Toyota\'ya Açık Mektup
Bahattin Yavuz

Bahattin Yavuz

Toyota\'ya Açık Mektup

21 Eylül 2012 - 09:39

      Birkaç gün internette yayınlan reklamı görünce çok şaşırdım. Yapılan reklam aile ve toplumsal değerlerimizle çatışıyordu. bunun üzerine başkanlığını yaptığım Pusula Eğitim Danışmanlık ve Rehberlik  Derneği adına Toyota\'ya açık bir mektup yazmaya karar verdik.


       Sayın Toyota  Yetkilileri;



       Pusula Eğitim Danışmanlık ve Rehberlik  Derneği olarak, toplumu eğitimi ve çocuklarımızı ilgilendiren her konuda değerlendirmeler yaparak bunu ilgili kurum, kuruluş, özel ve tüzel kişiler ile kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliyoruz. Bebek haklı  isimli reklam çalışmanız çocukları ilgilendirmektedir. Bu reklamınıza dair görüşlerimiz aşağıdaki gibidir:
 
      Toplumun en küçük birimi olan ailede mutluluk ve huzuru sağlayan en önemli etkenlerden biri de çocuklarımızdır. Çocuklarımızın büyümesindeki en önemli yıllar ise 0 6 yaş dönemidir. Bu dönem çocukların altın çağıdır.  Bu dönemde çocuklarımız daha fazla, sevgiye ve şefkate muhtaçtırlar. Savunmasız ve yalnız olarak dünyaya gelen yavrularımızın sağlıklı bir şekilde büyümeleri tartışmasız bir şekilde anne-babasının ilgisi ile mümkündür. Çocuklar bu ilk dönemde annesi ve babasıyla sağlıklı ‘bağ’ kurmaya, onların sıcaklığını hissetmeye fazlasıyla gereksinim duyarlar.


        Aile ve çocuk arasındaki bu ‘bağ’ günümüzde çeşitli şekillerde zedelenmektedir. Bu bağı zedeleyen önemli sebeplerden biri de çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin bilinçli ya da bilinçsiz olarak korkutulmasıdır. Medyada kimi zaman çocuk sahibi olmanın büyük bir yük olduğu fikri bilerek ya da bilmeyerek anne-babalara aşılanmaya çalışılmaktadır. O güzîde varlıklar bazen özgürlük düşmanı, bazen sürekli masraf çıkaran bir ‘meta/nesne’, bazen de vereceği zararları kestirilemeyen bir baş belası şeklinde lanse edilmektedir.


          Bu bağlamda bahsi geçen reklam çalışmasını  incelediğimizde, çocuklar  ebeveynlerinin hayatını zindana çeviren  varlıklar gibi gösterilmiştir. Dolayısıyla hayatımıza renk katacak olan evlatlarımız  büyük bir korku kaynağı ve düzeni bozan, planlarımızı alt üst eden varlıklar olarak lanse edilmiştir. Haliyle sorun çıkaran, düzeni bozan, planlarımızı alt üst eden biri gibi gösterilen çocuklara daha doğmadan saygısızlık yapıldığını düşünüyoruz.


         Ayrıca Ebeveynlerin hayatlarını mutlu ve istedikleri gibi geçirmelerinin ancak çocuklar gelmeden olabileceğini çocuklar geldikten sonra bunun mümkün olmayacağı ifade edilerek ailelerin çocuk sahibi olma kararlarının erteleme gibi bir  tavsiyesinin de reklam çalışmasında söz konusu olduğu kanaatindeyiz.


          Bu tür dolaylı  mesajların birey üzerinde bırakacağı etki, konunun uzmanlarınca çok iyi bilinmektedir. Yukarıdaki değerlendirmeler eşliğinde, verilen bu dolaylı mesajı alan anne-babadan çocuğuna karşı, içten ve samimi bir bağ, bir yakınlık kurması nasıl beklenebilir? Peki, henüz anne-baba olmamış çiftlerin bilinçaltlarına böyle bir korku tohumu atmanın ne anlamı olabilir? Ya da daha evlenmemiş olan bireyleri evlilikten ve çocuk büyütmekten korkutmanın ne gibi bir gerekçesi olabilir? Aile kurumunu zayıflatan mesajlar vermek kime ne gibi faydalar sağlar?


         Uluslararası Reklam Uygulama Esasları’nın 18. maddesi “Çocuklara ve gençlere yönelik ya da onları konu alan pazarlama iletişimi gerçekleştirilirken, çok dikkatli olunmalı ve ayrı bir özen gösterilmelidir.” der ve devam eder “Bu tarz iletişimler, olumlu sosyal davranışları, yaşam biçimlerini ve tavırları sarsacak nitelikte olmamalıdır. Pazarlama iletişimi, sosyal ve kültürel değerleri göz önüne alarak, ebeveynlerin otoritelerini, sorumluluklarını, değerlendirmelerini ya da zevklerini sarsacak beyanlarda bulunamaz.” Söz konusu reklamınız açık bir şekilde bu maddeyi ihlal etmektedir.


         Bu reklam çalışmanıza tepki olarak Toyota  marka olan aracımı sattım. Her türlü değerin tüketilerek, ‘daha fazla kazanmaya’ alet edildiği günümüzde, bu anlayışı yansıtan reklam çalışmanızı  yayından kaldırmanızı talep ediyor ve kamuoyundan özür dilemenizi bekliyoruz.


 

Bu yazı 9393 defa okunmuştur .

Son Yazılar