HALKIN EFENDİSİ DEĞİL,HİZMETKÂRI OLMAK


“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır, insanların en şerlisi ise insanlara zarar verendir.”

Yukarıdaki nebevi hakikat bizlere çok şey anlatmakta ve büyük dersler vermektedir.

Yaşanan sorunların, var olan problemlerin çözümünde müracaat edilmesi gereken manevi tılsımı şu şekilde özetlemek mümkündür;

“Görevliye değil, adanmışa ihtiyaç var.”

İnsanoğlu,birlikte yaşamaya mecbur olduğu “Korunmuş Tavan” olan sema alemindeki Atmosfer’in altında boş bir seda değil hoş bir seda bırakmak için,himmeti milleti olan şahsiyetlere ihtiyaç duymaktadır.

“Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir” nurlu hakikati bencilliği, nemelazımcılığı, ataleti(tembelliği)red etmektedir.

Yaşadığı Devr-i Acib’te Vilayet-i Şarkiye’yi dolaşan Bediüzzaman Hazretleri’nin müşahede ve tecrübelerinden anlıyoruz ki memleket insanı kendisi dindar olmasa bile başındakini salih ve mütedeyyin olarak görmek ister.

Hz.İbrahim'in "Haliliyet ve Hilletiyle" manevi bereketinden mühim hisse alan Halkımızın değerleriyle barışık simaların mesuliyet mevkiinde yer alması, yapılmış olan makbul dualara “Âmin” ruhunu ortaya koymaktadır.

Mütevazı tavrıyla halktan biri gibi davranan Sayın Küçük’ün manevi dinamikleri referans alan müsbet tavrını memnuniyetle müşahede etmekteyiz.Halkın maddi ve manevi beklentilerini temin edecek gayretlerin boşa gitmeyeceğini ve makbul duaların manevi koruması altında olacağını ümitle intizar etmekteyiz.

Âdemoğlunun hepsinin hatakar olduğunu ve hata edenlerin en hayırlısının ise tövbe edenler olduğunu belirten Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın her asra hitap eden nebevi mesajından şu gerçeği anlamaktayız;

Birbirimize “hasenatın seyyiata rüchaniyeti” cihetiyle yani iyiliklerimizin kusurlarımıza üstünlüğü yönüyle bakılması ve bu şekilde muamele edilmesi gerekmektedir.

Halka hizmetin aynı zamanda Hakk'a hizmetin gereği olduğu bilinciyle herkese sağlık,afiyet,huzur ve mutluluk dilerim.