HADİ OY VERİN...


Zamanın birinde Osmanlı Padişahı, Avrupa’ya okumamış bir büyükelçi atamış. Padişah’ın bu tutumu başta Vezirazam olmak üzere tüm saray halkını rahatsız etmiş.

Okumamış ama akıllı olan bu elçi önceki elçilerin durumunu dinlemiş. Avrupalı ne demişse yapan elçiler hem Osmanlıya hem de kendine darbeyi vurmuş.

Avrupa bu, hiç ister mi Osmanlı’nın güçlenmesini…

Avrupalı sefirlerin hoş geldin ziyaretleri sırasında sürekli bir şey istemeleri bizim Osmanlı elçisinin kafasını kurcalamış.

Avrupalılar bunun okumamış cahil olduğu istihbaratını alınca hemen poh pohlamaya başlamışlar.

Safderun olarak bildikleri Elçimize kendini abi olarak gören Avrupalılar güya yol göstermeye başlamış.

Bizim elçi Abi sefirler ne demişse tam tersini yapmaya başlamış.

Ak dediğini kara, kara dediğini ak görmüş…

Bugün Avrupa ve Amerika basını Türkiye’deki yardakçılarını da yanına alarak Erdoğan’ı Esad gibi göstermeye çalışıyorlarsa Türkiye seçmeni doğru yolda.

Hiç unutmam Rahmetli Menderes’in yakasına yapışan Deniz Baykal “Hürriyet istiyoruz” diye bağırınca Menderes: “Bir başbakanın yakasına yapışmışsın, daha nasıl bir hürriyet istiyorsun?” diye cevap vermiş…

Suriye’de kimse Esad’a Diktatör diyebiliyor mu?

Peki ya İran’da?

Ya Rusya’da…

Putin’in muhalifleri bir bir meçhul cinayetlere kurban gitti.

Kimsenin gıkı çıkmadı…

Bugün Cumhurbaşkanına Diktatör diyenlere 2 çift lafım var:

Eğer Diktatör olsaydı sen bu memlekette yaşayıp bu lafları söyleyemezdin…

Medya gruplarına el konulmasına da değinmek istiyorum.

Dejavu yaşanıyor biliyor musunuz!

Ergenekon operasyonları aklıma geliyor.

Bu kanunların hepsini şimdi içeride olan cemaatçi hukukçular, Polisler ve yöneticiler o günlerde yürürlüğe geçirdi.

Tuncay Özkan’ın kanalı Kanaltürk TV o günlerde yok fiyatına Akın İpek medyasına satılmıştı.

Hafızalarınızı yoklayın.

O günlerde şimdiki gibi yaşananları seyrettik.

Onların da bu kadar olmasa da sevenleri içeri girenleri mahkeme önünde destekliyordu…

Demet Akalın’ın o şarkısı dilime düştü;

Hayat bazen bizi deniyor, ama her zaman ikinci bir şans vermiyor.

Herkes hak ettiğini yaşıyor…

Bazen düşünüyorum, O kadar beddua, o kadar içeride ve dışarıda yıpratma hareketleri, o kadar hakaretlere rağmen o cemaat hep düştü, ama başbakan Cumhurbaşkanı oldu…

Ben ah almaktan korkarım bunlarda kimin ahını aldı diye düşünsünler diyorum…

Yazımın başına gelecek olursak!

Eğer Batı bu adamı Diktatör yaftasını yapıştırmışsa o zaman bu adamı desteklemek lazım…

Çünkü onlar Türkiye’nin faydasına olan kimseyi istemiyorlar.

90 yıldır bu ülkeyi hasta adam modunda yönetenler bu ülkeye Avrupa ve Amerika’nın kıskandığı yollar yapan, okullar açan, fabrikalar kuran, ülke ekonomisinde çıtasını yükselten bu adamın elbette başarılı olmasını istemez. Elbette yemek ister. Elbette dünya kamuoyunda küçük düşürmek ister…

Bize düşen onların istediklerini yapmamak.

Başkan yaptırmak istemeyen onlar…

Halkın taleplerini bir kez daha gözden geçireceğiz diyenlere bir fırsat daha verelim!

Demokrasi herkese lazım!