Çakma Ağalar ve Şeyhler
Necmettin Sağlam

Necmettin Sağlam

Çakma Ağalar ve Şeyhler

06 Aralık 2011 - 17:31

Laisizmin çarpan etkisiyle büyümesinde, en önemli faktörlerden biri bu coğrafyanın eğitim seviyesindeki dibe vurmuşluktur.
Cumhuriyettin ilk yıllarında; doğu ve güney doğu şekillenirken, kanaat önderleri olarak ağalar ve şeyhler bariz bir şekilde ön plana çıkmışlardır. Bu başat rol oynama girişimi, ağaların ve şeyhlerin bazı güçlüklerle karşılaşmasına neden olmuştur. Gerçekten, aşiretlerine sahip çıkan bir kısım ağaların, zulme rıza göstermeyen şeyhlerin, topraklarından sürülmesi yahut yoğun baskıya maruz kalmaları, hep onların ön plana çıkmasından kaynaklıdır.
Gelişen olaylara müdahale etmeden, yerlerinde oturmuş olmaları halinde bu tip tecrit politikalarına maruz kalmayacakları tarih felsefesi açısından ileri sürülebilecek doğru bir tezdir.
Yine, aynı biçimde medrese alimlerinin muhalefet içerisine girip karşı geldikleri, isyan ettikleri, idam edildikleri devletin resmi tarih anlayışınca bile tevil ile ikrar olunmuş bir gerçektir.
İşte bu baskıcı ortamın, doğurduğu “yok etme”, “bezdirme” eğilimi, iyi olan kimseleri ortadan kaldırıp, silerken; yerlerine sistemle uyumlu ağalar, şeyhler ve alimler türetti. Belki de en büyük tehlike; bu andan itibaren başladı. İyilerin bitmesi ile başlayan süreç yerine kötülerin ikamesi ile akıl almaz derecede sıkıntılı bir yöne ilerledi.
Bu, yeni yetme kanaat önderleri, toplumu sömürdü. Yeni ağalar toplumun maddiyatını, yeni alimler ise toplumun maneviyatını her iki birlikte; toplumun geleceğini çaldı, çalmaya da devam ediyor belki de….
Bunların en büyük dayanağı hep, mevcut siyasi rejimler olmuştur. Güya feodaliteye ve yobazlığa karşı olan Cumhuriyet, öbür elden; bu kimselerle “oy kaygısı” adına temas eden, yardım eden, sistemi yaşatan bir amaç edindi. Çünkü bu genç Cumhuriyetin, kontrol merkez ve mekanizmalarına ihtiyacı vardı…
Bu tip, kimseler aslında ne ağadır, ne şeyh olabilirler… Başkasını köleşetirmeyi hedef edinen, ancak zihnen köle olan bu beyinlerin iktidar alanı tahakküm altında tutabildikleriyle sınırlıdır. En büyük öğretileri ise ağalar için “sürüden kapanı kurt kapar” ve “Allah kimseyi sahipsiz bırakmasın” olan, şeyhler için ise, “elimi öp dergâhıma kul ol”, “asla itaatsizlik yapma” “Şeyhin yaptıklarını asla sorgulama çarpılırsın” olan bu kimselerin, kültürsüzlüğü, inançsızlığı ve medeniyetsizliği bu satırlara sığmaz… Namaz kıldıkları bile şüpheli olan bu şeyh ile, çoluk çocuğu aç olmasına rağmen elindeki tek keçiyi götürüp şeyhin dergâhına hediye etmekle cennete gireceklerini farz eden bir cemaatin hazin temel kodları bunlardır.
Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir diyen ve sahip olduğu her şeyi bize infak eden Efendimiz’e karşı gelircesine; adaletten, haktan, hukuktan İslam’ın şeriatından uzak olan bu tiplerin bir an önce toplumda ifşa edilmesi gerekir.
Bir köleyi kumandan olarak atayıp, sadece ashabı istediği için saldırı savaşına giren Efendimiz’den nasibini almamış ağalara inat, kölenin bile hakkı olduğu halde, köylülerini bundan dahi aşağı gören bu kimselerin ifşa edilmesi lazımıdır.
İnsanları cahil bırakmanın faturası budur, çakma kanaat önderleri ile eğitimsiz toplumun hikayesidir bu sözlerimiz… Bitmiş değil, her gün oynanan oyunun bir kısa perdesinidir bu ifadeler…Kandırılacak kadar yobaz, kandıracak kadar alçak olanların bir arada kurt ve kuzu gibi yaşamak denirse adına yaşadığı bir şehrin anatomisidir bunlar…
Buradan zorla gönderilen “gerçek”lerimizin matemli sözlerine, son olarak bir “dön” deyiştir belki de.

Bu yazı 17274 defa okunmuştur .

Son Yazılar