BABASIZ BEBEKLER!


Sara, Demir, Esma, Salih ve yüzlercesi…

Hepsi 13-14 yaşlarında…

Hiç birinin baba sevgisini bilmiyor…

Bir özgürlük mücadelesinin masum kurbanları onlar…

Bir soykırımın “ölüm” değil “doğum” listesinde yazılı adları…

Onlar, tecavüz çocukları…

Her şey Bosna’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle başladı.

Özgürlüğü sadece kendi ırkları için hak gören Sırplar akıl almaz bir soykırıma girişti.

Takvimler 1992’yi gösterirken; insanlık tarihi, “ikinci dünya savaşından sonra en kanlı sayfasını” yazmaya başladı.

Savaş, doğru ifadesiyle soykırım, 1995’te Dayton Barış Anlaşması’yla son buldu.

Üç yılın faturası, bedeli ödenemeyecek kadar utanç yüklüydü.

250 bin ölü, harabeye dönmüş kentler, kocalarını-oğullarını kaybetmiş kadınlar ve binlerce tecavüz bebeği…

Ve utanç sayfasının en kara yazısı…

“11 Temmuz 1995”, Srebrenica’nın ölüm tarihi…

Birleşmiş Milletler’in güvenli ilan ettiği bölgede, birleşmiş milletler adına orada bulunan Hollanda askerlerinin gözü önünde, aralarında çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 8 bin kişi hunharca katledildi.

Cesetler, toplu mezarlara gömülerek ortadan kaldırıldı.

Radko Miladiç liderliğindeki Sırp askerler, kentteki bütün genç kızlara tecavüz etti.

Genç anneler, karınlarında savaşın bedeli, öylece doğumu bekledi.

Resmi rakamlara göre 30 bin kadın, Sırp askerlerinin tecavüzüne uğradı.

Bir bölümü sistematik olarak gerçekleştirilen tecavüzler sonunda, binlerce kadın hamile kaldı.

Hamile kadınlar, doğum yapmaları için hamileliklerinin son aylarına kadar esir kamplarında tutuldu.

Ağır mı ağırdı yükleri…

Kocalarını, çocuklarını öldüren katillerin bebeğiydi taşıdıkları.

Kimi hayatı pahasına kurtulmaya çalıştı bu çocuklardan, kimi intihar etti. Ama büyük bir bölümü doğum yaptı.

Hemen sonra bir başka dram başladı…

Anneler bebeklerini istemedi…

Yetimhaneler, aynı yaşlarda bebeklerle doldu taştı…

Kimse kınamadı o kadınları…

Elleri sevmeye uzanmadı çünkü.

Her gün, her dakika acıyı hatırlamak istemedi hiç biri…

Sırp askerinin vahşiliğini, oğullarına yapılan işkenceleri, kocalarının toplu katliamlarla yok oluşunu gördüler masum bebek yüzlerinde…

Süt bile gelmedi göğüslerine…

Bebeğinden ayrılamayanlar, büyük bir yalanla sürdürüyor yaşamının geri kalanını.

Tecavüzler gizleniyor.

Anneleriyle büyüyen çocuklar, Boşnak babalarının savaşta şehit olduğunu sanıyor.

Bugün Srebrenica katliamının yıldönümü…

Yaşamın öldüğü, ölümün yaşadığı bir kent Srebrenica…

Ve üzerindeki utancı atmak için, 13 yıldır Sırp Cumhuriyeti’nden ayrılmayı bekliyor.