S, Z ve V
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

S, Z ve V

12 Mayıs 2013 - 08:04

 

Biraz daha harf görürsem kusarım herhalde diye düşündüm. Halbuki bilen bilir kelimelere meftunumdur. Harflere de.

    Yine bilen bilir, kısaltmalardan da pek hoşlanmam. Özenden ve saygıdan uzak gelir. Güzelim kelimelerimize haksızlık edildiğini düşünürüm. Mesela bu anlamda asla “inşallah” kelimesi “Allah” haşa dışarıda bırakılarak, “inş” diye yazılmamalı diye düşünürüm.

    Fakat konumuz bu değil.

    Kamuoyuna duyurulan “menfur” “hain” “vahşi” diye adlandırılan saldırıların ardından fail olarak gösterilen harflerden söz ediyorum. Terör örgütlerinin kısaltmaları hani.  

    Sonra bunların peşindeki istihbarat birimleri. Daha da sonra “iyi” tarafta yer alan birimlerin, birliklerin harf olarak işaretleri. Hepsi birer harften ibaret.

     Bu anlamda ete kemiğe bürünmüş bir şahsiyet(!) yok karşımızda. Af buyrun tükürelecek bir yüz varsa harf, kızılacak bir durum varsa harf, muhatap alınacak birileri varsa harf.

    Ete kemiğe bürünmüş ve muhatap olarak alabileceğimiz kişiliklerde hemen her durumu harflere havale edince kalıveriyoruz ortada. Daha doğrusu bir boşlukta.

    Şu algı oluşuyor sonra zihinlerde, aslında yok böyle birileri. Varken yok olunması böyle başartılıyor bir bakıma. Üzerinde biraz düşününce son derece zekice aslında. İşin arka planı, havale eder kamuoyu karşısında birkaç harfe durumları, gerisi çocuk oyuncağı. Onlar harflerle uğraşıp, tartışaduruken onlarda sıyırır yakayı.

     Harfler nasıl girdi hayatımıza o da enteresan bir konu. S’yi hatırlıyorum ben mesela. Sonra Z. Bir de V var. S ve Z ne kadar sevimliyse, V o kadar ürkütücü ama yine de hayranlık uyandırıcı.

    Bakıyorsun insanlığın gidişatıyla birlikte harfleri bir kahraman olarak öne sürenlerin harflere yükledikleri görev ve sorumluluklarda değişmiş.

    S daha bir şirin şirincikti bu anlamda. Uçurumdan düşecek trenleri durduruyordu, uzaydan insanlığın başına yuvarlanacak olan bir taşı kucağına alıp, dünyadan öte fırlatıyordu filan. Hani biraz –haşa- hafiften ilahlık iddiası bile söz konusuydu. Ona keza Z. O daha da sevimli olanı. İlk başlarda kendi kişisel sorunları için çıkmıştı piyasaya. Aleyhinde ne kadar durum varsa karınlara koca bir “Z” çiziği, tamam. İşler hemen yoluna giriyordu.

    Dediğimiz gibi dünyanın gidişatıyla birlikte harflerde değişti. V de olduğu gibi. Harflerin gerisindeki tüm karanlık ve kirli ellere isyan eden V, zincirinden öyle bir boşanıyordu ki, perde gerisindeki ne kadar adam varsa burnundan getiriyordu. Bir bakıma dediği şuydu; “size de, düzeninize de, oyununuza da, hilenize de, kokuşmuşluğunuza da…”

    Çünkü artık şirin kahramanlıklar dönemi kapanmış, treni durdurmaktan ziyade o treni uçurumdan yuvarlayanların kökünün kurutulması gerektiği anlaşılmıştı. S bu bakımdan yıllarca boşa kürek sallamıştı. Bataklık ve sinek hesabı. Bataklık kurutulmazsa sinekler hep olacaktı ve S’nin yaptıkları sönük kalacaktı. Z’den zaten bir şey beklenemezdi. Azıcıkta kazanova olan kahramanımız zaaf sahibiydi ve iş başa düştüğünde yarım bırakabilirdi. Bu yüzden V’ye ihtiyaç hasıl olmamış mıydı?

    V insanlığın her şeyiydi!

    Ne mi diyorum? Belki biraz saçmalama hakkımı kullanıyorum. Üstelik bunlar karşısında dostum Aslı gibi, bana “saçmaladığın zaman bile güzel saçmalıyorsun” diyecek bir muhatap da beklemiyorum.

    Belki de şunu demeye çalışıyorum. Kahraman olarak da, terör olarak da harfler çıksın artık hayatımızdan. Ki biz de her seferinde yapılan saçma açıklamalar karşısında saçmalamak zorunda kalmayalım.

    Çünkü başka bir açıdan değerlendirirsek yaşadıklarımız koca bir saçmalık!

    Masumların habire öldürüldüğü bir oyunda ne denirse densin pişkinlik ve acımasızlıktan ibaret olması gibi. 

Bu yazı 7737 defa okunmuştur .

Son Yazılar