Ne çabuk unuttun attığın tekmeyi.
Bahattin Yavuz

Bahattin Yavuz

Ne çabuk unuttun attığın tekmeyi.

22 Haziran 2011 - 11:00

         Gün içinde dershane koridorunda gördüğüm üniversiteye hazırlanan  bir öğrencim benden randevu istedi, ben de günün sonuna randevu verdim. Bıkkınlığı, çaresizliği daha odama girer girmez fark ediliyordu. Bazı bölümlerin puanlarını hesapladıktan sonra bana başka bir konuda da danışmak istediğini söyledi. Ben de ona yardımcı olmaktan memnuniyet duyacağımı söyledim. Bana  üniversite sınavına girdikten hemen sonra para kazanmak için İstanbul\'a çalışmaya gitmek istediğini söyledi.


        Ona niyetin sadece çalışıp para kazanmaksa neden burada çalışmıyorsun dedim.


          Buralardan da uzaklaşmak istiyorum, ailemden bıktım. Beraber olduğumuz her gün ya tartışıyoruz ya da birbirimizin eksiklerini bulmaya çalışıyoruz. Hatta aramızdaki ilişkiler bazen  kavgaya kadar  varıyor.


        Hafta sonu eve bir  saat geç kalsam, sabah  bir saat geç uyansam resmen kıyamet kopuyor. Beni hiç anlamıyorlar. Her davranışımda ve sözlerimde  mutlaka eksik bulup, hata arıyorlar.


        Yaşadıklarını anlattı haksızlığa uğrayan bir evlat edasıyla; bende bir baba,bir eğitimci olarak çözüm üretme anlamında dinledim yaşadıklarını.


        Ailesini yerden yere vuran bu genç öğrencimin gözlerinin içine bakarken  içimden birden şunlar geçti.


        Ne çabuk unuttun annenin karnındaki attığın tekmeleri, ne çabuk unuttun kendi mamanı yemekten kendi suyunu içmekten aciz olduğunu, ne çabuk unuttun ağlayarak diş çıkardığın gecelerde onları sabaha kadar başında beklettiğini, ne çabuk unuttun gecenin üçünde acillerde onları peşinde gezdirdiğini ve ne çabuk unuttun daha yürümeye yeni başlarken düştüğünde onların yanı başında olup senin ellerinden tuttuğunu…


         İçimden geçirdiklerimi dilime döktüm ve uzun uzun anlattım duygusallığımın yoğun olduğu düşüncelerimi.  Amacım onun da farklı bir açıdan olaya bakmasını sağlamaktı. Aklına kapı açmaya çalışıyordum iradesini elinden almadan.


         Odadan ayrılırken bu olayı enine boyuna tekrar düşüneceğim dedi.


         O çıktıktan sonra  derin bir düşünceye daldım, aslında bu öğrencinin bu durumunu yaşayan o kadar genç var ki.


         Anne babadan, baba evlattan, kız anneden o kadar uzaklaşmış ki. Herkes bambaşka dünyalarda. Kimsenin kimseyi anlamadığı bir hale sürükleniyoruz adeta.  


         Allah’ımdan annelerle babaları, evlatlarla babaları, kızlarla anneleri birbirine sevdirmesini istedim tüm benliğimle.


          Sonuç olarak ortada bir sorun var, bu doğru; ama sorun kimde  acaba?

Bu yazı 11893 defa okunmuştur .

Son Yazılar