UNUTMA! HATIRLA VE HATIRLAT!


İbret dolu hikmetli hatırlatmalar ile Rabbimiz'e yakın olmak için tüm fırsatları ganimet bilen iman sahibi her bir ferdin Yüce Allah'tan kendisine ulaştırılan ikaz,ihtar ve hatırlatmalara karşılık aklını, vicdanını ve tüm duygularını en aktif bir şekilde kullanması gerekmektedir. 

Yaşanan her olaydan ders ve ibret almakla sorumlu olduğumuz bilinciyle Kur'ani bir görev olan 'iyiliği emredip kötülükten men ederek' başkalarına örnek olmalıyız.

Fatır Suresi 37.Ayeti bu dünyada türlü yollardan çeşitli hatırlatmalar ile öğüt alabilecek kadar bir ömür fıtrsatının insana verildiğini şu Rahmani beyanla ortaya koymaktadır:
"Size orada(dünyada)öğüt alabilecek birinin öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size nezir yani uyaran da gelmişti..."

Zariyat Suresi 55.Ayet se hatırlatmanın önemine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:
"Sen öğüt verip hatırlat. Muhakkak ki tezekkür(hatırlatma),mü'minlere fayda verir."

A'la Suresi 9-10-11.Ayetlerde Rabbimiz nasıl öğüt alınması gerektiğini Kur'an uslubuyla şöyle dile getirmektedir:

'Öğüt ve hatırlatma bir yarar sağlayacaksa, öğüt verip hatırlat."
"Allah'tan içi titreyerek korkan öğüt alır ve düşünür."
"Mutsuz ve bedbaht' olan ondan kaçınıp uzak kalır." 

Şuara Suresi, 136-139.Ayetlerde anlatıldığı şekilde öğüt alma konusunda olumsuz direnişte bulunan inatçı kavimlerin kötü durumlarını Yüce Allah şöyle dile getirmektedir;
Dediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da..."

Yeryüzünde Rablık iddiasında bulunarak inananlara akla ziyan işkencelerde bulunan Firavun gibi münkir bir kimseye dahi güzel ve leyyin(yumuşak) söz söylenerek öğüt verilmesi gerektiğini Taha Suresi 43. ve 44. Ayetlerden anlamaktayız;

Yüce Allah Hz. Musa ve Hz.Harun'a Firavun'a giderek onu hak dine "kavl-i leyyin"(yumuşak dil) ile davete emretmiştir.

Şunu iyi bilmeliyiz ki öğüt ve hatırlatmada bulunanlara karşı gurur yapmak ya da büyüklenmek asla doğru olmamakla birlikte inkarcılara has bir davranış olduğu asla unutulmamalıdır.

Yüreği İman ile dolu olan Mü'min bir kişi kendisine yapılan herbir nasihatın ve hatırlatmanın kendisini dünyevi ve uhrevi felaket ve helaketlerden koruyacak bir kalkan olduğunu nazara alarak böyle bir Kur'ani çağrıya Kur'an ahlakının gerektirdiği en güzel bir olgunlukla müteşekkirane karşılık vermesi gerekmektedir.