TİLKİ\'NİN SONU!


İnsanlığın yüzkarası...

Eli kanlı firari...

Kasap...

Tilki...

Pislik…

Utanç verici sıfatlar aynı kişiyi tanımlıyor; Radovan Karadziç…

Sırpça yazılışıyla; Радован Караџић…

Dünya, Karadziç\'in adını 92 yılında duydu.

Sırp lider; Bosna\'daki akıl almaz katliamların ve sistematik işkencelerin her birine tek tek imza attı. Soykırımın fikir babası olmakla kalmadı, ölüm emirleri yağdırdı.

İnsanlık; Karadziç\'in emirlerinin nasıl uygulandığını ekran başında dakika dakika izledi.

Mermilerin masum insanların üstüne yağmur gibi yağışını, Bosnalı kadınların eşlerinden-oğullarından nasıl ayrıldığını, kamplardaki işkenceleri, periyodik tecavüzleri, tablo benzeri kentlerin harabeye dönüşmesini ve daha nicelerini…

Karadziç, üç yıl süren soykırımda hep başroldeydi.

Her katliamdan önce, gri renkli dağınık saçları ve askeri kıyafetleriyle Sırp askerlerine hem emir, hem moral verdi.

Son ve en büyük katliamına 11 Temmuz 1995\'te imza attı.

Srebrenica\'da 8 binden fazla Müslüman’ın hunharca öldürülmesi emrini O verdi.

8 bin erkek kurşuna dizildi, parçalara ayrılıp toplu mezarlara gömüldü.

Dünyanın gözü önünde, Avrupa’nın ortasında…
Bir şairin ne denli acımasız olabileceğine, bir psikiyatrın seri katilleri kıskandıracak cinayetlere nasıl imza atabileceğine de ilk kez şahit oldu insanlık…

Karadziç\'in hayatı, savaşın 95 yılının sonunda bitmesiyle değişti.

250 binden fazla insanın öldüğü, 2 milyon kişinin evlerinden sürüldüğü savaştan sonra uluslararası savaş suçları mahkemesi Bosnalı Müslümanlar ve Hırvatlara karşı savaş suçu işlediği gerekçesiyle Karadziç\'i resmen suçladı.

Sırp kasap kayıplara karışırken, mahkeme O\'nu, İkinci dünya savaşından sonra en büyük savaş suçlusu ilan etti.

Adı; kayıtlara \"cehennemden sahnelerin mimarı ve insanlık tarihinin en karanlık sayfalarının yazarı\" olarak geçti.

Sonraki yıllar, korkunç tabloyu değiştirmedi.

Her yıl, yeni toplu mezarlar bulundu.

Kurbanların sayısı hızla artarken, Karadziç, Uluslararası savaş suçları mahkemesinin en çok arananlar listesinin başından hiç inmedi.

Bulunamadığı yıllarda; Karadziç\'in Sırbistan\'da yaşadığı, O\'nu görenlerin ölüm tehditleri nedeniyle ihbarda bulunamadığı anlatıldı, durdu... Kâh Sırp Ortodoks kilisesi manastırlarında, kâh Bosna\'nın doğusundaki mağaralarda saklandığı iddia edildi.

Güvenlik güçleri yıllar yılı bu pis tilkinin “inini” aradı.

21 Temmuz 2008\'in son dakikalarında, Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç’in ofisinde çok önemli bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda “Karadziç, yeri belirlenerek tutuklandı” denildi ancak detaylı bilgi verilmedi. Uluslararası ajanslar, Karadziç\'in yakalandığı haberini acil koduyla duyurdu.

Sırp Kasabı Karadziç, Cuma sabahı Sırbistan\'ın başkenti Belgrad\'da bir belediye otobüsünde yakalanmıştı. Tanınmamak için sakal ve bıyık bırakan Karadziç\'in, Belgrad\'ın bir banliyösünde yaşadığı ve kendisini alternatif tıp uzmanı olarak tanıttığı anlaşıldı.

Belgrad’da hâkim karşısına çıkarılan Karadziç, katliam organize etmek, Bosnalı Müslümanlara ve Hırvatlara karşı soykırım, soykırıma iştirak, cinayet, insanlık dışı eylemlerde bulunma gibi suçlamalarla tutuklandı.

Ve beklenen son…

12 yıldır insanlıktan kaçan Karadziç, mahkeme tarafından yargılanacak 44\'üncü Sırp savaş suçlusu...

Gecikmiş adalet yıllar yılı akan gözyaşlarını tabi ki silemeyecek.

Peki; katliam kurbanlarının yakınlarını, “yaptıkları yanına kâr kaldı” hissinden kurtarabilir mi? Sanmam…

Hiçbir mahkeme kararı, işkence ile öldürülüp toplu mezara gömülmüş evladın acısını dindiremez.

Yeryüzündeki hiçbir ceza, 8 bin hayata bedel değil çünkü…

Hesap, yine büyük güne kaldı.

Mahkeme-i Kübra’da görülecek dava.

Üstelik kurbanların bizzat katılımıyla…

Sadece Karadziç değil, katliamın diğer sorumlusu, firari lider Ratko Mladiç de sanık sıfatıyla orada olacak…  

Ve hiç şüphesiz, ilahi adalet yerini bulacak.