Kafa karışıklığı
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Kafa karışıklığı

14 Nisan 2013 - 08:08

 

Öyle diyordu Cem Yılmaz bir filminde. “Uzaydayız, hepimizin kafası karışık.”

    Şöyle bir düşünmüştüm akabinde. Ve aslında tam da dünyaya uygun bir ifade demiştim. Öyle ya! Dünyadayız ve hepimizin kafası karışık. Uzayı ne?

    Daha doğrusu kim bilir uzayda ne olduğunu? İnsanın kafasının karışıp karışmayacağını. Test edip onaylanmış mıdır ki sanki?

    Oysa dünyada öyle mi ya! Defalarca test edip onayladık ki dünyadayız ve hepimizin kafası karışık. Net!

    Ve bu üstelik mütemadiyen tekrarlanmakta… İster buna deneme-yanılma deyin, ister med-cezir. Ayın hareketleri neticesi denizin yaşadığı gel-git yani. Bilirsiniz. Ne zaman ki ayın şavkı vurur denizin üzerine –sazın üzerine olan türküde- deniz kabarır, için için kaynar, taşıp dökülmek ister. Sakinliği bozulmuştur bir kere, canı sıkılır bu yüzden belki de. O da hıncını kayalardan alır. Döver de döver.

    Yahut da tam tersidir. Mutludur bu durumdan. Kıvançlı ya da sevinçli. Bir kavuşma anına tanıklık etmiştir. Ay, Güneş ve Yer aynı hizaya çekilmiştir, bundan mütevellit içi kaynar.

     Olabilir mi?

     Neden olmasın.

     Fakat her ikisi de ihtimalli bir durum. Orası artık bizim hayalgücümüze kalmış. İhtimal olmayan, kafasının karışmış olması.

    Tıpkı bizim gibi.

    Bir türlü yerine oturmayan temeller; aklıselimlikten uzak çekişmeler, itişmeler, kakışmalar, kavgalar.

    Denizin yaşadığı bu minvalde belki sadece bir gel-git ama ne yazık ki bizimkisi bitimsiz bir sür-git.

    Öyle. Maalesef öyle.

    İşte, gördünüz bir sürü akil adam çıkardı bu ülke. Umutla bekliyoruz tarihi görevlerini o ayrı. Hüsn-ü zannımızı da asla kaybetmiyoruz ya da kaybetmemeliyiz. Bu da ayrı.

     Fakat kesildi mi tartışmalar, bitti mi çekişmeler, sabırla süslendi mi beklentiler?

     Yok, hayır. Sabırsızlık diz boyu. Hemen yargılamalar, lekelemeler.

     Bir bekleyelim yahu! Sabırla bekleyelim şu süreci. Bunca yıl bir şey yapmaksızın bekledik ve ölümü, kanı gözyaşını seyretmekle yetindik, şimdi en azından somut ve güzel adımlar var. Bunu mu bekleyemeyeceğiz? Eğer bunu yapamayacaksak da yazık bize. Kusura bakmayalım ama bu da böyle.

     Öyle diyorum yazılanları çizilenleri okudukça. Ne bitmedik bir kafa karışıklığımız varmış bizim. Sonrası itimatsızlık, hüsn-ü zandan uzaklık, fevkalade önyargılar. Denemedin ki daha, bir dur bakalım. Ne biliyorsun yanılacağını da hemen hüküm veriyorsun?

     En tehlikeli yaklaşımdır fikirlerin karmakarışıkken hüküm vermek. Üstelik kafası karışık olmayanın kafasını karıştırmak gibi bir vebal altına da girebilirsin. Çünkü etkileşim de kaçınılmaz. Oysa bizim istikrarlı ve fikirlerine son derece hakim, en ufak bir med-cezir olayında savrulmayan önde gelenlere ihtiyacımız var. Varsa böyle önde gelenler –var ki seçildi- bizlere sabırla beklemek düşüyor. Umutla ve duayla da elbette…

     Bu viraj alınmazsa yol iyice sarpa saracak gibi görünüyor zira. Bu yüzden en az kafa karışıklığı en çok hüzn-ü zanla ilerlemekte fayda var. Dediğimiz gibi en çok da duayla.

    Allah bu ülkenin temellerini sağlamlaştırsın, bu yoldaki her türlü vesileyi de hayırla neticelendirsin. İnşallah.

   Akil adamların yanında arif adamlarında bulunması gerektiği düşüncemizi dile getirmiştik. Yeryüzüne gelmiş en akil, en arif, en bilge, en güzel, en yüce insanın rehberliğinde, bize asıl olması gerekeni anlatsın, özümüzü hatırlatsın diye. Zira bugünler Onun (s.a.s) rehberliğine en çok ihtiyaç duyduğumuz, Onun (c.c) ipine en çok sarılmamız gereken günler. Her gün böyle evet ama bugünlerde tarihi bir süreçten söz ediyoruz. İşte bunu bizlere sık sık hatırlatacak ariflerde olmalıydı bu akil listesinde.

     Bu vesileyle başlayan Kutlu Doğum Haftasını kutlarken, Onun (s.a.s) adının ve mesajlarının en doğru şekilde anlaşılmasını ve anlatılmasını diliyorum. En çok da bu süreçte.

Bu yazı 6065 defa okunmuştur .

Son Yazılar