TÜRKLER'İN ESKİ BİR TARİHTEKİ TANIMI


Ord.Prof.Dr. Fuad Köprülü (1890-1966); İkdam Gazetesinde 1928 yılında eski devirlerde "Türk'ü"nasıl tanımlarlardı konulu bir makale yayınlamıştır.


Orta Çağ Acem şairleri, "Türk" kelimesini genellikle "merhametsiz, gaddar ya da güzel" anlamında kullanmış ve sevdiklerini bu sıfatla lakaplandırmışlar...Çiğil, Karluk, Yağma gibi kollara mensup Türk kölelerinin güzellikleri ve merhametsizlikleri hakkında Orta Çağ İslam tarihinde bir çok kayıt olduğunu yazmış...


O dönem Acem şairlerinin kullandığı bu kelimeleri sonraki yıllarda doğru tercüme etmeyen çevirmenler bu ifadeleri; "Türkistan' da güzelleriyle maruf bir kıta, bir memleket" diye tarif etmişler... 


"Türk" kelimesi 16.asırdan başlayarak şairlerimiz arasında "kaba, köylü, cahil, medeniyetsiz" anlamında kullanılmış...Ahmet Vefik Paşa 1876 yılında çıkarttığı ilk Türkçe sözlükte de benzer ifadelerle tanımlamış kelimeyi...Bu sözlük; Türkiye Türkçesinin ilk sözlüğüdür.


Çağatay Türk şairi Ali Şir Nevai; muhtelif eserlerinde türk kelimesini taşralı, köylü"Türkâne" kelimesini de "kaba saba" manasında kullanmıştır...Halbuki diyor Köprülü; "Muhakemet ül Lugateyn" adlı eserinde Ali Şir Nevai; Türkçe'nin Farsça' dan daha güzel ve zengin bir lisan olduğunu ispata çalışan bir milliyetperverdi.


Anadolu' da ve özellikle Balkanlarda muhtelif kavimlerle karıştıktan sonra, şehirli medeni halk "Türk" kelimesini "köylü, medeniyetsiz, kaba" anlamında kullanmaya başlıyor.


16. yüzyıl şairlerimiz bu sıfattan kendilerini kurtarmak için kendilerine; "Üdeba-i Rum, Zürefa-i Rum", Türkçeye de "Lisan-i Rumi" veya "Türk-i Rumi" diyorlar maalesef.


Dönemin alimlerinden Ali Efendi güya Türklerin(kendisi de Türktür) -hatunlarının zerafet ve letafetten yoksun, midelerine aşırı düşkün hatta at eti yemekten ciğerlerinin galiz(iğrenç) olduğunu, hikmet ve riyazetten aciz ve güzel söz söylemekten uzak olduğunu vs. vs. yazıyor meşhur Ahlak-ı Ali isimli eserinde...Kınalızade Ali Efendi devrin büyük alimlerinden... Başarılı bir devlet adamı ve üç dilde şiir yazabilen bir büyük yetenek...


Ali Efendi'nin eserinde fiziksel özelliklerin anlatıldığı bölüme dikkat çekiyor, "Etrak hususa Moğol,çehreleri müdevver ve burunları yassı, gözleri teng olur...." Bu tanımlamlara göre bahsedilen Türkler; Anadolu Türkleri değildir ve onun dayandığı kaynak, köle satın almak isteyen muhtelif milletlere psikolojilerini öğretmek amacıyla yazılmış eski bir Arapça eserdir ki, orada bahsedilen Türkler; Anadolu Türkleri olamaz...


Kendileri "Türk" olduğu halde "Türk" kelimesini küçümseyici anlamda kullanan eski şairlerimizin bu gafletini milli şuurdan uzak olmaları yahut islam tesiriyle hareket etmeleri ile açıklayamayız. Örnek veriyor; Osmanlı İmparatorluğunda koyu müslüman ve imparatorluğa sadık bir vatanperver olan "Arnavud Yahya Bey" büyük bir iftiharla Arnavudluğunu söylemekten çekinmiyor da bizim şairlerimiz neden o dönemde Türk olduğunu belirtmekten çekince duyuyor?...


16.yüzyılda Türk şairleri' nin pek çoğu neden "Ben Türküm" diyemediler?


Köprülü; İmparatorluk idaresinin başında Türk olmayan "devşirme çocukları" bulunmasının verdiği bir cesaret sonucunda Türk'ün bu şekilde tanımlanması mümkün olmuş olabilir mi? sorusunu sorup, bizi düşünmeye davet ediyor.


Devşirme sistemi Osmanlı Devrinde 15.yüzyıldan itibaren Anadolu'da yaygınlaşmıştı...Bilindiği üzere devşirme için; Arnavut, Boşnak,Rum,Sırp,Bulgar ve Hırvat çocuklar tercih edilir...Türk, Kürt, Acem, Rus, Yahudi, Gürcü ve Çingene çocukları devşirilmezdi.

 

 Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.

 Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar 

 

O dönemde yaşayan ve şiirlerini genellikle Azeri Türkçesiyle yazan Fuzuli; devrin riyakar koşullarına bu dizeleriyle ışık tutuyor ve aynı zamanda Fuzuli; hiç bir zaman Azeri Türkü olduğunu gizlemiyor...

 

Özellikle konuyu irdelemek istedim çünkü çok duymuşuzdur, "yabancılar Türkleri şöyle görüyor, böyle küçümsüyor" der ve onların bizi yeterince tanımadığına kanaat getiririz...En büyük etken, devşirilmiş Osmanlı yöneticilerinin sistemin tepesinde olmaları sayesinde yüksek ihtimalle...Osmanlı Devleti'nin çöküşü; Devşirme sisteminin uygulandığı an başladı derim ben!...

Boşuna söylememiş atalarımız;"Ağacın kurdu içindedir!"