Basın'sız Hayat


Daha önceki yazılarımda da Basın Yasağını yazmıştım fakat bu basın yasağını Toplum  yanlış değerlendirmiş ve basın yasağı olsa böyle yazamazdınız diye tepki göstermişlerdi. bugün Basın yasağı hakkında kısa bir örnek vermek istedim. ama öncelikle sizlerden ricam  siyasi tercihinizi bir yana bırakıp bu yazıyı öyle  okumanızdır.

 17 yıldır basın yayın kuruluşunda  çok sayıda gazete ve dergilerde yazarlık yaptım, yazılarımda  mümkün olduğunca insanlara gerçekleri göstermeye çalışıp birde farklı Pencereden bakmalarını sağlamak istedim. zaman zaman taraf tuttum, Zaman zaman  tarafsız yazdım. fakat şundan emin olun ,Ben her zaman siste mi eleştirdim.eğer bir Ülkede sistem yanlış sa, hangi Parti başta olursa olsun bir şeyler hep yarım kalır, yanlışlar biribirilerini izlemeye devam eder.

Gazeteciliğin   baş kuralı gerçekleri yazmak, ve yerine göre taraf tutmamak tır, elbetteki günümüzde  Basın artık ikiye bölünmüş durumda, ya tarafsınız yada muhalif..
İşte bu nedenle Basın'a karşı aşırı bir ön yargı ve bir öfke herzaman oluşmuştur. fakat bu Güne kadar hiç bir siyasi parti basın üzerinde bu kadar baskıcı ,önyargılı ve intikam taşıyıcı olamamıştı.aramızda hak edenler yokmu? elbette var; fakat ayırmayı bilmek gerek.

Geçen ay bir arkadaşım  bana  çocuğunu  pazarda kaybettiğini  söyleyip iki gözü iki çeşme benden yardım istedi,karakola gitmiş kaybolalı 20 gün olmuştu ve resmini Gazetede yayınlarsam daha çabuk bulunacağını düşünmüştü. bende hemen Gazetemizi arayıp  çocuğun kayıp haberini yapmayı teklif ettim, tabi bukadar kolay değildi bu iş
Öncelikle kayıp ilanı vermemiz için savcılıktan izin almamız gerekiyor du, bu da bir sürü prosüdür demekti, ve o Çocuk hala bulunmuş değil.  Dün de bir okurum beni arayıp çocuğunun gittiği okulda bazı velilerin okul faturası  ödemedikleri için okul yönetiminin doğal Gaz vanasını kapattıklarını ve çocukların Soğukta ders yapmaya çalıştıkları nı anlattı. öncelikle çalıştığım TV kanalını aradım. ''Haber iyi fakat içerde çekim yapmak yasak  ancak çocuklarla velilerle reportaj yapabiliriz'' dediler.Yani bunuda haber yapmak yasaktı.  Dogudaki olaylara girmiyorum bile o apayrı bir sorun, Türkiyenin kanayan yarası Hatta kangrene dönüşmüş  ve kesilmesi gereken bir  organı halinde, o sorun için izinsiz yazı yazılamaz, zaten o izni veren de olmaz

kısacası Gizli çekim yapmak yasak,
Ses kaydı yapmak yasak,
Haber yapmak yasak sadece özet ve başlık serbest o da abartılı olmadan,
Gerçekleri yazmak yasak (can dündar en iyi örnek)
Cesetleri, İçkileri, Sigarayı, Kan'ı görüntülülemek  bile yasak
İzlediğiniz filmlerde denk gelmişsinizdir, hep sansürlü,izlediğinizi anlamazsınız bile;

 

Medyaya baktığınızda Türkiye güllük gülistanlık, herkes Mutlu, Zengin, sadece ortada Magazin,  yarışma,  Aşk, Dram dizileri Mafya dizileri ve Osmanlı dizileri var,basın organları haberlerde yemek tarifleri magazin programları Yayınlıyorlar ,Bir sarhoş adamın komik halleri, Trafik kazaları, kadın cinayetleri  Yayınlanıyor. Güneydoğuda ki olaylar bile taraflı sansürlü veriliyor. Rusya ile durumlar taraflı ,haberlerle abartılarak verilip haber saati doldurulmaya çalışılıyor, ve Halk bu haberlere göre yorum yapıyor neden; çünkü başka bilgi yok. Tv kanallarında Erdoğan ve Davutoğlunun oturum programları oluyor arada...  onlara da zaten önceden belirlenmiş sorular soruluyor.

Siz AKP döneminde bütün siyasetcilerin bir Araya gelip Açık oturum yapıldığını gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü ilk seçimlerde 2 kez öyle program yapıldı diğer parti liderlerin soruları karşısında verilecek cevap bulamadılar.sonra o da yasaklandı.zaten kanallar AKP ye hizmet ettiği için bizler hep AKP yi diledik,hep onları haklı gördük, başka partiler zaten Toplam da 15 dakkalık programlarla sınırlandırıldılar. ''Adam olana çok bile'' dedik.

Aslına bakarsanız Toplum ülkeden bi haber yaşıyor ve ben iddia ediyorum Eğer bu AKP döneminde yasaklar ülkesi olmazsaydık, Basın yayın yasağı olmazsay dı, Türkiyede   herkes herşeyi görecekti ,bunu sadece AKP için söylemiyorum bütün siyasiler için geçerli, Lider  AKP olduğu için onları konu ediyorum.

 

Bu Ülkede Yalnızca reklamları izliyoruz ,Bir filmi baştan sona izlemeliyiz ki, ne olduğunu bilelim, bu Halkın haber alma özgürlüğüdür.Sorulacak sorular cevapsız kalmamalı, Kayıp ilanları savcılık kararıyla yayınlanmamalı.bir cumhur başkanı halkın oyu ile başa geldiyse halktan  habersiz kuş dahi uçuramaz bırakın işide mi  Türkmenlere mi gittiği belli olmayan silahları yollamayı...!

 

Gerçekler örtpas edilirse bunların sonu gelmez.  yalanlar yeni yalanları doğrur ,bir siyasi parti ne kadar başarılı olursa olsun , öncelik her zaman kendilerinden geçer. işte bu nedenle bu ülkede bir  cumhur başkanı  teker teker kendisine muhalif olan kişileri  şikayet  ediyor  onları hapse mahkum ettiriryorsa ,Hakim , savcı,öğretim görevlileri, Basın  hatta MİT bile  bir Siyasetcilerin Elindeyse o Ülke sağlıklı Toplum barındırmaz,ve  O ülkede kaos bitmez.

 

Hiç unutmuyorum bir keresinde eski liderlerden Tansu Çiller, Basın mensuplarını azarlamıştı
Bu Basın Mensuplarını o kadar kızdırmıştı ki, Ertesi günler tansu Çiller haber yapılmadı ona kimse mikrofon uzatmadı ve Tansu Çiller neye uğradığını şaşırıp o hatayı bir daha yapmamış hatta basın mensuplarıyla arasını hep iyi tutmaya çalışmıştı.Basın olmazsa haber olmaz.basın olmaz sa o Ülke karanlıkta kalır ve Günümüzde yaşadığımız  tek Gerçek, Gerçeklerden uzak kaldığımızdır.