35 Metre Yol
Mustafa Türkeri

Mustafa Türkeri

35 Metre Yol

05 Kasım 2013 - 14:52

Yollar uzak gelemedim, muradıma eremedim diye bir şarkı vardı hatırlar mısınız? Gülümsediğinizi görüyor gibiyim. Yollar üzerine filmler çekilmiş, şarkılar şiirler yazılmışken benim de bir yol yazısı yazmam gerekir diye düşündüm. Gözlerimi güzelim Şanlıurfa’mın yollarına çevirdim.

Öncelikle ülkemizin son durumuna şöylece bir göz atacak olursak (yol bağlamında) ; marmaray ve hızlı tren projeleri sonucunda demir ağlarla örülen güzel yurdum, duble yol ve otoban projeleriyle de kazaların daha az yaşandığı ve mesafelerin kısaldığı bir ulaşım hattına sahip olmuştur, kutlu olsun!

Yol üstüne söylenmiş o kadar çok söz varken “senin neyine gerek, siye noli” derseniz darılırım. Güzel memleketimde bu kadar güzel caddeler yollar varken bir urfalı olarak susmak olur mu hiç.

24 metre yol, 35 metre yol, ikinci 35 metre yol derken, memleketimin ne kadar da geliştiğinin farkına vardım “aydınlandım”. Bir memleket ki GAP’ın başkenti, bir memleket ki, güneydoğu’nun incisi, bir memleket ki o biçim... “ben söyleyim siz anlayın.”

12.000 yıldır şehir hayatı yaşanmakta olan bu memlekette yaşayan bizler, hala karaköprü’nün can damarı olan bir yolun sadece 35 metre yapıldığının farkında değiliz. “Üsteçelik” bununla övünür gibi; bir üstünde açılan yola da ikinci 35 metre yol diyoruz. Sabah işe giderken akşam dönerken o yolun 35 metre mi, 3.5 metre mi olduğuna siz karar verin çünkü iki araba yanyana geçemiyor. Şimdi el insaf mı desem yoksa el vicdan mı bilemedim. Çünkü ne insaf kalmış ne de vicdan.

Altı üstü sağı solu bir buçuk milyon insanın yaşadığı bu şehirde trafik problemi yaşanıyorsa, hatta trafik çılgınlığı yaşanıyorsa bu şehrin geleceğini önceden görememiş basiretsiz planlamaların neticesidir. Peki bizden öncekilerden aldığımız bu bayrağı, niye ısrarla bu şekilde taşıyoruz.

Şehir plancılığı, imar planları, çağdaş modern şehircilik falan hakgetire. Peki ya yollara yapılan tümseklere ne demeli? Yahu kardeşim hiç bir şey bilmiyorsun anladık, hayatında şehir görmemişsin onu da anladık ama artık biraz sağına soluna bak ben neredeyim ne yapıyorum bir düşün..

O yollardan geçerken aklına “bu işin acaba bir standardı var mıdır?”  diye sormak gelmedi mi? Arabalarımızın altını vura vura zıplaya zıplaya gidiyoruz 35’lik 24’lük yollardan... Hele yol kilit taşıyla yapılmışsa yandık ki ne yandık, kilit taştan set çekmişler önümüze. Eskiden üstüne bi sarı boya falan vuruyorlardı şimdi o da yok, yolda giderken bir anda bam güm, bi bakıyorsun tümsekten (tepeden) atlamışsın..

Ha tabi benim vatandaşım hoplaya hoplaya, zıplaya zıplaya gitmeye alışık diye düşünüyorsan seni de anlarım. Eskiden çukuru çoktu, şimdi de kamburu çok bu memleketin. Haklısın alıştık..

Tetirbeleri ve yokuşları meşhur olan memleketimin artık yolları meşhur.. Her tümseğe bir isim vermek şart oldu. Bi düşünün harun beg tümsegi, mıksımor yükseltisi, jant kıran eşiği gibi ilginç isimleri olsa bu tümseklerin fena mı olur. Hem memleketimin kültür ve turizmine de katkıda bulunmuş oluruz.

Gelişiyoruz hemşehrilerim, gün geçtikçe biraz daha gelişiyoruz..

Bu yazı 7849 defa okunmuştur .

Son Yazılar