Nefret suç mudur?
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Nefret suç mudur?

23 Haziran 2013 - 08:53

Son yıllarda iyiden iyiye yaygınlaşan, duymayı kanıksadığımız bir kavram bu; “nefret suçu.”

       Artık nasıl boyutlara ulaşıp, bir hastalık halini alıyorsa ceza hukukunda bir suç maddesi olarak kabul ediliyor. Çünkü bu hastalıklı durumdan, yani nefretten şiddet doğuyor.

      Nefret yasaları ya da diğer adıyla önyargı yasaları, ırk, din ve köken kavramlarını içerecek şekilde ilk olarak 1980’lerde ABD’de kabul ediliyor, zamanla diğer Avrupa devletlerinde de yayılıyor. ABD’de bunun bir yasa maddesi haline gelmesi ise ABD’nin kültürel, etnik ve dini bakımlardan çeşitlilik arzetmesinden kaynaklanıyor. Çünkü senelerdir bu durumdan -kozmopolit yapısından-  mütevellit bir üst kimlik oluşturma çabasında olan ABD’nin başını ağrıtan en büyük sorunlardan bir tanesi ırkçılık ve ayrımcılık.

      Irkçılık ve ayrımcılık ABD’de de her an hortlamaya müsait, her an birinin diğerine tahammülsüzlüğü neticesi şiddete kaymaya meyilli. Ve karma yapısından dolayı bunlar için en uygun zemin. Bunun için böylesi yaptırımı güçlü önlemler alması gayet doğal. Adını da çok anlamlı bulmuşlar; “Nefret Suçu.”

      Çünkü temelde bu var o şiddetin, kavganın, dövüşün. Adam en basit ifadeyle sevmiyor. Sevmemekle kalmıyor, ötekinden, diğerinden, artık adına ne derseniz, nefret ediyor. Yine basit ifadeyle, yok olmasını istiyor. Değil demokrasi, özgürlük, bir diğeriyle şehrini, sokağını, mahallesini paylaşmak, aynı dünyayı paylaşmaya bile tahammül edemiyor.

      “Gitsin” diyor.

       “Nereye?”

       Mesela adamın gidecek yeri yok. “O zaman ölsün.” Ölsün mü? Bu kadar mı nefret ediyorsun ondan, ölmesini dileyecek kadar? “Evet, ölsün, ben onunla aynı dünyada yaşamak istemiyorum.”

       Süregelen durumlar bu minvalde olmuş belli bir tarihe kadar. İş öldürmelere kadar varmış. Adamlar da “hop bir dakika, çok oluyorsunuz ama” diyerek ve belki de demokrasi ve özgürlükler ülkesiyiz, ayıp oluyor, yakışmıyor bize rotasında, bunun önünü almak için bunu bir yasa maddesi haline getirerek, diğerin, ötekinin, ezilenin haklarını güvence altına almışlar.

      Size bu noktada bir şey söyleyeyim mi? Parantez içi ve gayet bana has. Belki biraz ütopik belki biraz hukukçuları kızdıracak nitelikte. Hani sana mı kaldı kanun maddesi tasarlamak filan diyebilirler, o bakımdan. Ama diyeceğim. Eğer ben kanun yapıcı olsaydım, bu mantık ve zihniyetteki birini, yani ayrımcıyı yani ırkçıyı şöyle cezalandırırdım: “O yaşamasın, o gitsin hatta defolsun mu diyorsun? Hadi sen defol!” Vallahi bunu derdim. Yasa maddesi olarak hangi kelimelerle yumuşatırdım bu ifadeyi bilemem ama hiç uğraşmazdım bu kafayla. “Cehennemin dibine kadar yolun var” ibaresini de kaşla göz arası bir yere sıkıştırırdım.

       Şunu demek isterdim belki bu nefretle örülmüş, ötekine tahammül edemeyen hastalıklı kafaya, senin keyfine göre değil dünya. Her şey değişti bir senin kafan değişemedi.

      Öyleyse nefretini de al git!

