KARADUT


 

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

 

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.

...........

...........

Bu şiir B.Rahmi Eyüboğlu'na ait...Resimlerini şiirlerinden daha çok beğendiğimi itiraf etmeliyim...Fakat bu şiir benim nazarımda bir istisna teşkil eder...Ciğeri, yüreği, kısacası içi yanan bir adamın gönlünden dökülen sözler bunlar....


Hikayesi oldukça ilginç...


1949 yılında Büyük Kulüp'te kendisinden bir şiir okunması istendiğinde, ayağa kalkıp bu şiiri okuyor...Yanında karısı  Eren Eyüboğlu'da var...O da büyük ressamlarımızdan...Şiiri okurken gözlerinden yaşlar süzülüyor Bedri Rahmi'nin...Herkes ve tabii karısı da bu şiirde bahsi geçen kişinin bir başka kadın olduğunu anlıyor ...O kadın Mari Gerekmezyan...Bedri Rahmi'nin Karadut'u...


Bedri Rahmi evliliği sürerken tanışıyor Mari ile...Aralarında tutkulu bir aşk başlıyor...Kimseden gizlemiyorlar bu durumu...Eren Eyüboğlu büyük bir sabırla kocasının dönmesini bekliyor...Bir kadın için katlanması çok zor...Ne kadar acı çektiğini tahmin edebiliyorum...


Çok geçmeden hastalanıyor Mari...Yokluk yılları o yıllar...İlaç pahalı...Tablolarını satıyor sevdiği kadın için...Ancak tüm çabalara rağmen, Bedri Rahmi'nin Karadut'u 1946 yılında hayata gözlerini yumuyor...


En büyük desteği bu dönemde Eren Eyüboğlu veriyor kocasına...Acıdan yıkılmış adam içkiye vuruyor kendini... O ise bırakmıyor kocasını hiç...Taa ki o gece bu şiiri okuyuncaya kadar...


Bedri Rahmi şiiri okuduktan sonra, onuru zedelenen Eren Eyüboğlu evi terk edip, oğluyla beraber Paris'e yerleşiyor ve bir müddet sonra kocasına şöyle bir mektup yolluyor...


4 Ocak 1950 Paris 

Canuşkam; 

Kulüpte bir gece, bir şiir okumuştun hani! Hatırladın mı? Gözlerinden birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. 

O gece... 

Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım. Bedri’nin ruhuna, insanüstü bir gücün acıyıp ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan mutluluk duyabilmeni sağlasın. 


Bu mektup işe yarıyor...Eskisi gibi biraraya geliyorlar...B.Rahmi 1974 yılında vefat eder ve  Eren Eyüboğlu, artık 35 yaşına gelmiş oğluna şunları söyler; "Babanı uğurladık; ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki sadece senin hayatın kararmasın diyedir." 


İşte ben bu noktada duruyorum...Paris'ten yazdığı mektuba baktığımızda akıllı ve olgun duruş sergileyen bir kadın, oğluna niçin bu şekilde konuşur?...Böyle konuşması oğlu için  vicdani bir yük değil midir?..."Senin için katlandım her şeye..." Demek oluyor ki Eren Eyüboğlu; kocasını sevmekten vazgeçmiş ve sadece oğlu için kendi hayatını hiçe saymış!...Keşke bu ifadeyi kullanmasaydı diyorum ben....


Her türlü bahse varım; kocası o şiiri okuduğu sırada Mari hayatta olmuş olsaydı, Eren Eyüboğlu kalkıp Paris' e gitmeyecekti...Rakibi olan kadın artık hayatta olmadığı için gitti Paris'e...Kocasını acısıyla başbaşa bıraktı ve bir şekilde onun pişman olmasını sağladı....Kocası herkesin gözü önünde Karadutuyla aşkını yaşarken niye bekledi, gitmedi hiç bir yere....Neden? 


Genellikle çocukları için kaldıklarını söylerler...Doğru değildir bu...Eğer ekonomik bağımlılığı yoksa arkasına bakmadan gider...Onun kalmasının tek nedeni; bir başka kadına aşık olan kocanın, bir gün aynı değeri kendisine vermesi beklentisidir...Bunu bekler kadın...O dönen adamların evde bekleyen kadına yeniden aşık olma ihtimali ise yok denecek kadar zayıftır...Aşık olmaz tekrar karısına ancak; vefa, minnet, pişmanlık vesaire hisseder, o kadar....


Sevgiyi saf tutmak gerek...Bu duygu pazarlığa tabi tutulmayacak kadar temiz bir duygu olarak kalmalı..."Yanındaydım çünkü onu seviyordum..." deseydi keşke...Sevmeyen kadın; "Böğrüne kızgın bir ütü yapışmış" gibi hissetmez çünkü... Bedri Rahmi'nin evliliğine ihanet etmesine rağmen dürüst davranan taraf olduğunu düşünüyorum....Aynı zamanda; Eren Eyüboğlu'nu da bir kadın olarak anlıyor sabrını ve emeğini takdir ediyorum...