Zengin Doktorun Hazin Sonu
Bahattin Yavuz

Bahattin Yavuz

Zengin Doktorun Hazin Sonu

28 Eylül 2012 - 09:45

Son yıllarda toplumda çok ciddi manada lüks yaşama ve her şeye sahip olma arzusudur aldı başını gidiyor.  Bir aile dostunun ısrarlı tavsiyesi üzerine bizden destek almaya gelen  ve gençliğinde çok  zengin olmayı arzulayan bir hekim, hazin olan hayat hikayesini anlattı. Ve benden özellikle bunu etrafımdaki tüm insanlarla paylaşmamı istedi. Ben bunları yaşadım aman kimse yaşamasın kimsenin evi yıkılmasın, evlerinin huzuru bozulmasın diye.



Hekim görücü usulü ile evlenmiş. Evlendikten sonra o eşini eşi de onu çok sevmişti. Bir kızları ve bir oğulları olmuştu. Ancak zaman içince durumlar çok değişti. Hekiminin çok çalışma isteği maddi hırsla birleşince aile hayatı yavaş yavaş eriyordu ancak hekim bunu fark etmiyordu. Eve çok geç gelmeye başlamış, çoğu gece işi gereği hastanede sabahlamış. Aynı anda 2 farklı yerde çalışmış. Evini eşini ve çocuklarını iyice ihmal etmiş. Yaklaşık 5 yıl boyunca tüm aile fertlerinin aynı sofrada olduğu bir kahvaltı yapılmamış evde. Haftalarca yurtdışında kalmış. Haliyle hanım efendi de kocaya karşı soğumalar olmuş bu soğuma zaman içinde tartışmalara ve çatışmalara kadar gitmiş.



Tanınan, bilinen ve yılların hekimi ‘’Hocam ben çoluk çocuğuma daha fazla imkân sağlayayım diye çok çalıştım, gecemi gündüzüme kattım.’’ diye kendisini savununup kendi kendini adeta teselli etmeye çalışıyordu.



Aradan geçen yıllar onu çok sevdiği eşi ve çocuklarından adeta yabancılaştırdı. Şöyle devam ediyordu dertli ve pişman hekim  ‘’Evet her şeyim var; yazlıklarım, evlerim ve arabalarım var ama huzurum ve ailem yok. Keşke bunların hiçbiri olmasaydı da eve gidince muhabbet edeceğim şakalaşacağım bir eşim, bana saygı duyacak dertleşecek beraber gezecek evlatlarım olsaydı.’’



Oğlunun saygısız ve maneviyatsız bir şekilde büyüdüğünü, bunun da sıkıntısını şimdi gördüğünü söylüyor.



Evladının kendisine olan saygısız tavırlarına,hakaretleri kaldıramadığını ancak bunun müsebbibinin de kendisi olduğunu bildiği için de hep kendini suçlayan hekim şimdilerde çok yorgun, çaresiz ve pişman…



Eşiyle aynı evde yaşayan iki yabancı gibi olduklarını çocuklarıysa babalarını maddi gelir konusunda bir kaynak gibi gördükleri için ilişki tamamen mekanikleşmiş.



Hazin hem de çok hazin bir durum.



Toplumda buna benzer örnekler fazlasıyla var.



Etrafımızda mutluluğu hep zengin olmada arayan, çok şeye sahip olmakta zanneden o kadar çok doktor, öğretmen, avukat var ki. Tıpkı bu hekim gibi.  Ama ellerinde olan ve maldan mülkten daha değerli ailelerini kaybetme pahasına kendilerini hırslarına kurban ediyorlar.



Yıkılan yuvaya, parçalanan aileye ve koca bir pişmanlığa üzülmemek elde değil..



Kazandıkça kaybettiklerimiz, kazandıklarımızdan daha değerli. Bunu unutmayın.

Bu yazı 21649 defa okunmuştur .

Son Yazılar