Koşun la koşun!
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Koşun la koşun!

28 Nisan 2013 - 07:32

 

Hatırlar mısınız bilmem bir dönem haber metinleri şöyle başlardı: “Gün geçmiyor ki sayın seyirciler, bu ülkede ………”

     Artık boşluğu siz doldururdunuz. Zira akabinde gelecek detayları tahmin etmek hiç de güç olmazdı. Akla ziyan gelişmeler ve tuhaf gündemlerle.

    O akla ziyan gelişmeler azaldı, o tuhaf gündem maddeleri yerini daha akılcı, daha somut, daha sağduyulu maddelere bıraktı zaman içerisinde. Çok şükür.

    Yalnız burada “somut” kelimesinin altını önemle çizmek ve vurgulamak isterim. Çünkü tüm o gündem maddeleri konuşulur ve tartışılırken somut hiçbir şey ortaya konulmazdı. Ve böylelikle tartışmalarda “körler sağırlar birbirini ağırlar”dan ileri gitmezdi.

    Öyleydi.

    Tabiri caizse yılmıştık artık bu sündürülen ve ortaya somut çözümler konulmadan sürdürülen tartışmalardan. Hep şunu düşünürdüm; bu adamları okudukça ve dinledikçe: “Bunlar bizimle kafa buluyor olmasın?”

     Öyle ya! Eğer varsa bir sorun çözümü de getirirsin; ha, çözüm mü sunuyorsun, oturup paşa paşa uygularsın. Boş laflarla ve saçma sapan geyiklerle bu milleti oyalamazsın.

    Yok, değildi öyle. Yıllarca konuştuk bu yüzden. Çiçeron’un dediğini yaptık yani. Sadece konuştuk. Öyle demiş; “Roma neden yıkıldı?” sorusu karşısında. “Çok ve güzel konuştuk fakat bilgisizdik.”

    Şimdi konuşmadan ziyade uygulamaya geçmiş aşamasında olsak bile “gün geçmiyor ki sayın seyirciler, bu ülkede ……” diye başlayacak haber metinlerine malzeme olabilecek tartışmalar hala yaşanabiliyor.

    Geçmişte olduğu gibi bunu da yine, söylenen ya da yazılan bir şeyin özüne vakıf olmadan, yahu bu zat bir şey demiş ama ne, önce bir anlayalım hele, demeden yapanlar gerçekleştiriyor. “Bizimle kafa bulanlar” yani. Hala varlar onlar.

     Kafayı iyi bulduklarının göstergesi olan bir tartışma yaşandı geçen günlerde biliyorsunuz. (Hala sürüyor.) Bu milletin milli içkisi ne? Akla ziyan yerlere çekilecek kadar ilerletildi mesele. Hazırda bekleyen, “koşun la koşun” cular hemen harekete geçti ve “Rakı rakı” nidalarıyla salladılar sosyal alemleri. Hatta öyle ki isminin başına “Rakı” ibaresini koyarak, bir içkiye olan sonsuz bağlılıklarını ve ölümüne(!) mücadelelerini gösterdiler. Bilmem, o başta ifade ettiğim kafa bulucular, gözyaşları içinde izlemişler midir bu gelişmeleri. Bu sadakati. Hani şu ortaya bir mesele atıp, “gün geçmiyor ki sayın seyirciler” diye başlayan metinler için canla başla haber malzemesi icat edenler. Sonrada itinayla geri çekilenler. “Koşun la koşun” deyip oltaya gelenleri keyifle ya da ne bileyim belki de az önce ifade ettiğim üzere gözyaşları içinde izleyenler. Onların vazifesi bu. Geçmişte de böyle, şimdi de. Bir meseleye vakıf olmadan o meseleyi en tuhaf yerinden algılayarak ortaya atmak, sonrada kenara çekilip karışan ortalığı izlemek.

    Bu kez de başardılar gördüğünüz gibi. Başbakanın “milli içkimiz ayrandır” ilanından(!) sonra teyakkuzda bekleyen kafa bulucular, “hayır, ne münasebet, milli içkimiz rakıdır” diyerek saçma sapan bir karşılaştırmada bulunup “koşun la koşun” a getirdiler yine meseleyi.

    Koşanlar ise neye koştuklarını bilmeden Başbakan’ın “ölümcül” vurgusuyla karşı çıktığı ve gençlere daha faydalı bir içecek olan “ayran”ı önerdiği sözlerini anlamadan, dediğimiz gibi ölümüne bir mücadeleye giriştiler.

    Zira kalmadı artık elde pek malzeme. Şimdi sanıyorum öküz altında buzağı aşaması da geçildi, buluttan nasıl nem kaparız çabası içinde bazıları. “Konuşsa” diye bekliyorlar eller ceplerinde. Bir şey desin ki hasretinde olduğumuz eski günlere dönelim, biraz nostalji yapalım.

   Medya tarihimizin “gün geçmiyor ki sayın seyirciler” ifadeleriyle dolu olduğunu düşünürsek bu özlemi anlamakta hiç güç değil sanıyorum.

   Fakat sıkıldık artık. Cidden sıkıldık. Ve dahi çok ayıp oluyor. Durup neleri tartışıyor ya da tartıştırıyoruz diye düşünmeli bazıları. Eğer onlarda “kafa bulma” amaçlı bir kasıt varsa da, sürü vazgeçmeli artık atılan yemlere sazan olmaktan.

    Daha ciddi meseleler dururken kafası güzellerin yandaş ve kendilerine arkadaş bulma amaçlı mücadelelerini, saçma mantık çıkarımlarıyla sürdürdükleri tartışmalarını izlemek ya da okumak zorunda değiliz. Ne içiyorsan iç ama çilingir sofrana genç arkadaşlar arama. Bak senin kafandan ve sofrandan ancak bu çapta şeyler çıkıyor. Bırak da genç nesiller daha sağlıklı daha erdemli düşünebilsin.

    Başbakanın da dediği buydu.

Bu yazı 5049 defa okunmuştur .

Son Yazılar