PATRONA HALİL İSYANI
Mustafa Türkeri

Mustafa Türkeri

PATRONA HALİL İSYANI

08 Ocak 2014 - 12:34

Devlet-i Aliyye’nin 1730 yılında yaşamış olduğu ihtilal (başa yeniden bir hanedan üyesi gelse de, Sultan III. Ahmet’i zorla tahttan indirdikleri için ihtilal diyebiliriz) tarih kitaplarında Patrona Halil isyanı olarak isimlendirilmiştir.. Patrona Halil isyanı Osmanlı Devleti’nde tarihçilerin atfıyla Lale Devri olarak bilinen dönemin sonlanmasına neden olmuş, Sadrazam İbrahim paşa ve bir çok divan üyesinin boğdurulmasıyla sonuçlanmıştır. Bu isyanın belli başlı birkaç noktasını anlatarak sizleri sıkmadan günümüze bir pencere açmaya çalışacağım.

 

1718’de başladığı kabul edilen Lale Devri Sadrazam Damat İbrahim Paşa Hazretleri’nin devlet yönetiminde yeni bir anlayışa yer vermek istemesiyle ortaya çıkmıştır. Adından anlaşıldığı üzere Lale üretiminin ve yetiştirilmesinin hatta bu manada lale mezatlarının bile oluştuğu dönemde, esas gaye halka sürekli olarak bir heyecan verebilme, bir çok zaman şehir içinde festivaller eğlenceler düzenleyerek bu minvalde bir yaşam tarzı sunabilme ve yanı sıra batı tarzı modernleşmenin ilk adımları atılmakta idi.

 

Bu işin saraya bakan boyutunda ise bu eğlence ve safahatleri, misliyle tahayyül etmek gerekir. Şairin, müzisyenin, sanat erbabının kıymetli sayıldığı ve sarayda da teveccüh gördüğü dönemde Sadrazam İbrahim Paşa’nın hassaten himaye ettiği Şair Nedim dönemin saray eğlencelerini şöyle dile getiriyor şiirinde

Sürmeli gözlü güzel yüzlü gazâlân anda

Zer kemerli beli hancerli cüvânân anda

Bâ-husûs aradığım serv-i hırâmân anda

Nice akmaya gönül su gibi Sa'd-âbâd'a

 

Sürmeli gözlü güzel yüzlü ceylanlar onda

Altın kemerli beli hançerli civanlar onda

Hassaten aradığım salınıp giden selvi boylular onda

Niçin akmaya gönül su gibi Sa'd-âbâd'a

 

Gelelim işin Patrona Halil kısmına. Patrona Halil namlı zat, dönemin patrona gemilerinden birinde leventlik yapmış (kaptanlık yapmış diyenler de var) bir dönem yeniçerilik yapmış ve isyanın olduğu dönemde de hamam işleten bir zat imiş. Dönemin hamamları; külhanbeylerinin, yeniçeri ağalarının, sarayın ayak takımının, türlü dedikoduları ve sair devlet konularını da konuşultuğu mekanlardı. Patrona da bu sohbetlerden nasibi alan ve belki de yönlendiren kişilerden biriydi. (Şimdiki sıra gecelerinde sıra başkanı gibi bir durum)

 

Gelelim bu konuşmaların içeriğine. Konuşmalar Sadrazam Damat İbrahim Paşa ve tebaasının türlü rüşvet ve yolsuzlukları, akrabalarının, damatlarının çeşitli yolsuzlukları, Lale Devri’nin rehaveti, halkın yokluk devletin .okluk içinde olduğu, İran’a yapılan seferin bir türlü sonuçlanamayışı (İran’a yapılan seferler fetih amacının yanı sıra, ganimet ve devlet ekonomisini canlandırma amacı güdmekteydi) ve sair konular etrafında halkalanıyordu.

 

Patrona gibi asker kökenli bir hamamcının ve etrafındaki ayak takımının (bunların kimlerden oluştuğunu az yukarıda belirttim) bu konuda duydukları rahatsızlık aşikardı lakin bunu bir isyana veya ihtilale dönüştürecek kudretleri yoktu. Nedenine gelince bu işin halk yardımı olmadan halkı arkasına almadan gerçekleşmesi mümkün değildi. Burada devreye İspirizade Ahmet Hoca Efendi ve tebaası giriyor.

 

İspirizade Ahmet Hoca Efendi Sultan Ahmed Camii vaizliğinden sonra Ayasofya Camii Vaizliğine taltif edilmiş saraya yakın devlet işlerinden haberdar halk tarafından sevilen ve teveccüh gösterilen bir Zat-ı Muhterem idi. Bu işin felsefesi İspirizade Hoca Efendi tarafından ortaya konulmuştu. Halkı ikna etme ve Sultan III. Ahmed ile isyan tebaası arasındaki ilişkiyi yürütme bu hoca efendi vasıtasıyla gerçekleşmişti. Vakıa sonrasında Sultan III. Ahmed’i de tahttan indirecek fetvayı kendisi vermiş idi.

 

İsyan tebaası tarafından katli istenilen Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın III. Ahmet tarafından boğdurulduğunu söyleyip boğdurulmadığına hükmeden ve Sultanın yalan söylediği için tahttan feragat etmesini isteyen de kendisidir.

 

Tarih kitaplarında çok daha detaylı ve açıklayıcı şekilde anlatılan isyanı köşemizde bir kaç belli başlı noktasını anlatarak ortaya koymaya çalıştım. Şimdi bu isyanın matematiğini ve stratejilerini günümüze uyarlayıp uyarlamamak size kalmış. Ben derim ki bu isyanın tarihteki ismi değişmeli Patrona Halil İsyanı yerine İspirizade Hoca Efendi isyanı denilmelidir.

 

Kalın Sağlıcakla.

Bu yazı 6410 defa okunmuştur .

Son Yazılar