Şanlıurfa'nın İlçesi Viranşehir
Bugun...




Şanlıurfa'nın İlçesi Viranşehir
Viranşehir yöresinde yüzey araştırmaları dışında arkeolojik kazılar yapılmamıştır. Yaban, Kele, Tell-tarik, Atşana, Annabi, Arbit, Tell-arbit, Tell-hinne, Tell-saif, Tell- goran başta olmak üzere yörede birçok höyük bulunmaktadır.

facebook-paylas
Tarih: 28-06-2016 12:01
Şanlıurfa'nın İlçesi Viranşehir

Bunlardan bazılarında yapılan araştırmalarda ortaya çıkan buluntu ve kalıntılar burada, Neolitik Çağda yerleşik bir düzenin olduğunu göstermektedir. 

Neolitik Çağdan sonra Kalkolitik Çağda da (MÖ.5500-3500) yörede yerleşim devam etmiştir. Yöre 1600 yıllarında Mitanilleri yenen Hititlerin egemenliği altına girmiştir. MÖ. XI. yüzyılda Mezopotamya’dan kuzeye doğru göç eden Aramiler burayı ele geçirmiş ve MÖ. X.yüzyılda burası Bit-adini Krallığına bağlanmıştır. Asurlular MÖ. IX. yüzyılın ortalarına doğru bu krallığı ortadan kaldırarak Viranşehir’in de dahil olduğu Şanlıurfa topraklarını ele geçirmişlerdir. Anadolu’nun büyük bir kısmına hakim olan Persler Viranşehir’i de ele geçirmiştir. Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasından sonra yöre bir süre Makedonyalıların, İskender’in ölümünden sonra da Seleukosların egemenliğine girmiştir. Bu dönemleri Roma, sasani ve Bizans dönemleri izlemiştir. 

VII. yüzyılda yöreye Arap akınları başlamış ve Araplar bir süre buraya hakim olmuşlardır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boyları buraya yerleşmeye başlamış, bunu Selçuklu hâkimiyeti izlemiş, bir süre de Urfa Haçlı Kontluğu’nun yönetimine girmiştir. Musul Atabekleri yönetiminden sonra XIII. yüzyılda, yeniden Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Moğolların Selçukluları yenmesinden sonra Şanlıurfa ile birlikte Viranşehir de Moğollar tarafından yağmalanmıştır. Moğolların Anadolu’dan çekilmesinden sonra Memluklular, Akkoyunlular ve Safeviler buraya hakim olmuş, 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında da Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

Roma döneminde Antoniopolis, Arap döneminde Tellmavzelat, Tellmuzin ve Tella; Urfa Kontluğu döneminde de Konstantina isimleri ile tanınmıştır. Tarihi İpek Yolu’nun üzerinde yer alan önemli bir konaklama ve ticaret merkezi idi bu nedenle de birçok kez yağmalanıp yıkılmıştır. XX. yüzyılın başlarında etnik gurupların ayaklanmalarından etkilenmiştir. Mardin’e bağlı bir kaza olan Viranşehir, Urfa’nın il olması ile 1924’te ilçe konumuna getirilmiştir.

Coğrafi Durumu
Şanlıurfa iline bağlı olan Viranşehir İlçesi 39°-45° doğu meridyenleri, 37°-28° kuzey paralelleri arasında yer almaktadır. Harran ovasının doğusunu kaplayan Mezopotamya bölgesinde, Karacadağ’ın güneyinde kurulmuş olan ilçenin yüzölçümü 1843 km2, rakımı ise 620 metredir. İlçenin doğusunda Kızıltepe, kuzeybatısında Siverek, güneybatısında Harran, kuzeyinde ise Çınar ve Diyarbakır vardır. Tarihte ipek yolu olarak bilinen ve günümüzde E-90 olarak adlandırılan karayolu ilçe merkezinden geçmektedir. 

Harran ovasının bir uzantısı olarak kabul edilen Viranşehir ovası genel olarak düz ve düze yakın bir topografik yapıya sahiptir. İlçe kuzey-güney yönünde eğimlidir. Yerleşmenin çevresinde yer alan en önemli yükseltiler; kuzeydoğusunda yer alan Takur Dağları ve kuzeyden güneye doğru uzanan Tek Tek (747 m) dağları ile ilçenin kuzeyinde yer alan sönmüş bir volkan olan Karacadağ’dır(1919 m). 

Viranşehir, konumu itibari ile iç bölgede olduğundan, ilçeye karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösteren bir iklim hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçmektedir. Kuzey tamamen karasal iklimin etkisi altındayken, güney kesimlerinde de büyük ölçüde aynı iklimin etkisi görülür. İlçenin kuzeyi daha yüksek olduğu için, daha fazla yağış alır. Kuzey kemsine yıllık 700 milimetreküp yağış düşerken, diğer alanlara 250-400 milimetreküp arasında yağış düşer. İlçeye yağışlar kış aylarında %50 oranında düşerken, geriye kalan yağışlar sonbaharın son aylarında ve ilkbaharda düşer. Kar yağışları çok az görülür ve don olaylarına pek rastlanmaz. Yaz aylarında 43 °C varan sıcaklıklar görülür. 

