Urfa İçin de Akil İnsanlar lazım!
Merve Albayrak Demir

Merve Albayrak Demir

Urfa İçin de Akil İnsanlar lazım!

11 Nisan 2013 - 17:49

 

  Gündemi çok hızlı değişen bir ülkede yaşıyoruz. Bu hızın temel nedeni; kronik sorunlarla teker teker yüzleşebilme cesaretidir. Bu cesaret; yıllarca hep sümenaltı, hasıraltı, denizaltı( Bu ifade son zamanlardaki bir takım davalara göndermedir) edilen konuları çözme niyeti gösteren sivil otoritenin başarısıdır. Bu hareketliliğin başka bir nedeni de “cephe”nin fazlalığıdır. Son on yılda ülkede meydana gelen bu “kozmik” hareketliliğin hinterlandına bir göz atacak olursak; demokrasiden, militarizme; inanç ve ifade özgürlüğünden temel hak ve hürriyetlere; ekonomik meselelerden sosyal ve hukuki konulara kadar birçok cephe görürüz. Ve nihayet son on yılda bir şey oldu. Çoğu görmezden gelinen bu konular üstün bir cesaretle su yüzüne çıkartıldı. Birileri kralın çıplak olduğunu haykırdı yüksek bir sesle. Problemleri su yüzüne çıkarmak başarıdır, su yüzüne çıkmış bir sorunu çözmek iki kere başarıdır. Başarılan bir konuyu güzel ve usulüne uygun, uzlaşmayla çözmek de üç kere başarıdır. İşte tam da burada sivil otorite, ülkenin daha önce bilmediği, tanımadığı yöntemlerle halkı dolaylı yoldan çözüme katmaya başlamıştır. Jakoben ve faşist unsurların, aynada kendilerinden başka kimseyi görmeyen tatlı su demokratlarının bilmediği bu yöntemler onları hem hasetten, hem kıskançlıktan, hem de “esas”tan delirtmeye kafi gelmiştir. Yüzyıllardır bu coğrafyada başarıyla uygulanan aksakallılar, ad değiştirerek akil insanlar  formunda modernize edilerek çözüme katkı için sunuldu sivil otorite tarafından. Ondan sonra olanlar oldu. O şerefli listede adı olmayanlar başladılar sağa sola ölçüsüzce saldırmaya, hakaretlere, yok efendim şöyle olsa daha iyi olurdu, böyle olsa daha etkin olurdu vs. kusura bakmayın beyler bayanlar atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Sizler fildişi, kulelerinizde karanlık hesaplar yaparken halkın çocukları gece gündüz, sıcak soğuk, yağmur kar demeden halkın arasında kaldılar, onları dinlediler ve çözümler ürettiler. Sosyolojiye bu dönemde sokulan “mayalle baskı”sının kralını kendileri yaptı Orhan Babaya, Hülya Koçyiğit’e. Cinnetin son noktasıydı “muhtar bile olamaz” dedikleri bir halk çocuğu, sanatçıların da gönlüne giriyordu. Girmişti. Çünkü o biliyordu bu coğrafyadaki hiç kimse kan ve gözyaşı istemiyordu. İmdi gelelim konumuzun Urfa’ya bakan yönüne. Mesela sayın devlet büyüklerimiz yerel bir akil adamlar “team”ı kursa ve en gözü kara sorunlarımızın çözümünde bu insanlar da katkı yapsa. Ve temsil niteliği olan bu insanlar da, ülkeyi sadece resmi olarak değil; aynı zamanda sivilken bile yönetebileceğini görse. Ve herkes mutlu mesut kendi yönettiği ülkesinin şemsiyesi altında yaşasa. Yok yok kendim için söylemiyorum. Böyle bir beklentim yok. Benden akil insan çıkmaz. Çıksa çıksa “yalaka” çıkar. Enter Parantez: Benden akil insan çıkmaz. Çıksa çıksa “yalaka” çıkar. Çünkü artık bazı zevat için hakkı söylemek, yalakalık oldu. Aynı IP numarasından gelen mesaj ve maillerden anladığıma göre ben esaslı bir yalakalıymışım yahu. Şu an kucağımda tuttuğum oğluma bakarak söylüyorum: -Çocuğum senin annen hakikati söyleyen bir yalaka. Öyle diyorlarmış bazı amcalar, ablalar… Ben burada yine “yalaka”lık yapıp bu başarının neden son on yılda kazanıldığını iddia sahiplerine soruyorum. Iyyyk! Cevap yok! Çünkü aynı kurnadan su içen bu bahtıkaralar, hep sahte övgüler alıp, sahte övgüler arz ettikleri için, Sezar’ın hakkını Sezar’a, yiğidi öldürseler dahi yiğidin hakkını yiğide vermeyi bilmezler. Çünkü bu “Gri Türkler” için gelmiş geçmiş tüm övgülerin yegâne sahipleri kendileridir.  

Bu yazı 200 defa okunmuştur .

Son Yazılar