Zorlamak Asla...
Funda Ateşoğlu

Funda Ateşoğlu

Zorlamak Asla...

17 Eylül 2009 - 11:15

Gençlerimizin inançlarını,davranışlarını, ilgi alanlarını sıkı kontrol altında kalıplaştırma eğilimi, memleketimizin geleceği için tehlikeli bir şey.



Onların gururlarına, dirençlerine özen, hatta saygı göstermeliyiz. Onlara zorla, kaba güçle değil, anlayışla, ikna yoluyla yaklaşmalıyız. Eğitimciler ve aileler olarak, başta gelen görevimizin onlara iyi örnek olmak, onları doğruya, iyiye, güzele yönlendirmek olduğunu unutmamalıyız. Ama sadece yönlendirmek ve inandırmak...

 

Zorlamak asla!

 

Onları ceza ile değil, ödül ile, kin ve öç alma duygularıyla değil, sevgiyle, bağışlayıcı, sınırsız ve gerçek sevgiyle eğitmeliyiz. Kendi değer ölçülerimizi onlara dayatmaktan kaçınmalıyız. Görevimiz, onların kendi değer ölçülerini oluşturmalarında yardımcı olmaktan ileri gitmez. Bir de onlara tutarlılığımızı kanıtlamak zorundayız. Onlara elimizden geldiğince iyi örnek olmamız gerekiyor.Gençlerimizi çağdaş uygarlık düzeyinde eğitmek istiyorsak, kanımca, tek ve tartışmasız yöntem, onlara sevgiyle yaklaşmak, sorunlarını anlamak ve çözümlenmesinde sonsuz sabırla yardımcı olmaktır.

 

 Çocuk suçluluğuyla ilgili yasalardan önce çocuğun suça itildiği noktanın tespiti ve nedenleri bu ülkenin sosyologları,psikologları ve en önemlisi de karar verme yetkisine sahip insanları tarafından özenle incelenmelidir.Ve bu incelemede tüm bilimsel kuramlarla yetkili organlar bir arada çalışmalıdır.. Gelişmiş ülkelerde genellikle hırsızlık çocuk suçluluğunun en çok görülen şeklidir.


Örneğin İngiltere’de çocuk suçluluğu istatistiklerinde hırsızlık 1995 yılında %79’a çıkmış ve daha önceki dönemlerindeyse daha yüksek olduğu vurgulanmıştır.Psikologlardan alınan bilgiye göre aile ilgisini çekmek ve çoğunluk parçalanmış ailelerinin çocuklarının işlediği suç şekli gasp.

 

Ülkemizde ise en çok işlenen çocuk suçluluğu türü olarak adam öldürme,yaralama yada öldürmeye teşebbüs girişiminde bulunma gibi ¨şahsa karşı¨ işlenen suçlar karşımıza çıkmaktadır. Bu gençlerimizin bir bölümü içerde. İçerdekilerin sorunlarına da özenle eğileceğiz, onlara affetmeyi öğreteceğiz, belki de içerdekilerin dışardakileri, bizleri, hepimizi affetmelerini sağlayacağız. Bunu başarmadan, tüm kesimleriyle onurlu gençlerimizi yanımıza almadan, geleceğimize umutla, geçmişe utanmadan nasıl bakarız?

Bu yazı 9557 defa okunmuştur .

Son Yazılar