Kırmızı Balıklar


Kırmızı Balık Gölde
Kıvrıla Kıvrıla Yüzüyor
Balıkçı Hasan Geliyor
Oltasını Atıyor
Kırmızı Balık Dinle
Sakın Yemi Yeme
Balıkçı Hasan Tutacak
Sepetine Atacak
Kırmızı Balık Kaç Kaç

Bu her Türk yavrusunun söylemiş olduğu bir çocuk şarkısıdır. Bu şarkıyı biraz evirsem, şöyle bir çevirsem diyorum, çocuklarımızın dilinden aşırıp çarpıtsam...Teşbihte hata olmaz vesselam....

Doğada sistem, avlama ve av olma üzerine kurulu...Biri avlayacak diğeri de avlanacak kaçınılmaz olarak, hepimiz biliyoruz...Bütün anonim hikayelerde, masallarda, destanlarda bu tema kullanılır...Kadın erkek ilişkileri de bu dengede yürür...Erkeğin rolüdür avlamak, kadın av olmayı bekler... Beğendiği erkeğe "Hazırım, hadi fethet beni" mesajını zayıf sinyaller şeklinde verir ve bu mesajı alan erkek, harekete geçer...Acaba mesajı yanlış mı algıladım kaygısıyla, adımlarını dikkatli atmak zorundadır...Avlama aşaması zordur, zahmetlidir, ustalık ister...

Yeşilçam filmleri ne hoş anlatır bu durumu...Erkek; türlü türlü manevralarla avına yaklaşır, kız nazlanır, kaçar... Kaçtıkça kovalanır; kovalandıkça kaçar...Son sahnede de eğer ikna edememişse hala, kızı sırtına vurur kaçırır...Günümüzde  değişti koşullar...İşler tersine döndü gibi...Sokakta yanına gelip, tanışma teklifinde bulunan erkeğe; "Ben sizin bildiğiniz kızlardan değilim." demek adettendi. Erkeklerin de "O bildiğimiz kızlar" hakkında pek bir bilgisi yoktu hani...Malum internet mi vardı o dönemde?..O "Bilindik Kızlar" tek tük gezerlerdi ortalıkta... Sevgililer sokağın başında ayrılırdı, birileri görür korkusuyla...Babası, abisi bir tarafa; mahallede kızların namusundan sorumlu delikanlılar da görev başındaydı....Özlemek vardı, buluşamamak, birlikte olabilmek için mücadele etmek vardı...Şarkımızı uyarlayalım şimdi...."Kırmızı Balık" kız tarafı,"Balıkçı Hasan" da bizim avcı...

 


       "Kırmızı balıklar göllerde
        Kıvrıla kıvrıla yüzerler
        Balıkçı Hasan nerede?
        Balıkçı Hasan gel gel
        Sal oltanı göle...
        Gerek yok yemlemene
        Kırmızı balıklar koşun
        Balıkçı Hasan geldi
        Oltanın ucuna yapışın
        Sepetin içine doluşun
        Ay neler oluyor?

        Balıkçı Hasan kaçıyor
        Oltasını bırakıyor

        Balıkçı Hasan kaç kaç
        Kırmızı balık tut tut"

Bir kısım hemcinslerime  haksızlık etmek istemem, ama başımı ne tarafa çevirsem gördüğüm durum bu...Sık sık duyuyorum "Ortada adam yok!" diye hayıflanan gerçek  ilişki açlığı çeken kadınları...Yoklar; çünkü  o adamlar "Kırmızı Balıkların" istilası altındalar...Ve bu durum, o adamlara çaba sarf etmeden, kestirme yoldan, en kısa zamanda hedeflerine ulaşma imkanı veriyor...Tıpkı market reyonlarındaki hazır gıdalar gibi...Aç, Isıt, Bekletmeden Tüket, Ambalajı Çöpe At...Bir tıkla, bir tuşla o kadar yakınındalar ki adamların, ilişkisi olan kadınlar da şimdi kapris yaparsam, nazlanırsam kırmızı balığın biri gelir kapar kaygısını taşıyorlar ...Bu sebepten taviz veriyorlar, çabuk av oluyorlar...Belki de bu kolaylık erkekleri yeni av arayışına sürüklüyor....

Aşk, sevgi, değer verme, emek harcama gibi kavramlar bir avuç romantiğin dilinde, gönlünde sadece...Bu koşullar içerisinde güzel bir ilişki yaşayan çiftlere ne mutlu...Allah bozmasın,"Kırmızı Balıklardan" korusun...