       Bu şekilde şunu anlamasını beklerdim belki. Bir insanı yerinden yurdundan kovmaya çalışıyorsun, bunu yapmak içinde onu şiddetle, küfürle, hakaretle sürekli taciz ediyorsun. Gör bakalım yerden yurttan olmak nasıl oluyor?

        Nefretin önüne ancak bu şekilde geçebilirdim diye düşünüyorum. Nefret sahibinin, nefret ettiğini ve yaşamasına dahi tahammül edemediğini biraz anlaması açısından. Onunla empati kurmasını kolaylaştırmak için.

        Ülkemizde son zamanlarda yaşanan olayların da bu çizgi üzerine olduğunu anlamak için hiç kafa patlatmaya gerek yok. Temelde sevgisizlik var. Biri diğerini sevmiyor. Nefret boyutuna ulaşınca da şiddete başvuruyor; yakıp, yıkıyor.

      Şuradan işliyor bu zihniyetin mantığı. Hani şu ötekine karşı sergilenen tavır var ya! O. “Evinizde yapın ibadeti, başörtülüler temizlikçi ve ev kadını olabilirler ancak, okumak için Arabistan’a gitsinler. Ben nereye kadar dersem orada biter senin özgürlüğün. Siz, Anadolu sakinleri, küçük işletme olarak oturun yerinizde, dev sermayeleri bize ya da efendilerimize bırakın. Kanunu biz yaparız, denetim bizdedir, istersek sizin soluğunuzu da keseriz.” Vs. vs.

        Başörtüleleri mesela, nasıl ve ne şekilde görmek istediklerini şu CHP’li kadının, müftü karısı oyununda izledik. Yine mesela, bir başörtülüye şiddette işi nerelere kadar vardırabileceklerini başörtülü bir anneye ve bebeğine yaptıklarıyla. Milletimizden bu görüntüler gizleniyor, ki infiale sebep olmasın.

         Suç büyük kısaca. Başörtülüler eğitimlerini rahatça alıyorlar. Bilime, ilme talip oldular. Akademik kariyer peşindeler. Anadolu’nun küçük esnafı dünyaya yatırım planları yapıyor, Sonra yine Anadolu çocukları, Cumhurbaşkanı filan oldular, bir de üstüne üstlük yeni anayasadan söz ediyorlar.

       Bu kadar suça bu kadar nefret az bile!

        Son yüzyıl içinde ilk defa bu kadar cesur manada kıpırdadılar çünkü. Ve durmayacaklar. Öyleyse durdurmak için her yolu deneyelim.

        Sanırım bunu diyorlar.

        Size yine bana has bir şey söyleyeyim mi? Az buçuk psikoloji bilme iddiasında olan biri olarak. Bu durma eylemi var ya. Duran adamlar hani. Onun temelinde de bu psikoloji var. Mesaj açık. Çok kıpırdamaya başladınız, durun artık diyorlar. Kime? Ezberleri bozup, bu ülkeyi hür, demokratik son derece eşitlikçi, müreffeh yarınlara taşımak isteyenlere…

       Bırakın ağacı, çiçeği, böceği temel neden olarak nefret ettiklerine yani.

      Hiç kıvırmayalım ve gayet açık olalım arkadaş! Nefret ediyorlar bunun başka izahı yok. ABD’de bu nefret suçunun nasıl yasa maddesi haline geldiğini araştırdım, bütün özelliklerini taşıyor şu son yaşadıklarımız.

        Öyleyse!  

        Nefret bir suç mudur?

       Suçtur.

       Hem de çok ilkel, alçak, diğerini yok etmeye yönelik adi bir suçtur. Benim önerim ütopik kalabilir ama bu suçu işleyenlere, en azından mevcut yasa maddeleriyle gereğinin yapılması elzemdir!

        Çünkü her ne kadar duran adam eylemi yapsalar (yaptırsalar) da bu suçun önüne geçilmedikçe durmayacaklar.  

Bu yazı 8836 defa okunmuştur .

Son Yazılar