Bin Yıl Sonra 28 Şubat
Necmettin Sağlam

Necmettin Sağlam

Bin Yıl Sonra 28 Şubat

28 Şubat 2012 - 11:41

                    Firavun yeryüzündeki en dehşetli yapıları olan piramitleri yaptırırken, kendisinin de bu yapılar gibi asla yıkılmayacağını daima hükümran olarak kalacağını zannetmişti. Çünkü o günün dünyasında bu yapıya benzeyecek ya da bu yapıyla mücadele edecek hiçbir kudretin olmayacağını, olamayacağını düşünüyordu. Yaptığı her şey de ona destek olan ve de asla itiraz etmeyen etrafındaki bel’amlar da bunu tasdikliyorlardı. Çünkü güç ondaydı ve O her istediğini yapabilme gücüne sahipti...

                    Ama firavunun ve etrafındaki bel’amların unuttuğu akıllarına dahi getirmek istemediği esas kuvvet ve kudretin sahibi olan Allahın varlığı idi. Rab onlara verdiği mühleti bitirmişti. Firavun ve çetesi yer ile yeksan olmuştu. Binlerce yıl sürecek diye kurdukları düzeni Allah bir elçi vasıtası ile yok etmişti. Kurdukları piramitler bu güne ulaştı ama hiçbir hükümdar da istisnalar hariç bu yapıdan ibret almadı almayacaklarda anlaşılan.

                   Gücü elinde bulunduran yöneticiler asla o gücün bir gün ellerinden kayıp gideceğinin hesabını yapmazlar. Bu yakın tarihimizde de geçmiş tarihlerde de hep böyle olmuştur. Saddam, Mübarek, Kaddafi bu günün en çarpıcı örnekleri olarak karşımızda durmaktadırlar. O despot rejimlerin sahipleri olan bu zalim idareciler öyle bir pozisyona geldiler ki acınılacak pozisyona düştüler. Belki bizde acıdık ama unuttuğumuz bir şey vardı. Allah intikam sahibiydi. İlahi adalet mutlaka tecelli edecekti. Ne kadar çok merhamet sahibi olursak olalım. Bizim en büyük zaafımız unutkanlığımızdır. Ama Allah asla unutmaz!!!


 


                   Sözü 28 Şubata getirmek istiyorum. O günün kudretli generali şöyle diyordu ülkemin halkına;28 Şubat bin yıl sürecek! 28 Şubat sen daha ayakta iken sürmedi sayın paşam! Ama belki senin 28 Şubatta yaptıkların mezalimler bin yıllarca eğer kıyamet kopmazsa tarih kitaplarında yer alacak ve insanlar firavunlara olduğu gibi size de lanet yağdıracak.


 


               Bu işin dünyevi tarafı birde uhrevi tarafı vardır ki;  O büyük günde mağdur ettiğiniz insanlar ile tek tek hesaplaşacaksın. Okuldan atılan başörtülüler, işlerinden olan memurlar, iktidardan gönderdiğin parti, en önemlisi Erbakan hoca ile nasıl hesaplaşacaksın, Allahın huzurunda? O altına zorla imza attırmağa çalıştığın 28 Şubat kararları! Nasıl savunacaksın kendini? Medya gücün yok! Ekonomik gücün yok! Asker gücün yok! En önemlisi Allah’ı o gün etkilemek için elinde hiçbir kamuoyu gücünde olmayacak! Sen ve de işbirlikçilerin o gün yalnız olacaksınız. Ne Amerika ne de silahlarınız o gün bir anlam taşımayacak Rabbin huzurunda! Rütben de para etmeyecek, er dahi olamayacaksınız o gün! Ne garip değilmi? Ey kudretli 28 Şubatın paşaları! Belki de benim bu yazımı asla okumayacaksınız. Ama senin Şanlıurfa da ki yandaşların paydaşların eminim ki okuyacaklardır bunu. Çünkü fişleme görevi verdiğiniz o zati muhteremler bu gün hala iş başındalar. Sadece bukalemun gibi bugün ortama ayak uydurmuşlardır, sahip oldukları makam ve mevkilerden olmamak için. Eminim ki yarın aynı şubatlarla karşı karşıya kalırsak Maazallah yine görevlerinin başına döneceklerdir.


 


         Her firavundan kurtulmak için Hz Musalar gelmeyebilir.  Ama her Firavundan kurtulmak için illaki Hz Musa’ya gerek duymaya da bilir yüce yaradan. Tıpkı Saddam da, Mübarekte, Kaddafi de olduğu gibi. Başka bir zalimin eliyle de gönderir. (Erbakan hocamızın ruhu şad olsun)

       Rabbim bizleri bir daha 28 Şubatlar ile imtihan etmesin. !

Bu yazı 4771 defa okunmuştur .

Son Yazılar