Tehlikeli sokağın Tehlikeli dili!
Necmettin Sağlam

Necmettin Sağlam

Tehlikeli sokağın Tehlikeli dili!

06 Haziran 2011 - 17:19

           Din Allah tarafından peygamberler vasıtası ile insanlara ulaştırılan ilahi kanunların tümüne verilen addır. İnsan hayatının her anını tanzim eden bu ilahi yasalara isteyen inanır istemeyen inanmaz. Buna Cenab-ı Hak müsaade etmiş ve aynı zamanda imtihan vesilesi olarak mühlet tanımıştır. Hiç kimsenin ise bu konuda başka bir kimseyi zorlamaya ve dayatma yoluna gitme hakkı yoktur! Buna devlet de dâhildir. İnancı yaşamayı Allah insanların özgür iradesine bırakmıştır. Yalnız toplumun genelini ilgilendiren meselelerde durum farklıdır. Mesela, ahlak bozucu şeylerin yani kötülüklerin yapılmasına İslam devleti müsaade etmez! Söylediğimiz şeyler amel manasında insanın yaşadıkları ile ilgilidir.

       Gelelim esas meselemize; istismar her konuda farklı olarak karşımıza çıkar. Birinin duygularını sevgi adına istismar edersin yada birisinden çıkar sağlamak isterken istismar edersin. Bir başkası ise ırki duygularını istismar eder veya vatanı istismar eder! Belki de sahip olduğun koltuğu bırakmamak adına kurumu istismar eder. En önemlisi yaşamadığın, kalbinde düşmanlık beslediğine rağmen, sırf ondan rant sağlamak adına milletin dini duygularını istismar eder, sömürürsün! 

        İstismarın en önemli sebeplerinden birisi yaşadığımız toplumun cehaleti ve de rejimin bireysel hak ve özgürlüklerden yana despot olması ile doğru orantılıdır. Eğer yaşadığınız ülkede inancınız gereği düşünemiyor, istediğinizi giyemiyor, istediğiniz dili konuşamıyor, çocuklarınıza istediğiniz kültür ve ahlakı veremiyorsanız orada her şey ama her şey istismara açıktır demektir. Yapılacak şey özgürlükler noktasında muzdarip olan insanların el ele vererek despot rejime karşı mücadele vermesidir. Bizler eğer istismardan şikayetçi isek, yapacağımız şeyler, bir birimiz ile uğraşmaktan çok, bir birimizin haklarını almak için bir birimize destek vermemizdir. 

          Bu ülkede MGK\'nın tehdit algılama listesi yarım asırdan beridir asla değişmedi. Ya birinci sıraya irtica diye Müslümanca yaşamak isteyenler kondu yada batıda ne varsa doğuda da olsun diyen Kürtler adına mücadele verdiğini söyleyen BDP kondu. Ama liste asla değişmedi. 

          Benim anlamakta zorluk çektiğim; şu anda bireysel hak ve özgürlükler adına mücadele etiğini söyleyen grupların, partilerin, dernek veya vakıfların bir birlerini MGK\'nın dili ile eleştirmeleridir! Buradan iki şeyi kendime pay olarak çıkartıyorum: 1- Bu partiler kendilerini mevcut dayatmacı rejimden yana görüp aynı dili kullanıyorlar. 2- Biz geldiğimizde ‘bizde aynı noktadan hareket edeceğimizin’ referansı olarak veriyorlar bu mesajları!



           Yok, eğer bu iki anladığım manada da düşünmüyorlar ise o zaman durum daha da tehlikelidir deyip, bambaşka bir anlam çıkarırım bu verilen mesajlardan! Nedir peki bu; birlikte yaşadığımız coğrafyada ‘bizden başka hiç kimse başka bir talepte bulunamaz’ diyorlar ise yada Müslümanca yaşamanın sınırlarını biz belirleyeceğiz diyorlarsa; işte tamda burada durun! Bu sokak çıkmaz sokak ve tehlikeli bir sokak! Sakın ama sakın, buna asla tevessül etmeyin! Herkes bundan zarar görür!



             Son olarak tavsiyem; farklı düşünen grupların bu tür tuzaklara gelmemeleri, birbirlerini rakip olarak değil kendi özgürlük mücadelelerinde birbirilerini destek olarak görmeleridir. BDP başörtüsü konusunda mitingler yapsın! Batıdaki Müslümanca yaşamak isteyen Türkü, Kürdü, Lazı her kesimi doğudaki ezilen bütün Kürt, Arap ve de diğer ezilen halklar veya kesimler için özgürlük mitingleri düzenlesin! Ne dersiniz olmaz mı?

Bu yazı 7168 defa okunmuştur .

Son Yazılar