Şu münafıklar olmasa!
Nur Sumeyra

Nur Sumeyra

Şu münafıklar olmasa!

18 Ağustos 2013 - 08:29

Hani şu sürekli kafa karıştıranlar. Vazifeleri icabı, doğruları yanlış, yanlışları doğru olarak gösterenler. Doğruların içine kattıkları fitne cümlelerle, insanları yanlış yönlendirenler. Doğruları kendi lehlerine, eğip bükenler.

       Ayeti Kerimede belirtildiği üzere “vay onların haline” denilenler.

      İşte “onlar” olmasa, doğrular ok gibi algılansa ve hedefini tam onikiden vursa…

      Bugün, bu halde olur muydu İslam Alemi?

      Hep bir suçlama mantığıyla hareket ediyoruz. Savunma mekanizmamızı çalıştırdıktan sonra. Özetle şunu diyoruz; Batı, dış mihraklar sebep buna, yoksa biz pekala da çok daha bütünlük arz edip, İslam’ın şartlarını bünyemizde tam tesis edebilirdik. Bu savunma mekanizmamız. Suçlama ise hemen akabinde; “onlar” olmasa biz böyle olmazdık.

      Tespit doğru olmasına doğru ama eksik. “Onlar” sırf “onlar”dan ibaret değil çünkü.

      Bizim Müslüman görünümlü öyle çok münafığımız var ki.

      Fitne, fesat, hizipçilik gırla…

      Tarihi bir gerçektir şu; bir yerde hakimiyet kurmanın esası, o yerin gayri memnun unsurlarından geçer.

       Münafıkların beslendiği, yaşam alanlarından yani. Efendilerine tepsi içinde sunmak için bulunmaz imkanlarla dolu unsurlardan.   

       Çünkü münafıklar bilir ki, içeriden destek olmazsa, dışarıdan yapılacak müdahale yetersizdir. Hatta çoğu zaman amacına ulaşamaz. Bunun için içeriden desteğe büyük oranda ihtiyaç vardır. Öyleyse münafıkların ilk hedefi bu unsurları kendi saflarına çekmektir. Zaten gayri memnundurlar, zaten kafaları sürekli karışmaktadır; münafıklarda daha da karışmasına yardımcı olurlar. Sonrası kıvamına gelmiş durumlara dış müdahale. Daha da sonrası “onlar” tarafından kurulmuş hakimiyet.

       Böyle böyle kuruldu İslam medeniyetlerinde dış hakimiyetler.

       Hiç azınmsanmaması gereken, hiç küçümsenmeyecek münafıklar sayesinde.

       Müslümanların çok net gerçeklerle ve gerekçelerle karşılaşmadan bu hakimiyetleri kabul etmesi de bu sebepten. Çünkü tam olarak bilmiyor muhatabı. Flu ve gayet karışık karşıdaki. Maşalara bakıyor, Müslüman. Söylenenlere bakıyor, hemen hemen yarısı doğru. Öyleyse, diyor ve yanlışları görmüyor.

       Bir asimilasyon süreci böylelikle amacına ulaşıyor. Doğrulara takla attırılıyor ya da işe gelen şekilde dizayn edilip, “Müslüman” sıfatı sadece kimlikte yazan bir hale getiriliyor.

       Düşünen ve akleden bir insanın yaşanan hadiseleri ve gelinen noktaları havsalasına aldıramaması bu yüzden. Mesela, o diyor ki, “kardeşlik diyoruz, hatta biz demiyoruz Allah diyor, bu nasıl kardeşlik?, bir Müslümanın bir Müslümanı öldürmesi mümkün değil diyoruz, fakat öldüren yine Müslümanlar, bunlar nasıl olabiliyor?” O yani düşünen ve akleden sürekli bunları soruyor, “onlar” tanımını tam yapamamış çünkü.

       “Onlar”ı sırf batı, dış mihraklardan ibaret sanıyor.

        Münafıklar öyle bir Müslüman görünümlü ki, “onlar”ın da “onlar” içine dahil olabileceğine inanmıyor, “onlar”a bunu kondurmuyor. Aynı çarkın dişlisi olduğuna imkan vermiyor.

         Halbuki o münafıklar olmasa, doğrular daha berraklaşacak, kavramlar daha netlik kazanacak ve sayı değil kalite daha üstün hale gelecek. (Hani diyoruz ya şu kadar Müslüman nüfusuna sahibiz, şu kadarcık düşmana yeniliyoruz filan diye, o bakımdan.)

       Biz “kardeşlik” derken mesela bu kavramın içini dolduracağız, “birlik” derken kıvırmayacağız, tam bir birliği tesis edeceğiz, kriterlerimiz İslam olduğu için içimizde gayri memnun unsurlar kalmamış olacak, dolayısıyla da münafıklar ve dış mihraklar, kendilerine beslenecek yaşam alanı bulamamış olacak.

      Yani söylediğimizle yaptığımız bir bütünlük arz edecek ve sağlam duruşlar sayesinde, o münafıklarda arada eriyip gidecek.

       Aksi takdirde o kan hep akacak, o münafıklar hep cirit atacak (çünkü o zemini hep bulacak) ve maalesef kardeş kardeşinin kuyusunu kazacak.

       Irak’ta, Suriye’de şimdi de Mısır’da olduğu gibi.

       Fakat ben her şeye rağmen ümitvarım. Öyle bir taraflık ortaya konulması gereken günlerdeyiz ki çok şükür münafıklarda bundan geri durmuyor ve biz kimin ne olduğunu midemiz bulanarak da olsa bu sayede öğrenmiş oluyoruz.

        İş ki bundan ders çıkarabilmemizde, yolun bundan sonraki kısmına münafıklardan tamamıyla arınmış olarak nasıl devam edilir bunun hesabını yapabilmekte.

        Yoksa, batıymış, dış mihraklarmış çok klişe ve anlamsız tespitler; gülünç suçlamalar.

        Biz kendi içimize bakalım. Her anlamda.  

Bu yazı 5196 defa okunmuştur .

Son Yazılar