Sıra sende Hürriyet!
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Sıra sende Hürriyet!

24 Mart 2013 - 07:56

 

Ülkemize son günlerde hiç olmadığı kadar bahar ve umut hakim. Aklıselimlerde ve vicdan sahiplerinde, ayrıca hakkaniyetli olanlarda da ilaveten tartışmasız bir sevinç var.

    Nevruz’da açan umut, İsrail’in özür dilemesiyle katmerleşti, bizi “bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözüne binaen dünya sahnesinde de devleştirdi. Yeniden.

    Özrün akabinde yine çeşitli spekülasyonlar üretildi. Kim bunu dillendirecek diye merak ederken, “BOP’a yönelik olarak gelmiştir bu özür” diyenler bile oldu.

   Eskiden bayılırdım böyle komplo teorilerine. Üzerine okumadığım kitap kalmadı. Baktım zihnim ciddi anlamda bir çöplük halini almış, nasıl unutabilirim bunları diye bir endişeye bile kapıldım. Yoruluyor insan zira. Ve bazı olaylarda sıradan, basit ve dümdüz sonuçlara varmak istiyor. Altında bir çapanoğlu aramadan.

     Özür gelmiştir ve bu Türkiye’nin büyük bir başarısıdır. Bitti. Göremez miyiz bunu böyle? Çok mu zor olayın bu kadar basit algılanması? Ve biz hep böyle yaşanan mutlulukların, başarıların altında ikinci, üçüncü, olmadı sekizinci neden aramak zorunda mıyız?

    Hani biri tutmazsa, öbürü…

    Yok, yahu! İnsan biraz da sıradan yaşamak istiyor, sıradan düşünüp, olduğu gibi görmek istiyor olayları. Ve neticesinde mutlu olmak, kıvanç duymak.

     Nevruz’da dev bir adım atılmıştır yarınlarımız için, özür de Türkiye’nin dik duruşunun güzel bir neticesidir. Nokta. Bunu böyle değerlendirip, mutlu olalım derim ben. İşin ciddiyetini bozmadan, sulandırmadan, şom ağızlarda sakız etmeden, yeşeren umuda sahip çıkarak. Çünkü şimdiden sonra çok daha hassas davranılması gereken bir döneme girdik. Aksi büyük bir vebal olur zira.  

    Barış süreci içinde dillendirilen bir söylem vardı. “Herkesin taşın altına eline koyması gereken bir dönem.” Ben ilavede bulunmuştum; “değil taşın kayanın bile altına gövdeni koyman gereken bir dönem.”

    Samimi insanlar buna sahip çıktı ve o samimiyet dahilinde hemen herkes üzerine düşen görevi yaptı. Taşın değil bir çakıl parçasının bile altına elini koymaya cesareti olmayan yüreksizler ise taşın altına elini koyanlara çamur attı, süreci baltalamaya çalıştı, halkın kafasını karıştırdı, sağ gösterip sol vurdu ama el-netice şükür ki başarılı olamadı.

     Bazı yılışık tipler ise kendilerine yakışan bir minvalde süreci ve sonuçlarını alaya aldı. Bu!

     Yine el-netice güzel gelişmelerin önüne onlar da geçemedi.

     Sıra sende Hürriyet meselesine gelince… Müsaadeniz olursa ben Hürriyet Gazetesine buradan bir soru sormak istiyorum. Hani şu bizim cengaver gazetemize! “Vatan-Millet Sakarya” da önden koşan atlıların –pardon rezidanslarda oturup, plazalarda yazı yazanların- olduğu gazete. Hani şu, söz konusu vatan olunca(!) mangalda kül bırakmayanların olduğu gazete. Hani şu, vatanı kimselere bırakmayan gazete canım.

     Bu süreç dahilinde sen ne yaptın? Durumlar belirginleşince yazarlarınla tam kadro Diyarbakır’a koşmandan bahsetmiyorum. Daha önce ne yaptın?

    “Türkiye Türklerindir” diye gaz verirken, hangi yüzle oraya koştun o da ayrı bir soru ya!

     Safım ben, vallahi de. “Türkiye Türklerindir” veciz sözüyle ne anlatmak istiyorsun Hürriyet, bana ne olur açıkla. Mesela şunu desen bir derece anlayacağım, “Türkiye Türk gibi hissedenlerindir, Türkiye Türkiyelilerindir, Türkiye Türküm diyebilenleridir.” Hadi bunlarda az buçuk mantık arayalım da, nasıl bir sağ gösterip sol vurmadır bu, yeminle anlayamıyorum ben.

    Sormaya devam edelim, “Türkiye Türklerindir” dersek, “Türkiyeliyim” diyen ama Kürt kimliğini de doğal olarak vurgulamak isteyen birisi, pılısını pırtısını toplayıp, gitsin mi bu ülkeden? Allahaşkına açıkla bana bunu Hürriyet? Ya Türkiye’de yaşamaya karar veren bir İngiliz, Fransız, ABD’li? Bunu gördükleri an ne düşünürler? Bari bunun izahını yap.

    Bunları açıklarken, Sevilay Yükselir’in gayet anlayışla kaleme aldığı fakat benim bu süreç içerisinde fevkalade ciddiyetsiz ve art niyetli bulduğum, Nevruz Bayramında Öcalan’ın açıklamalarını spontane verirken neden çarpıttığını da açıkla? Öyle diyor Yükselir. Haberi tüm haber kanalları, “Öcalan silahları bırakın dedi” diye verirken sizin siteniz, “Silahları bırakın demedi” diye vermiş.

    Bunun nedeni ne? Dedim ya, vallahi safım ben. Anlayamadım. Şu mudur yoksa, gidişata göre rüzgar nereden eserse? Hı? Böyle mi? Olur da bazıları da sizin gibi görür haberi de oradan bir yol bulunur belki. Olabilir mi?

     Değil mi? Ben mi çok art niyetliyim? Ve ben, hani komplo teorilerini filan bırakmış mıydım? Vallahi söz konusu siz olunca değil bir, bin tane çapanoğlu arıyorum haberlerinizin ve yorumlarınızın altında. Hele de geçmiş bütün endamıyla önümüzde salınırken. Şu bildiğimiz diğer süreçler canım. Ülkeyi sürekli geren, geriye götüren süreçler. Sizin bilfiil içinde olduğunuz süreçler yani.

    Ama bunları da unutmaya hazırız. “Artık yarınımız var” diye buyurmuşsunuz ne de olsa. Samimiyetle katılır, alkışlarız o yarın için atacağınız adımları.

    Ama önce ne olur sorduğum şu basit soruları bir açıkla! 

Bu yazı 7983 defa okunmuştur .

Son Yazılar