Gülümseyin...


Son dönemlere insanlarda hep mutsuzluğu gözlemliyorum. İnsanların gözlerinde pırıltı dahi göremez olduk. Halini vaktini sorduğumuz kişiler dahası biz ağız birliği yapmışçasına hep mutsuz olduğumuzu ifade ediyoruz.  

 İyi de ne oluyor bize?

           Ekonomi kötüymüş, hayat şartları zorlaşmış, ekmek aslanın midesindeymiş... vs... sorunları sıralamak kolay.

Vurdumduymaz biri olduğumu düşünenler olacak “ekmek elden su gölden” galiba diyenler olacak benim için aksine, bilir misiniz ki son bir yıldır ne ağır şartlarla karşı karşıyayım.

Sıkıntılarımı açmak niyetinde değilim ama şu kadarını söylemek gerekirse tüm zorluklar daha da güçlendiriyor biz insanları.

“Her iyiliğin için de bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik vardır” felsefesini bilmeyen yok sanıyorum. Bana göre insan

oğlu bu felsefeyi göz ardı etmemeli.

Arkadaşlar, hayat o kadar kısa ki bize acımayan “zamanı” iyi değerlendirmeliyiz.

Ekonomi kötü olabilir, hayat şartları zorlaştı bu da doğru, işsizlik alıp başını gidiyor zaten ama unutmayın “zaman” kimseye acımıyor.

“Keşkeler” nereye kadar? Sorarım size...

Birilerin söylediği önemsiz sözleri (dedikoduları) bile o kadar sorun ediyoruz ki hayatta.

Adeta cehennem ediyoruz hayatı kendimize.

Peki niye, neye yarar? Kendimize verdiğimiz eziyetin sonunda ekonomi düzeliyor mu, işsizlik yok mu ediliyor?

Hayır.

Bunların hiç biri, hiçbir sorun bu şekilde çözülmüyor. Vurdumduymaz olmayın ama böyle bir haksızlığı da kendinize yapmayın.

 

Bakın ne yapalım biliyor musunuz? Ne kadar uzaklaşabilirsek sorunlardan o kadar iyi olacak. Bir deneyin.

Ülkemizde o kadar güzel ve zengin yerler var ki, “şimdi tatil zamanı mı?” demeyin hemen. Bulunduğumuz her yer çok güzel, biraz doğa yürüyüşü yapın, gezin dolaşın nefes alın.

             En önemlisi ne kadar çok derdiniz olursa olsun hep gülümseyin. Her sabah gülümseyerek uyanın mesela.

             Bakın göreceksiniz, işleriniz bir bir yoluna nasıl da giriyor.

 

Hayatın tüm zorluklarına inad;

“Ben Gülümsüyorum,

Sen Gülümse,

O Gülümsesin,

Biz Gülümseyelim,

Siz Gülümseyin,

Onlar Gülümsesin...”