30 Şubat
Deniz Zehra

Deniz Zehra

30 Şubat

26 Şubat 2012 - 23:08


\"Dünle beraber gitti, cancağızım/ne kadar söz varsa düne ait./Şimdi yeni şeyler söylemek lazım\" diyen Mevlana\'yı hatırlatıyor bir dost.Bir taraftan yaralarım sızlıyor.Bir taraftan yeni yaralar,açılmak için hevesle bekliyor.Yazdığım her kelime,her bir yaramın üzerine atlamak için fırsat kolluyor sonra.



 


Sonra ben, kendimi tutarak,yazdıklarımı dönüp dönüp silerek,aynalarda çoktan çivisi çıkmış göz çukurlarıma bakarak çekiyorum klavyeye vuran parmaklarımı köşeye,bir dervişin görmüş geçirmiş sesiyle nutuklar çekiyorum onlara...



 


\"Başörtüsü Mağduru\" demedim hiç kendime.Bizlere \"mağdur\" diyenlere de üzüldüm,mağdur edenlere üzüldüğüm kadar...Öyle ki bizi asla mağdur etmeyen bir şeydi,başımıza tâc ettiğimiz.Rabbimizin âyetiydi,imân ettiğimiz.Simge miydi..Evet,simgeydi...Siyasi mi?Evet;en az \"insan olmak\" kadar siyasi!




Örtüyle tanışmam 24 yaşıma tekabül ediyor.Öncesinde,aile baskısı nedeniyle mümkün olmadı o çok sevdiğim başörtüme kavuşmam.Hani hep,bir aile ve mahalle baskısından söz edilir ya,bizde tam tersi bir savaştı yaşanan.O soğuk,sıcak,dikenli yılları şimdi anlatmak istemiyorum.Her birini bağrıma bastım o anların;imtihanımdı.Ama hâlâ \"ben seni boşuna mı okuttum\" diyen kalbi bana hep kırık bir annem ve zaman zaman benden utanan akrabalarım var.Olsun.




İmtihandır tüm bunlar diyenlerdenim.Siyaseti sevmeyen,siyasetçiden tiksinen gel gelelim siyasetçilerin her türlü siyasi hovardalığına malzeme olup birinci derecede etkilenen bir grubunu temsil edebilirim toplumumuzun.Yine de ne yapamadığım,artık asla yapmak da istemediğim avukatlık mesleğindeki ve sair alanlardaki kamusal alan yasağı,ne bir zamanlar hocam olan Erdoğan Teziç,Süheyl Batum ve zaman zaman Burhan Kuzu gibi isimlere duyduğum derin hayret ve teessüf,ne de önümüzdeki Nisan ayında gireceğim YGS sınavını düşündükçe \"acaba sınav girişinde biri başını aç der mi\" diye yaşadığım ürkek lakin tavizsiz kaygı,kalıcı hasar bırakmıyor bünyemde.Ben ,neyi niçin yaptığını bilen kararlı bir müslüman olarak,her seferinde sığınmam gereken yere sığınıp iyileştiriyorum yaralarımı,ruhumu sonsuza dek sakat bırakmadan.Şükür,Rabb\'e.




Yıllardır meydanları,mahkeme salonlarını,gazete köşelerini,kitap sayfalarını dolduran,derdini anlatmaya,hakkını aramaya ve almaya çalışan;iş,okul,sosyal ve kamusal alandan dışlanmadan,aşağılanmadan hâsılı neredeyse \"No Negroes or Dogs Allowed!\" muamelesine maruz kalmadan yaşama hakkının peşine düşmüş kadınlarımızı izliyoruz mâülke.Başörtüsünü bugün siyasi bir mesele olmaktan öte hukukî ve insan haklarının dokunulmaz çekirdeğine ait bir mesele olduysa hepsinin bu çorbada bir tuzu vardır;haklarını bizlere helal etsinler.




O gün doğan çocukların şimdi 15 yaşında olduğu ve muhtemelen bin yıl falan sürmeyen bu süreç,siyasi olarak atlatıldı gibi gözükse de önümüzde ciddi başka problemler çıkarıyor. Hükümet, Ergenekon\'la ve o mâkûs dönemle hesaplaşadursun,artık bu ülkenin Başbakanı (yani eski Başbakanlara para versen öyle bir cümleyi kuramaz korkusundan!) \"dindar nesil yetiştirmek hedefindeyiz\" diye beyanatlar bile veriyor!Gerçi ben bunu ilk duyduğumda ,Sayın Diyanet İşleri Başklanımızdan da \"Gelecek kutlu doğum haftasına kadar 1 milyon kişiyi kuracağımız iş yerlerinde istihdam etmek ve yoksulluğu yok etmek gibi bir hedefimiz var\" şeklinde bir çılgın proje beklemedim değil!Sahi,herkes kendi işine baksa da bu ülke de zırva tevil götürmez şeklindeki polemiklerden uzak dursa,daha hızlı ilerlemez miyiz?Gerçi,buna çok alışmış gözüküyoruz,belki de ilerleyemeyiz hakikaten!



 


Esasında ,bu ülkenin hakiki toplum mühendisleri olan analar düşünmeli değil mi,dindar bir nesil yetiştirmeyi.Bu iş, hakikaten politikacıların ellerinde heba edilmeyecek kadar ciddi ve hayatî değil mi?Ancak memleketimin bacıları,anaları belki 40 yıldır öylesine başka şeylerle meşgul ve mağdurlar ki ,sokaklarda arzı endâm eden gençliğin hali yürekleri dağlıyor.O gençlik orada öylece bîçâre dururken,eli kalem tutan,mücadeleye kendini adayan analarımızın ,bacılarımızın sadece başörtüsüne takılıp kalmaları da beni darmadağın ediyor!




