FARUK ÇELİK URFA İÇİN GERÇEKTEN ŞANS MI?


Dünyada söz sahibi olmak için birçok açıdan ‘süper güç’ olmak gerekir.

Ulusal düzeyde de etkin olmanın ilk şartı ise ‘süper şehir’ olmaktır.

Süper güce Amerika’yı örnek vermek faydalı olacaktır.  Peki, geçmişi birkaç yüzyıla dayanan Amerika’yı süper güç yapan tılsım nedir?

Amerika’nın başarısı ‘ırk ve milliyet’ üzerine inşa edilmeyen politikalardır. Zira Amerikan diye bir ırk yoktur, Amerikan halklarının ‘ortak menfaatleri’ vardır.  ABD iç ve dış bütün politikalarında Amerikan’ın yüce menfaatlerini referans alır. Birleşik Devletler’de yaşayan herkes demokrasi aracılığıyla yönetime katılır ve ülkenin ortak menfaatleri çerçevesinde tepkiler verir. Bazen Cumhuriyetçiler, bazen Demokratlardan başkan seçtirir. Senato Cumhuriyetçilerdeyken başkan Demokrat  yahut senato Demokratlardan oluşurken başkan Cumhuriyetçilerden seçilebilir. Ama bu ülkenin menfaatlerini asla sekteye uğratmaz.  İşte kısaca ABD’nin başarısı bu ‘çıkar ortaklığına’ dayanır.

Aynı şey ülkemizde süper şehir olarak tanımlanan Kayseri, Denizli ve Antep için de söz konusudur. Mesela ticari, siyasi, bürokratik veya sosyal bir olguda Antep’teki bireylerin ya da çıkar odaklarının değil şehrin yüce menfaatleri göz önünde bulundurularak tepkiler geliştirilir. Sonuçta Urfa ile birçok açıdan benzerlik gösteren Antep’in bir dünya kenti olması yine bu menfaat birlikteliğine dayanır.

Faruk Çelik’in 2011 seçimlerinde Urfa’dan vekil seçilerek meclise gitmesi ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olması Urfa siyasi tarihi açısından bir dönüm noktasıdır.

Başta ithal olduğu için tepki verilen Faruk Çelik, o güne kadar birçok Urfalı siyasetçinin yapamadığı birçok yenilikle Urfa’yı adeta çağ atlatmıştır. Siyasete uzlaşma, diyalog, yerinden yönetim ilkelerini getirerek Urfa’nın gönlüne taht kurmuştur. Şehri Ankara’dan değil, Urfa’dan yönetmesi onun doğru kişi olduğunun en güzel kanıtıdır.

Süper şehir olma yolunda ilk defa bu denli  ivme kazanan Urfa’nın bu atılımlarının devam etmesi yine siyaseten güçlü bir aktörle mümkündü. 7 Haziran seçimlerinde yapılan bir strateji hatasıyla Urfa eski günlerine dönmüş oldu. Fakat  1 Kasım seçimlerine giderken gerçekleşen sürpriz değişimler sayesinde Urfa yine Faruk Çelik’i kazanmış oldu.

Bu saatten sonra tüm Urfalıların yapması gereken şey; milliyet, ırk ve şehir taassubu gibi mülahazaları bir kenara bırakıp ‘süper şehir’ olma yolunda fedakâr bir şekilde Urfa’ya hizmet için gelen Faruk Çelik’e sahip çıkmaktır. Önceki dönemde yakalanan trend bu dönemde de devam ederse Urfa’nın yukarıda örnekleri verilen süper şehirler arasına girmesi işten bile değildir.

Ortak menfaatlerin kişisel menfaatlerin üstünde değer taşıdığı göz önünde bulundurulmalıdır. Faruk Çelik ve diğer milletvekillerinin 2011 sonrası ortaya koyduğu performansın sonucu olarak şehrin mimari, ekonomik, sosyal ve eğitim alanındaki hizmetleri göz önünde bulundurularak yeni sürece sahip çıkması gerekmektedir.

Faruk Çelik, Urfa’nın ortak menfaatleri için biçilmiş bir kaftandır. Kişisel hırslar, çıkarlar bir tarafa bırakılarak Urfa’nın kaderi için fedakârlık yapılmalıdır.

 
Bu çerçevede Faruk Çelik Urfa için bir şanstır.