URFA'YA BAKAN GELECEK Mİ?


1 Kasım seçimlerindeki yüzde 50'lik oy oranıyla, ülke içi ve dışında, tüm dengeleri alt üst eden Ak Parti'de gözler yeni kabineye çevrilmiş durumda.

Kimler bakanlar kurulunda yer alacak, kim meclis başkanı olacak, kimler partinin grup yönetiminde görev alacak, başbakan yardımcıları kimlerden oluşacak, ekonomi yönetiminde hangi isimlere görev verilecek vs herkes şimdi bu soruların peşinde.

Ortada görev bekleyen elbette çok ama bu görevlere kimlerin getirileceğinin kararını Başbakan Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vereceği açık.

Yeni kabine heyecanı sadece Ak Partilileri meşgul etmiyor elbette.

Muhalefet partilerinden ekonomi dünyasına, aydınlardan sivil toplum kuruluşlarına varıncaya kadar hemen her kesimin gözü kulağı yeni kurulacak kabinede.

Tabii Türkiye dışı dost ve düşmanlar da aynı beklenti içindeler...

Soru şu; yeni kabine nasıl şekillenecek ve 78 milyona "ilk günkü aşkla" "haydi bismillah" dedirtecek mi?

 

Urfalılar daha heyecanlı

Halkın yüzde 50'si bu beklentiyle Ak Parti'ye oy verdi.

En fazla 10 gün içinde heyecanlı bekleyiş sona erecek.

Urfalılar için bu bekleyiş kuşkusuz daha heyecanlı geçiyor.

Zira Urfa'ya bakanlık düşecek mi, düşecekse hangi bakanlık düşecek, hemen herkesin kafası bu sorularla meşgul.

Bundan da doğal bir durum olamaz çünkü Urfa halkı, bir bakana sahip olmanın önemini önceki hükümet döneminde gördü.

1 Kasım seçimlerinde Ak Parti, Şanlıurfa'da rekor bir oy elde ettiyse kuşkusuz bunun en büyük nedeni, 2011 - 2015 arasında "Urfa'ya bakan gelmiş" olmasıdır.

Yılların siyasetçisi Faruk Çelik, Urfa'ya gelmekle kalmadı; halkla kucaklaştı, karşılıklı güven tesis etti, "abi" dedi, "abi" dedirtti; söz verdiği hizmetleri bir bir yaptı.  

O nedenle de bu seçimlerde halkın karşısına "sözümüzün eriyiz" sloganıyla çıktı.

 

Urfalılar neye oy verdi?

Urfa halkı da Ak Parti'ye 530 bin oy vererek üzerine düşeni yapmış oldu.

Urfalılar bu destekle hem istikrarın korunup hizmetlerin devam etmesini hem de kardeşliğe, barışa, huzura halel getirilmemesini talep etmiş oldular.

 Dolayısıyla 2011 yılından farklı olarak Urfa'dan gösterilecek bakanın işi sadece okul, yol, hastane, su, elektrik gibi temel insani ihtiyaçların karşılanması olmayacak.

Yani bakanın işi yalnızca halka hizmet olmayacak bu dönem.

Urfa'nın, bölgenin ve Türkiye'nin huzuruna sahip çıkıp, terör bataklığının kurutulmasına yardımcı olmak asıl iş olacaktır bu dönem.

Urfa bu dönem, hiç olmadığı kadar bölgenin ve Türkiye'nin sigortası konumunda olacak.

Konjonktür yani siyasal iklim ve bölge dengeleri 2011'den çok farklı.

Urfa; esnafıyla köylüsüyle, memuruyla işçisiyle, tüccarıyla genciyle bunun bilincinde.

Velhasıl... Urfalılar yollarına bu dönemde "bakanlı" devam etmek istiyorlar.

Ancak bu şekilde şehirlerinin "sanayi şehri"ne dönüşüp, huzur, kardeşlik ve barış simsarlarına göz açtırılmayacağını biliyorlar.