Bazılarının ölüsü de bela olur!
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Bazılarının ölüsü de bela olur!

12 Ocak 2014 - 09:35

Bir katil, evet lamı cimi yok, kelimenin tam manasıyla bir katil, bir zalim, dün öldü.

       Zaten sekiz yıldır can çekişiyordu. Kolay olmadı ölümü. Dile kolay tam sekiz yıl, bizim o anın ürperticiliğinden Allah’a sığındığımız bir anı yaşadı. Toprakla bir türlü buluşamadı. Belki defalarca öldü, defalarca dirildi, sonra yine öldü. Allah bilir.

       Bir ibret olarak zihinlerimize kazındı.

       Bir katilin sonu, bir zalimin zavallı hikayesi.

      Buradaki ibreti anlamak çok mühimdi.

      Fakat daha mühim bir şey daha vardı.

      Ömrü Müslüman avında geçmiş, bunu kendi diliyle de ikrar etmiş bir adamın ölüsü de bela olmuştu.

     Ne hazindir ki öldüğünde bile bu görevi ifa etmiş, Müslümanlar arası tefrika nedeni olmayı bir şekilde başarmıştı. Daha da hazini ise Müslümanların bir kısmı buna müsaade etmişti.

      Öyleyse şu dış mihrak konusu bir kez daha tartışmaya açılmalı değil miydi?

       Kasap, zalim ölmüş! Hani nerede dış mihrak?

       Nerede ki ey Müslüman, ey Kardeşim onun ölüsünden bile birbirine düşme nedeni buluyorsun?

      Bu nokta öyle önemliydi ki.

       Başımıza ne gelse dış mihrak diyoruz. Bunu biraz da belli bir kompleks içinde söylüyoruz. Kendi gücümüzü hafife alıyor, durmaksızın senaryolar üretiyoruz. İpin ucu öyle kaçıyor ki paranoyalar arasında savrulup gidiyoruz. Artık konunun uzmanlarını bile dinlemez hale geliyor, onlar “evet dış mihrak konusu tamam da, değil bu sefer” dese bile, hepimiz bu konuda uzmanmış gibi davranıp hemen her cümlenin başına dış mihrak söylemini oturtuyoruz.

       Oh ne ala! Suçlayıverdikten sonra bu dış mihrakları kendimiz sütten çıkmış ak kaşık (!) gibi oluyoruz.

       Öyle mi oluyoruz?

       Bakalım.

       Ve düşünelim.

      Bir katil ölmüş. Herkes bir kasap, bir zalim, bir katil olduğu konusunda hemfikir…

      The Washington Times bile haberi, “Allah ona işkence etsin” diye vermiş.

       Yani sadece İslam alemi değil, Hristiyan ve hatta Yahudilerin birçoğu bile bu konuda aynı düşünüyor.

        İki iki daha dört kadar bariz adamın bir katil, cani ve zalim olduğu.

        Peki, öyleyse neden ey güzel kardeşim, kardeşini niyet sorgulamasına gidiyorsun? Elindeki karalarla alenen bir kesimi hedef alarak birbirinden çirkin mesajlarını sıralıyorsun? Bu zulmü neden kardeşine yapıyorsun?

        Yo, öyle halktan kesimde değil sadece bunu yapan, gayet bilen, okumuş, yazan kesimden yapanlar da var.

        Bundan bile medet umuyor, bir katilin ölümünden yola çıkarak kardeşini acımadan iftiralara boğuyor.

         Birbirinden çirkin, art niyetli, fevkalade kötü mesajlarla insanları maniple etmeyi, zihinleri çelmeyi hedefliyor.

         İbrete bakar mısınız, ömrü Müslümanları bölmekle geçmiş bir zihniyetin katilinin ölüsünü bile isteye, gayet farkında olarak Müslümanların bölünmesi için kullanıyor, kardeşler arasına zihin karıştırarak, nifak sokuyor.

        İşte benim bu noktada aklım dumura uğruyor.

        Yok dış mihrak filan kardeşim, dış mihrağın hası sensin diyesim geliyor!

       Bazı pek muhterem din ehli kardeşlerime. Maalesef. Böyle diyesim geliyor.  

       Öyle ya! Bir katilin ölüsünden faydalanıp, katilliği kasaplığı konusunda hemfikir olunmasına rağmen, o ölü üzerinden kardeşine vurdukça vuruyorsun.

        O adamı aleni zulümleri, katliamları kasap yapmıştı, zalim yapmıştı. Ya senin bu yaptığın nedir kardeşim? Gizliden yürüttüğün bu operasyonun adı nedir?!

       Yalan da bir zulüm değil mi? Kara çalmak da bir zulüm değil mi? İftira da bir zulüm değil mi?

       Ve bana açıkla sevgili kardeşim, nerede burada dış mihrak? Bu noktadan al ele meseleyi ve bir de böyle düşün. Adamın ölüsünün bile vazife yapmasına müsaade eden sensin. Ölüsünden faydalanıp, sinirleri geren, Müslümanları birbirine düşüren sensin. Kafaları karıştırıp, birinin diğerine verip veriştirmesine, dolayısıyla köprüleri yıkmasına, aradaki bağları koparmasına sebep olan sensin.

       Bu nasıl hazin, nasıl ürpertici bir girişimdir ey kardeşim!

       Sormak istiyorum şimdi sana, sen ne yaptığının farkında mısın?

       Ve bana lütfen ama lütfen nerede bu meselenin içindeki dış mihrak açıklar mısın?

        Demek ki sevgili kardeşim, dış mihrak elbette bir yönüyle var, hep oldu fakat buna yani seni bölmesine, senin üzerinde planlar yapmasına müsaade eden sensin.

        Bunu bu noktadan ele alarak tekrar ve tekrar düşünebilirsin. Bir katilin ölüsünün bile bela olmasından ibret alarak mesela. Mesela o adamın yokken de nasıl arana girdiğini tefekkür ederek. Bela eden kim, arana girmesine müsaade eden kim, diye düşünebilirsin.

       Ha, ne dersin?

       …

       Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmeden de cennete giremezsiniz buyuran, Sevgililer Sevgilisi, aşkın Peygamberi, sevginin yegane abidesi Peygamberimizin (s.a.s) dünyaya teşrif ettiği bir güzel gün, bugün.

        Bu vesileyle mübarek Mevlid Kandilinizi kutlar, Onu (s.a.s) anlamayı ve anlatmayı bize nasip etmesini Yüce Mevladan (c.c) dilerim. 

Bu yazı 5226 defa okunmuştur .

Son Yazılar