı aşmamız. Eğer bunu aşarsak seçim barajını aşarız.

Barajı aşabilmelerinin en etkili yollarını araştırmaları gerekir. Toplum tarafından kabul gören, sevilen ve tanınan adaylarla seçime girmeleri büyük avantaj sağlayacaktır. Şimdilik kimler var bilemiyoruz fakat adaylar çok çok önemlidir. Yine bunun yanında tüm toplumu kucaklamaları gerekir. Hele en başta kabul etseniz de etmeseniz de bu toplum kendine göre dini hassasiyeti olan bir toplumdur. Kendilerini dindar olarak kabul eden kesimlerle diyaloglar kurmalı, geliştirmeli ve yanınıza çekmelisiniz. Özellikle de en çok oy aldığınız kendi toplumunuzun dini hassasiyeti olan insanları ikna etmeniz gerekir. Zira öteden beri HDP ve geldiği gelenek bu konuda eleştiriliyor. Bunun yanında geliştireceği projeler ve seçim vaatleri tüm toplumu kapsamalıdır. Yani tüm etnik yapıları, tüm dini inançları kısacası ekonomiden sosyal politikalara kadar herkesçe kabul görecek kapsamlı bir kampanya yürütürse barajı aşabilir.

2015 seçimlerinin bu ülkeye hayırlar getirmesini temenni ediyoruz.