Viranşehir bitki örtüsü bakımından fakir bir ilçedir. Yaz aylarının sıcaklığı ve kuraklığı, bitki örtüsünün gelişimini engellemektedir. Bitki örtüsü Karacadağ çevresi hariç, diğer bölgeler bozkırdır. Karasal yağış rejiminin hakim olduğu Viranşehir ve çevresinde ilkbahar aylarının başlarında yeşeren, sıcaklıkların başlamasıyla yavaş yavaş kurumaya başlayan bozkır vetejasyonunun egemen olduğu söylenebilir. 

Viranşehir ilçesi sınırları içerisinde doğal göl bulunmamaktadır. Sadece sulama amaçlı iki gölet bulunmaktadır. Bunlar, ilçe merkezinin kuzeyinde ilçeye 4 km. uzaklıkta Topraksu göleti ve ilçe merkezinin batısında ilçeye 20 km uzaklıkta Yayık sulama göletleridir.

Viranşehir akarsu ağı bakımından fakir bir ilçedir. Yarı kurak bir iklime sahip olması bunda önemli bir etkendir. İlçede Akarsular Radial Drenaj özelliği göstermektedir. İlçenin önemli akarsuları Curcup, Anıt ve Şahvelet dereleridir. Bu akarsular Fırat nehrinin birer yan kolu olup, açık havza özelliği göstermektedirler. İlçenin batısındaki Curcup deresinin yatak genişliği 30-50 metre arasında değişirken yatak derinliği ise 15-20 metre arasında değişmektedir. Bu akarsular yağışın arttığı kış aylarında debilerini artırıp, bazı yıllarda can kayıplarına neden olurken, yağışın azaldığı yaz aylarında ise kuruyacak duruma gelmektedirler. Bu akarsuların debileri Karacadağ’a karın fazla yağdığı yıllarda, karların erimesi sonucu ilkbaharın ortalarında yükselirken, kar erimeleri sona erip yağışlar kesilince bu akarsular kuruyacak duruma gelir. Sadece akarsu yataklarındaki çukurluklarda su birikintileri kalmaktadır.

İdari Sosyo-Ekonomik Durum
Viranşehir ilçesinin nüfusu, 2011 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 168.917 kişidir. Nüfusun 94.025 kişisi ilçe merkezinde yaşarken, 74.892 kişisi belde ve köylerde yaşamaktadır. Merkezde yaşayanların oranı % 56, köyde yaşayanların oranı % 44’tür. Bu sonuçlara göre ilçenin nüfus yoğunluğu km2 başına 92 kişidir.
Viranşehir ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Viranşehir’in geniş ve verimli bir ovaya sahip olması, tarım sektörünü geliştirmiş ve Karacadağ eteklerinde bulunan verimli meralar ise hayvancılığın gelişimini sağlayarak ilçenin geçim kaynağını tarım ve hayvancılığa bağlamıştır. GAP projesinin etkisi ve arazi sahiplerinin sondaj kuyularını açması sonucu topraklarını sulamaya başlaması ile ilçe ekonomisinde bariz bir gelişme olmuştur. Bugün ilçedeki sürülebilen tarım arazilerinin yaklaşık %60’ı sulu tarıma açılmış bulunmaktadır. Sulu tarım alanlarının artması tarım alanlarındaki ürün deseninin değişmesini sağlamıştır. Özellikle endüstri bitkilerinden pamuk, son yıllarda ilçede yoğun bir şekilde tarımı yapılan ürün haline gelmiş ve ilçe ekonomisi adeta pamuk ile anılmaya başlamıştır. Bunun paralelinde de yetiştirilen bu ürünlerin işlenmesini sağlayacak sanayi kollarının da oluşmasına olanak sağlamıştır, tarımsal ilaç ve kimyevi gübreye olan yoğun taleplerden dolayı tarımsal ilaç ve kimyevi gübreye bayiliklerinin çoğalmasına ve iş imkanlarının artmasına neden olmuştur. Önceki yıllarda ilçe Çukurova, Ege ve Karadeniz bölgelerine yoğun bir şekilde mevsimlik tarım işçisi göçü yaşanmakta iken, son yıllarda ilçeye çevre illerden mevsimlik tarım işçisi göçü yaşanmaktadır. İlçe ekonomisinin ikinci ayağını Ticaret oluşturmaktadır. İlçedeki ticaret genellikle Habur sınır kapısına dayalı olan mazot taşımacılığı ve pazarlaması şeklindedir. Habur sınır kapısı kapandığında ilçede ticaret bir şekilde sekteye uğramaktadır.




Bu haber 15760 defa okunmuştur.

Reklam

YORUM YAZ



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

FACEBOOK YORUM
Yorum

ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI