Doğru Bilinen Yanlış: Faiz ve Enflasyon


Türkiye’nin 2000’li yıllara kadar en önemli sorunlarından biriydi, enflasyon.

Bu yıllara gelene kadar ülkemiz, performansını bu sorunla uğraşmak üzerine yoğunlaştırmış ancak yine de çözememiştir.

2000’li yıllardan sonra ise bu durum tersine dönmeye başlamış ve insanımız tek haneli enflasyon oranlarını görmüştür.

Aynı dönemlerde faiz oranları da paralel bir seyir izlemiştir.

Her iki dönemi incelediğimizde karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor: 2000’li yıllardan önce yüksek faiz. Enflasyonun düştüğü son 14 yılda ise düşük oranlı faizler.

Yıl

Enflasyon Oranı

Faiz Oranı

1994

125,5

 

 

 

% 65 ve üzeri

1995

76,0

1996

79,8

1997

99,1

1998

69,7

1999

68,8

2000

39,0

2001

39,0

2002

29,75

 

 

% 29,99

2003

18,36

2004

9,32

2005

7,72

2006

9,65

2007

8,39

2008

10,06

 

% 13,78

2009

6,53

2010

6,40

2011

10,45

 

 

% 9,51

2012

6,16

2013

7,40

2014

8,17

2015

8,81

Yüksek enflasyonun mu faizi; yoksa yüksek faizin mi enflasyonu arttırdığı iktisatçılar arasında olagelen tartışma konularından biridir.

Bu konuda temel olarak iki görüş öne sürülür:

Birinci görüşe göre; yüksek enflasyon yüksek faize sebep olur. Bunun da esas itibariyle reel faiz hesaplamasından kaynaklandığı savunulur.

İkinci yaklaşım ise faizin enflasyona neden olduğudur. Ben de bu görüşe katılanlardanım.

Açıkçası iktisatta bazı kuralların özellikle gelişmekte olan ülkelerin zararına bilinçli ve sömürmek amacıyla geliştirildiğini düşünüyorum. Ve bu bazı kurallar doğruymuş gibi kabul ettiriliyor.

Faizin yüksek olduğu ekonomilerde kalkınma ve gelişmenin olmayacağını veya az olacağı kanaatindeyim.

Yüksek faiz durumlarında yatırımcı, kısa yoldan yani faize parasını yatırarak kar elde etme yoluna gider.

Dolayısıyla fabrikaya, sınai imalata dolayısıyla ekonominin büyümesine gitmesi gereken para faiz ortamlarına hapsolarak ülke insanını çıkarlarından ettiği gibi cebindeki parayı da alır.

Şöyle ki;

Faizin özellikle ticari kardan düşük olduğu durumlarda yatırımcı sanayi ve diğer ticari yatırımlar yapar.

Bu suretle ülke sanayisi ve ticareti gelişir. Mal üretimi ve çeşitliliği artar. Bunun neticesinde istihdam yani ülke insanının geliri ve yaşam kalitesi artar ve ekonomik büyüme sağlanır.

Daha fazla kar elde eden şirketler üzerinden alınacak vergilerle devlet gelirleri yükselir.

Yüksek faiz oranlarının söz konusu olduğu ülkelerde ise yatırımlar durur. İmalat azalır. Yani mal arzı düşer. Mal miktarı düşünce enflasyon artar.

Diğer taraftan bütçeden faiz rantçılarına ödenen paralar da ülke insanımızın cebinden çıkıyor.

Yani yüksek faiz durumlarında ülke ve ülke insanı çalışmak ve ücret gelirinden, ekonomik büyümeden mahrum kaldığı gibi ayrıca faiz lobisine cabası olarak devlet bütçesi üzerinden cebinden para öder.

Faiz-Enflasyon serüveninde yukarıda anlattığım süreçte değinilebilecek başka hususlar da var. Ancak konuyu dağıtmamak için detaya girmiyorum.

Sözün kısası…

Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi yüksek faiz oranlarında kaybeden Ülkemizkaybeden İnsanımız, Milletimiz

Düşük faiz oranlarında kaybeden ise faiz rantçıları veya lobisi… Kazanan Milletimiz… ve Milletin Geleceği

Kaynak: Milat Gazetesi