KANDİLİNİZ SÖNMESİN!


Yeni bir rahmet ve mağfiret iklimi sayılan mübarek üç aylara ulaşmanın manevi hazzını yaşıyoruz.

Hz.Muhammed sav’in “cevamiül kelim” diliyle söylediği şu hakikat üç ayların önemini dile getirmektedir;

“Receb ayı Allah’ın, Şaban ayı benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”

Üç ayların girişiyle beraber Fahr-ı Kâinat Hz.Muhammed sav efendimiz şöyle dua etmeyi tavsiye ederdi;

“Allahümme barik lena fi Recebe ve Şaban ve belliğna Ramazan”

“Allah’ım bize Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.”

Recep ayı içerisinde Reğaib ve Mi’râc gecesi varken Şaban ayında Berat gecesi ve Ramazan ayında ise bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi mevcuttur.

Maneviyat âleminin sönmez yıldızları hükmünde olan bu geceler Hz. Muhammed sav ümmeti tarafından rağbetle takdire şayan görülmüştür.

Üç kıtaya, yedi denize Nur-u Ahmedi’yi ulaştırmaya muvaffakiyeti ölçüsünde değer görüp muvaffak olmuş Devlet-i Aliye-i Osmananiye’de ilk kez Sultan 2. Selim zamanından itibaren üç ayların girişiyle minarelerde kandiller yakılmış ve bu gecelerin taşıdığı ilahi mesaj şekli suretinden çok ruhi ve kalbi bir mana ile kutlanmaya başlanmıştır.

Bu aylarda dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini havf ve reca yani umut ve korku muvazenesinde tanzim ederken abdiyet şuuruyla, ihsan bilinciyle yaşamanın cehdu gayretini zirvelere taşımalıyız.

İnsanın kendisini hatasız tevehhüm etmesi en büyük hatadır.Hatadan,kusurdan,nisyandan hali olamayan insanın pürkusur durumunu nebiler sultanı Hz.Muhammed sav şöyle özetlemektedir:

 “İnsanların hepsi hata edici ve günah işleyicidir. Hata edenlerin en hayırlısı ise, hatasını bilip ondan dönmek için tövbe edenlerdir”

 Hayat müfredatı ve Vahiy Zirvesi olan Kur’an-ı Kerim’de El-Kerim Rabbimiz günahtan arınmak isteyenlere  Nur Suresi 31.Ayeti mühim bir adres olarak göstermektedir:

“Ey Müminler! Hepiniz Allah’a tövbe ediniz ki felah bulasınız

Dünyevi fena, fani ve zail işlere kendilerini ifrat derecede kaptırarak ebedi ve baki bir hayatın uhrevi görevlerini en son plana atıp asıl vazifesini unutan insanoğluna manevi bir promosyon ve ihtar ayı olan üç ayların kadru kıymetini hakkıyla bilmek gerekir.

Hayatımıza manevi bir dinamizm katmak amacıyla bazı ay, hafta ve günlere taraf-ı ilahiden hususi bir değer atfedilmesi rahmet hazinesinin sınırsız büyüklüğüne delil kabul edilmektedir.

Ölmeden önce çok ciddi bir nefis muhasebesi yapmanın gereğini anlatan Hz.Muhammed sav’in rehberliğinin bereketiyle kendi kendimize şu önemli soruları sormalıyız;

Ben kimim? Niçin ve kimin için yaşıyorum? Allah ile aram nasıl?

Felsefenin cevabında aciz kaldığı hikmetli suallerin aklı ve kalbi ikna eden cevaplarını bulmak insanın en mühim vazifesidir. Bu sırrı ve tılsımı anlatan nurlu temel eserlerin lemalarıyla, şualarıyla aydınlanan nurlu kandillerin ziyadar kıldığı bir insan olmalıyız.

Manevi değerini izaha çalıştığımız mübarek Üç Aylar ve  ard arda sıralanan mübarek geceler hangi noktada, hangi menzilde olduğumuzu muhasebe ve tefekkür açısından fevkalade önemlidir.

İnandık dediğimiz halde inanmayan asi münkirler gibi yaşamanın “hüsranul mubin” adıyla her iki hayatta zarar ve ziyan nedeni olacağı asla unutulmamalıdır.

Farklı ince bir teşbihle üç ayları şöyle tasvir edebiliriz;

Recep ayı toprağa tohum ekmedir. Şaban ise neşvü nema için o tohumu sulamaktır. Kur’an ayı Ramazan ise bire sonsuz veren başakları hasad etme ayıdır.               

Herkesin anlayabileceği beyanla üç ayları şöyle de teşbih edebiliriz;

Yılı ağaca benzetirsek Recep ayı o ağacın yaprakları, Şaban ayı meyvelerin ve semerelerin tekâmül ve tekemmül etmesi, Ramazan ayı ise hazine-i rahmetin dallarına asılan meyvelerin toplanmasıdır.

Güçlenmesi gereken akrabalık bağlarından tutun Müslümanların arasındaki birlik, beraberlik, kardeşlik ve yardımlaşma duygularının irtifa kaybettiği günümüzde üç ayların bereketli manevi hangarında ciddi bir bakım ve onarım yapmamız gerekir.

Manevi soluğu, diriltici nefhası iliklere kadar hissedilmeye müsait mübarek üç ayların ve içerisinde yıldız gibi parlayan kandillerin ülkemiz, insanımız, Ümmet-i Muhammed sav ve İslam’a muhtaç tüm beşeriyet hakkında hayırlara, iyiliklere, güzelliklere, müjdelere vesile olmasını Allah’tan ümit ve niyaz ediyoruz.