Başörtüsü bu ülkede koca bir ömürlük mücadele...Ne için mücadele etti bacılarımız kamusal alanda çalışmak,okumak ,ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemek için mi..Bu bacıların,anaların hepsi benden daha vâkıftırlar eminim Kur\'an\'ın ve Sünneti Seniyye\'nin kadın için uygun gördüğü yaşam düzenine.Çalışmak ve okumak ne kadar ve hangi ölçülerde rızayı ilahiye uygundur,hepsi benden daha fazla tecrübelilerdir elbette.Ama içimden bir ses, ters giden bir şeyler var diyor.İşte her zaman sevdiğim şu düstür düşüveriyor tam da burada önüme; \"Neyi,ne için yaptığını bilmek\" gerekiyor...




Ebubekir Sifil\'in Genç Dergi\'sindeki röportajını okuduktan sonra şöyle demiştim,\"Allah c.c.,eşref-i mahlukat olarak yarattığı insanoğluna uygun fıtrat neyse ona göre bir nizam tahsis etmiş yeryüzünde.Gel gelelim batının yavruladığı -izm\'ler bizim \"biz\"liğimizden çok şey alıp götürüyor.Eşitlik kavramı da hebâ olup gidiyor bu arada.Herkes eşit olmak istiyor,bu uğurda haklar talep ediliyor!Ama düşünülmüyor ki ben nasıl yaratıldım,belki benim eşit olmam bizzat zahmettir,külfettir,zulümdür!Belki aramızdaki bu eşitsizlik (ki bu onların verdiği isim ,ben fıtrata göre muamele derim kendi adıma!) bir rahmettir...Şimdi bunu okuyan bazıları beni kendince gericilikle suçlayabilir..Peki ya kadına ve erkeğe ait olmadığı bir fıtrat üzerinden bir sürü hak ve yükümlülük yükleyip ezim ezim ezmek adalet midir.\"Allah\'ın bizim için seçtiğinde rahmet vardır\" demeyi öğrendiğimizde,hayat daha kolay ve huzurlu olmaktadır,tecrübe edenler ne dediğimi anlayacaktır.\" 





Canımız,malımız ve tüm nefesimizle mücadele etmek istediğimiz şeyi şimdi iyi seçmemiz gerekiyor.Başörtüsü mevzusunu belki sil baştan ele almamız gerekiyor.Çünkü artık populizmin tırnakları arasında can çekişen ve özünden çok şey kaybeden nur topu gibi bir tesettür anlayışımız kucağımızda oturuyor! 



 


 



28 şubat,son derece başarısız bir darbe girişimi olmanın yanı sıra,bu milletin başörtüsüne nasıl sahip çıktığının da mihengi olmuştur.Ancak baş örtüsünü bu milletin nazarında tahrip edemeyeceklerini anlayanlar şimdi onu sulandırmanın ,anlamını tebdil etmenin peşindeler!Şimdiki süreç daha zor;ak koyun ,kara koyun karışıyor!





Artık tesettürlü olmaktan çok uzak tesettür kombinlerimiz,hatta bu konuda binler satan kadın/moda dergilerimiz var!Tesettürlü olmaktan çok öte hareketlerimiz,tavırlarımız var.Bu açıdan baktığımızda 28 şubat süreci siyasi olarak başarısız olsa da sosyolojik olarak alttan alta başarılı olmuş gibi gözüküyor.Kıyafet o kadar önemli mi,derseniz \"Allah\'ın önem atfettiği kadar\" diye cevab veririm size.İçi dolan bir kap nasıl ki içindekini dışarı sızdırır,an gelir tesettür de süsler müslüman hanımı.Aksi gelmez elinizden.O yüzden \"aksi gelen\" herkesin kabını bir kontrol etmesi gerekiyor.





Bazen susmak daha hayırlıdır ya hani.Kalp kırarak,dışlayarak,itham ederek hiçbir şey izah edemeyeceğimi biliyorum.Ama beni anlamaya çalışın,bana kırılmayın,ne olur.Bugün 28 şubat 97\' tarihi geçmiş olabilir ama şeytan hâlâ Ademoğullarına ve Havvakızlarına karşı ettiği intikam yeminine sâdık kalıyor.Bu kız kardeşiniz aslında sadece size asıl düşmanın 28 şubat darbecileri ve zihniyetçileri olmadığını hatırlatmak istiyor!



 


Kişisel olarak başörtüsüne ve 28 şubat\'ın o civcivli zamanlarına dair  içimde çok fazla ân ve anı olmasına rağmen susmak istiyorum işte..Sertap Erener\'in bir şarkısında dediği gibi \"Öyle çok şey var ki içimde/hep sustuk konuşmak yerine/konuşmadığımız her ne varsa seninle/sakladım gözlerimde\".Yani hepsi yine şarkının dediği gibi \"bir damla\"...



İçimde şimdi bir Emine Şenlikoğlu koşuyor..İçimden Hatice Babacan\'lar,Şule Yüksel\'ler,idamla yargılanan analar,bacılar resmi geçit yapıyor.\"Bugün 28 Şubat;neşe doluyor insan!\",demek gelmiyor hiç..Uyanmak istiyorum bazen 28 Şubattan sonraki herhangi bir 30 Şubat sabahı.



O sabahlar hiç gelmiyor...



 


_____________________________






http://icimizeyolculuk.blogspot.com/

Bu yazı 3966 defa okunmuştur .

Son Yazılar